|
ALACA MEVSİMİ
.:
Elif KAYA
.:
Eylül; ilk kapı vuruşu, ilk adım atışı kalbimize mevsimin. Lacivert
düşünceler sarar benliğimizi, mora çalar gözlerimiz ilkin. Ayrılığı işleyen
mevsimdir sonbahar, duruşumuzun durgunlaştığı, dilin sessizleştiği ister
istemez içe dönük bir dünyaya girişimizdir.
Eylül başından kar tanelerini görene dek insanın içine çörekleniyor bu tür
hissiyat, alaca kesilir tabiri caizse insan…
Sonra;
Çekilince köşelerine insanlar, bütün yıl boyunca yaptıkları hataları
kırmaları, kırılmaları şöyle bir ölçüp tartacaklar; yani sonbahar bir nevi
yıl sonu muhasebesidir, sıcak odalarında otururlarken sokakta rüzgarla
cebelleşen insanları düşünmektirler. İçe dönük yaşamaktır ya içinde
sıralanmış hesapları bir bir bitirmektir aslında, dile gelmeyen,
söylenemeyen ısırgan otu gibi çileden çıkartan düşüncelerle tek tek
hesaplaşmak… Yalnızlığa alışmak, yalnızları anlamak, unutmak bir müddet tüm
sevgi sözcüklerini, kalbin bir kıyısına sıkıştırıp kilit vurmak üzerlerine,
hüzün cezbesine kapılmak, sarmaş dolaş olmak, sana yabancı bir hayatla.
Eylülün ızdırap yüklü mevsimine yakalanmak öyle kolay değil grip gibi
geçicidir belki ama sizi inletmeden gitmez evvel Allah!
Yenilenmeye dua etmektir sonbahar, kabuk değiştirmek belki, belki çıplak
kalmaktır, düşünsel bir çıplaklık, tüm doğruları koyduktan sonra bir kenara
büsbütün bir doğru oluşturmak kendi kendine, bir kılıf biçmek, tekrar
giyinmek bilmedik bir giysiyle.
Hiçbir şey söylenmez bazen, hiçbir şey; kelimeler hepten kifâyetsiz kalır,
yara alırsın yaralanırsın. Yalnızlık işte o zaman ismiyle müsemma olur,
yalnızlık da yalnız yaşayamaz yalnızlığını.
Ruhun konuştuğu, dışının ayazının içinin sıcaklığına karıştığı andır
sonbahar.
Lâl kesilir insan, içi en gevezedir işte o zaman… Ruhun çatlakları alacaya
çalınır, tamir edilir beden, tüm olumsuzluklardan kurtuluş için caba
harcanır, güzel bir orkestra hazırlanır ruhunda bahar tadında….
Sonbahar illiklerimize kadar yalnızlığı işler. İşler ya; alaca hüzünler
kaplar içimizi, sabahın alacasını, yaprakların alacasını, insanların
alacasını alacaksın ve bir akşam alacasında savuracaksın hayata! Her yer
rengârenk olacak, güz içine işleyecek tastamam hayatın!
Ee, savurmuştuk ya alacaları,
Ve boyadık yumuşak renklere hayatı…
|