|
İlim Yayma Yurdu penceresinden hayat, hatıralar
(II)
HER KONUŞMACIYA BAŞKA
DİNLEYİCİ
.:
Mehmet SACİT .:
İlim Yayma Yurdunda kaldığımız yıllarda yurdumuza çok sayıda konuşmacı
gelirdi. Bu konuşmacıların kimisi tanınmış yazarlar, siyasetçilerken, kimisi
de adı pek duyulmayan kişilerdi. İstanbul büyük bir şehir, ülkenin kültür ve
düşünce merkezi. Bu durumda pek tabii olarak düşünce dünyasıyla iç içe
yaşıyor insan. O yıllarda dinî, siyasî, entelektüel konularda derinlikli bir
üniversite öğrencisi kitlesi vardı. Öğrenci yurtları da konuşmacılar için
büyük bir potansiyeldi. Bizim yurdumuzun kütüphanesi aynı zamanda da ders
çalışma salonu konuşmalar için müsait bir yerdi. Orada çok verimli, zevkli
konuşmalara şahit oldum bazen, bazen de çok sıkıcılarına.
Kadir Mısıroğlu her yıl mutlaka gelirdi. Konuşmaları çok renkli geçerdi.
Saatlerce süren konuşmalarında biz kütüphaneden çıkar, işlerimizi,
ihtiyaçlarımızı halleder, konuşmayı dinlemeye devam etmek için tekrar oraya
dönerdik. Nispeten ilerlemiş yaşına rağmen son derece dinç bir görüntü
verirdi. Sürekli çay ve sigara içerdi. Akşam sekizde başladığı konuşmasını
sabaha karşı dört civarında bitirirdi. Başındaki fesi, elindeki bastonu
ayrılmaz parçalarıydı. Konuşması sırasında bir parantez açar, bir sürü
malumattan sonra parantezi kapatır, kaldığı yerden konuşmasına devam ederken
biz zekasına, hatırlama gücüne şaşardık. Konuşmaları hatıra üzerine
temellenirdi. Biraz da muhalif tarihçi kimliği konuşmalarına ilgiyi
artırırdı. Entelektüel bir duruşu yoktu. Kişiler üzerine yoğunlaştırdığı
anlatımlarında bazen kabul edemeyeceğimiz isnatlarda bulunurdu. Bir kere Ali
Bulaç’tan hazzetmezdi, ona karşı büyük bir öfkesi vardı. Onun gizli
inançları olduğundan bahsederdi. İran’daki siyasi/toplumsal dönüşümü kabul
etmez, CIA işbirliği olduğunda ısrar ederdi. Osmanlı’ya olan aşırı bağlılığı
Osmanlı idaresini günahsızlaştırma boyutuna varan bir seviyeye çıkarırdı.
Anlatımındaki doğulu hikaye anlatıcılarına benzerlik, kesintisiz bir biçimde
bizi onu takip etmeye iterdi. Düşünce dünyamıza pek bir katkısı olmasa da
İlim Yayma’daki arkadaşlarımla aramızdaki Kadir Mısıroğlu muhabbetleri
/değerlendirmeleri her zaman ilgi görürdü. Mustafa Cıdık arkadaşımın, Kadir
Mısıroğlu’yla kitap fuarında yaşadıkları uzun süre dilimizden düşmemişti.
Fuarda kendisine Ali Bulaç’ın mealini soran bir kişiye bastonunu havaya
kaldırıp fevkalade kızarak karşılık vermesini Mustafa’nın dilinden defalarca
dinlemişizdir. Bugün bile onunla ilgili anıları paylaşmak bize büyük bir haz
verir.
Ali Bulaç, yurdumuzda konuşma yapmaya gelen en kıymetli bir iki konuşmacıdan
biriydi. Entelektüel kişiliği, İslami hassasiyetleri ile diğerlerinden
sıyrılırdı. Konuşma dilini pek kavrayamadıklarından olsa gerek konuşmasını
dinleyen öğrenci sayısı oldukça azdı. Mesela, Kadir Mısıroğlu’nun
anı/tarih/şov merkezli anlatımları kütüphaneyi doldururken, Ali Bulaç’ın
konuşmalarında sadece sandalye sayısı kadar öğrenci konuşmayı dinlerdi. Ali
Bulaç’ı düşünce dünyasıyla kavrayamayan birçok arkadaş, onu siyasi ve dini
yönelimleriyle yargılamaya çalışırdı. Ben o yıllarda Ali Bulaç’ın
kitaplarının hemen tamamını okumuştum. En çok ilgi duyduğum, düşüncelerinden
yararlandığım yazarlardandı. Modern dünyayı tanıyıp tahlil etmede bize yol
gösterdiğine inanıyorum. Onun kitaplarını ilk okumaya başladığımda aynı
zamanda yeni bir dünyanın kelimelerini de kavramaya başlıyordum.
Konuşmalarında da aynı yaklaşım devam ederdi. Dedikoduya, magazine prim
vermeyen üslûbuyla didaktik, tahlilci bir anlatımı tercih ederdi. Ali
Bulaç’ın şivesi her zaman bana sıcak, ilgi çekici gelmiştir. Konuşmalarını
mutlaka sonuna kadar dinler, notlar alırdım. Ali Bulaç, sonraları yurdumuza
gelmemeyi tercih etti. Yurt müdürümüz kendisine sitem ederdi ama sanırım Ali
Bulaç öğrencilerin genel ilgisizliğinden dolayı böyle bir tercihte
bulunmuştu.
Yurt konuşmacılarından bir diğer renkli sîma da Yaşar Kaplan’dı. Kadir
Mısıroğlu gibi Yaşar Kaplan da arkadaşlarımızın sohbetlerinde önemli bir
yere sahip olurdu. İstanbul’da bulunmak birçok düşünce adamının hayatının
farklı yönlerini gözlemlemek/duymak imkânını veriyordu. Yaşar Kaplan
heyecanlı bir kişiliğe sahipti. Konuşması coşkuluydu. Gerçi ses tonundaki
tizlik yer yer rahatsız edici olsa da kendisini ilgiyle dinlerdik. İlim
Yayma konuşmacılarının birçoğuna gösterilen ilgi esasen anlattıkları
şeylerden neşet etmiyordu. Onların tavırları, jestleri, bazı kişilerle
ilgili hiçbir yerde duyamayacağımız anekdotları aktarmaları konuşmalarına
teveccühümüzü artırıyordu. Yaşar Kaplan biraz kendini övmeyi seven bir
kişiliğe sahipti. Bazı kavramları, mesela tıp bilimleriyle ilgili olanları
sosyal bilimlerin kelime hazinesine katmakla övünürdü. Konuşmalarında
yurttaki öğrenci arkadaşlara yeri geldiğinde bir sınıf ortamında olduğu gibi
sorular yöneltir, aradığı cevapları veren olmadıkça fevkalade memnun olurdu,
çünkü doğru cevapların sadece kendinde olduğu iddiasında idi.
“Paradoks nedir, paradoks?”
sorusu Yaşar Kaplan’la ilgili en temel espri ve hatırlatıcı ifade olarak
belleklerimizde bugün de tazeliğini koruyor. Din anlayışındaki bazı açmazlar
ve üslûbundaki bazı ilginç yaklaşımlar olmakla birlikte ben şahsım adına
Yaşar Kaplan’a sempati duyardım. Bir şeyler yapma gayreti içindeydi.
Özellikle bazı gelenekçi çevrelere karşı “Peygamberlik sanattır.” sözü
nedeniyle Akit gazetesindeki köşesinde yaptığı Cemaleddin Efgânî savunması
ona karşı muhabbetimi daha da artırmıştı. Yanılmıyorsam üç dört gün süren
köşe yazılarında Efgânî’ye dönük saldırılara karşılık vermişti. Ben de
yurdun panosuna bu yazıları fotokopi ederek asmıştım. Bu tavrım bazılarını
rahatsız etmiş olmalı ki ara sıra yurdumuza gelen, ismini şimdi
hatırlayamadığım, düşünce tıkanıklığıyla malul, kendince karizmatik duruşunu
kıyafetiyle destekleyen bir şahıs mescidde Efgânî’nin “sapık”lığını
ispatlama konuşması yapmıştı. Yurdun genel entelektüel seviyesi, takdire
şayan birikimleriyle temayüz eden bazı arkadaşların varlığına rağmen pek iç
açıcı değildi.
Yaşar Kaplan gibi heyecanlı konuşmacılar, kimi problemli açılımlarına rağmen
yurdun durağan düşünce hayatının hareketlenmesine katkıda bulunuyorlardı.
(Hatıraların konuşmacılar bölümü devam edecek.)
|