. Tasfiye . Edebiyat-Düşünce Dergisi Yıl 3 Sayı 9 Eylül-Ekim 2006


 

RAMAZANIN 19. SEHERİ

 

.: Halit Alper ŞİMŞEK .:


O vardı, o gün sırların sırrına eren, kimsenin de anlayamadığı sırrı açık eden.Bu gece de sevgilisiyle konuşurken bir ana uykudaydı. Günlerdir bu anı bekledi, her seher. Halkın içindeydi her an; ama Hak’la beraberdi.
Acılar boğazında düğüm gözünde diken de olsa sustu o; sırlarıyla, acılarıyla beraber.Yirmi beş yıl Medine Kuyularına derdini açtı. Hurma ağaçlarıyla söyleşti. Kavuşma anı yaklaşmıştı artık. Karanlıklar içindeki levhalarda yazılı olan Hakkın sırlarının okunacağı an gelecek birazdan.
Harun’a Musa menzilinde olan konuştu onunla. Uzun yıllar ayrılık sonrasında ilk kez yakında onunla. Ayrılmak istemiyordu ondan. Sabret! Yanıma geliyorsun sen de! Çok dertler çektirdi senin bıraktığın ümmetin bana. Samiri devesinin ardından yürüdüler diyar diyar. Çöle gömüldü zavallı canlar. Yeşil saraylar kurdular. On yedi yılın gücüyle saldırdılar, yağmaladılar. Senden sonra mihraba çıktı kırdığın putlar. Senin evlatlarına lanet okundu, Hak sözünü söylediğin mihrapta.
Beyaz bayrağın altında toplanmaktan nasıl kaçtı uzak kalan, gözlerinden uzak olanlar. Öylesine uzaklaşıp, hakka hakkın diliyle yalanda bulunanlar.
Amcaoğlu senin bıraktığın fidanı büyütmek için onu her gün sevdim, okşadım, kokladım. Ona zarar gelmesin diye nice acılara katlandım.
Ağaran sakalımı kırmızıya boyanmış görüyorum.
Gelişin yakındır senin, gel hadi.
Seni bekliyor burada ben ve eşin.
Yüz çevir onlardan, kavuş bize inan.
Oğlum dedeni gördüm. Yanına çağırıyordu beni.
Baba bizleri bırakma.
Gitmem gerek oğlum senin de sabrı benim gibi öğrenme vaktin geldi.
Dikilen fidan sana emanet olsun.
Ördekler kapının önünde feryat ediyor. Onlar da gitmemi istemiyor Kufe Mescidine seher vaktinde. Feryatlar yükselecek, Kufe Şehrinde.
Baba senin yerine ben kıldırsam namazı olmaz mı? Senin sözlerin içimi dağlıyor. Aramızdan ayrılacak son asker gibisin.
Benden sonra bu ağır yük senin omuzlarında sil gözyaşlarını. Metin ol şimdiden. Bilirsin bizim ne zaman ağladığımızı.
Yamalıklanmış ayakkabıları ile içeri giriyordu, kaba yünden yapılmış elbiseleri içinde.
Onu görenler selama durdular. Kötülerlerin kötüsü tetikteydi figüran göreviyle. Yüzünü gizler dördü birlikte.
Ezan okumaya çıkar. Seslenir seher vaktine, Kufe hurmalıklarına, Medine kuyularına, Kerbela Çölüne, Rebeze de gömülen Ebuzer’e.
Dedesi öldüğü gün aklına ezan sesiyle.
Annesi Fatma Bilal’in sesiyle kendinden geçtiği anı hatırlar otuz yıl evveldir. Ama şimdi canlanır gözünün önünde.
Babasının yüzüne bakar kalır öylece. Ayrılık saati bu kadar yakın mı olacaktır şimdi?
Ezandan sonra: Şahit olun Ey seher Ali senden önce hiç uyandı mı? Senin ilk aydınlığınla seni uykuda karşıladı mı?
Şahit olun ey şehir! Adaletten bir dirhem ayrıldı mı Ali? Kölenin ve valinin hakkı bir oldu mu elinde?
Şahit olun ey sabahyıldızı! Bütün acılara, haksızlıklara rağmen Rasullah’ın yadigârına hiç sahipsizlik yaptı mı Ali?
Şahit olun ey çöl kumları benden sonra evlatlarım da kırmızı ve beyaz çizgiyi devam ettirecekler. Tevhid ve adalet yolunda.
Kitabın sırlarını bilen Hak aşığına yol açın diye seslenirler aralarında.
Adım adım gider Allah kokusunu duymaya.
Adım adım gider onunla konuşmaya ve gider onu secdede öpmeye
Gider onunla miraca yükselmeye.
Tekbir alır dünyayı boşayan zahit. Cennetin ve cehennemin sınırları arasında dolaşan Âdemoğlu gözünden kaybolur. Gözünde perdeler kalksa, cennetin ve cehennemin mesafesi arasında; zere kadar bir şey değişmez şimdi o imanda
Alnı secdeye değecektir. Sevgilisini öpmek, onu koklamak için. Sen bütün eksikliklerden uzak olansın demeye başlar ona.
Kötülerden bir kötü kılıcıyla saldırır Ali Murtaza’ya secde anında
Ağaran sakalı kırmızıya boyanan Ali: Boynuma inen kılıç darbesi beni sevgilime götüren oldu der, oğluna.
Sakın ha ellerini sıkı bağlamayın onun. Aç ve susuz bırakmayın onu. Sakın ha! İşkence etmeyin ona. Ben ölünceye kadar bekleyin. Hakkın hükmünü bir anda uygulayın onaç
Denizden ayrılan damlalar tekrar ona kavuşma çabasıyla; dere olur, ırmak olur, nehir olur. Başını taştan taşa vurup giderler denize.
Pabuçları kıyıda kalmış bir adam yamalanan pabuçları kıyıda kalmış denize ulaşır, kırmızı renkli sakalıyla.