. Tasfiye . Edebiyat-Düşünce Dergisi Yıl 3 Sayı 9 Eylül-Ekim 2006



ALACA MEVSİMİ

 .: Elif KAYA .:


Eylül; ilk kapı vuruşu, ilk adım atışı kalbimize mevsimin. Lacivert düşünceler sarar benliğimizi, mora çalar gözlerimiz ilkin. Ayrılığı işleyen mevsimdir sonbahar, duruşumuzun durgunlaştığı, dilin sessizleştiği ister istemez içe dönük bir dünyaya girişimizdir.

Eylül başından kar tanelerini görene dek insanın içine çörekleniyor bu tür hissiyat, alaca kesilir tabiri caizse insan…

Sonra;

Çekilince köşelerine insanlar, bütün yıl boyunca yaptıkları hataları kırmaları, kırılmaları şöyle bir ölçüp tartacaklar; yani sonbahar bir nevi yıl sonu muhasebesidir, sıcak odalarında otururlarken sokakta rüzgarla cebelleşen insanları düşünmektirler. İçe dönük yaşamaktır ya içinde sıralanmış hesapları bir bir bitirmektir aslında, dile gelmeyen, söylenemeyen ısırgan otu gibi çileden çıkartan düşüncelerle tek tek hesaplaşmak… Yalnızlığa alışmak, yalnızları anlamak, unutmak bir müddet tüm sevgi sözcüklerini, kalbin bir kıyısına sıkıştırıp kilit vurmak üzerlerine, hüzün cezbesine kapılmak, sarmaş dolaş olmak, sana yabancı bir hayatla. Eylülün ızdırap yüklü mevsimine yakalanmak öyle kolay değil grip gibi geçicidir belki ama sizi inletmeden gitmez evvel Allah!

Yenilenmeye dua etmektir sonbahar, kabuk değiştirmek belki, belki çıplak kalmaktır, düşünsel bir çıplaklık, tüm doğruları koyduktan sonra bir kenara büsbütün bir doğru oluşturmak kendi kendine, bir kılıf biçmek, tekrar giyinmek bilmedik bir giysiyle.

Hiçbir şey söylenmez bazen, hiçbir şey; kelimeler hepten kifâyetsiz kalır, yara alırsın yaralanırsın. Yalnızlık işte o zaman ismiyle müsemma olur, yalnızlık da yalnız yaşayamaz yalnızlığını.

Ruhun konuştuğu, dışının ayazının içinin sıcaklığına karıştığı andır sonbahar.

Lâl kesilir insan, içi en gevezedir işte o zaman… Ruhun çatlakları alacaya çalınır, tamir edilir beden, tüm olumsuzluklardan kurtuluş için caba harcanır, güzel bir orkestra hazırlanır ruhunda bahar tadında….

Sonbahar illiklerimize kadar yalnızlığı işler. İşler ya; alaca hüzünler kaplar içimizi, sabahın alacasını, yaprakların alacasını, insanların alacasını alacaksın ve bir akşam alacasında savuracaksın hayata! Her yer rengârenk olacak, güz içine işleyecek tastamam hayatın!

Ee, savurmuştuk ya alacaları,

Ve boyadık yumuşak renklere hayatı…