|
RAMAZANIN 19. SEHERİ
.:
Halit Alper ŞİMŞEK .:
O vardı, o gün sırların sırrına eren, kimsenin de anlayamadığı sırrı açık
eden.Bu gece de sevgilisiyle konuşurken bir ana uykudaydı. Günlerdir bu anı
bekledi, her seher. Halkın içindeydi her an; ama Hak’la beraberdi.
Acılar boğazında düğüm gözünde diken de olsa sustu o; sırlarıyla, acılarıyla
beraber.Yirmi beş yıl Medine Kuyularına derdini açtı. Hurma ağaçlarıyla
söyleşti. Kavuşma anı yaklaşmıştı artık. Karanlıklar içindeki levhalarda
yazılı olan Hakkın sırlarının okunacağı an gelecek birazdan.
Harun’a Musa menzilinde olan konuştu onunla. Uzun yıllar ayrılık sonrasında
ilk kez yakında onunla. Ayrılmak istemiyordu ondan. Sabret! Yanıma
geliyorsun sen de! Çok dertler çektirdi senin bıraktığın ümmetin bana.
Samiri devesinin ardından yürüdüler diyar diyar. Çöle gömüldü zavallı
canlar. Yeşil saraylar kurdular. On yedi yılın gücüyle saldırdılar,
yağmaladılar. Senden sonra mihraba çıktı kırdığın putlar. Senin evlatlarına
lanet okundu, Hak sözünü söylediğin mihrapta.
Beyaz bayrağın altında toplanmaktan nasıl kaçtı uzak kalan, gözlerinden uzak
olanlar. Öylesine uzaklaşıp, hakka hakkın diliyle yalanda bulunanlar.
Amcaoğlu senin bıraktığın fidanı büyütmek için onu her gün sevdim, okşadım,
kokladım. Ona zarar gelmesin diye nice acılara katlandım.
Ağaran sakalımı kırmızıya boyanmış görüyorum.
Gelişin yakındır senin, gel hadi.
Seni bekliyor burada ben ve eşin.
Yüz çevir onlardan, kavuş bize inan.
Oğlum dedeni gördüm. Yanına çağırıyordu beni.
Baba bizleri bırakma.
Gitmem gerek oğlum senin de sabrı benim gibi öğrenme vaktin geldi.
Dikilen fidan sana emanet olsun.
Ördekler kapının önünde feryat ediyor. Onlar da gitmemi istemiyor Kufe
Mescidine seher vaktinde. Feryatlar yükselecek, Kufe Şehrinde.
Baba senin yerine ben kıldırsam namazı olmaz mı? Senin sözlerin içimi
dağlıyor. Aramızdan ayrılacak son asker gibisin.
Benden sonra bu ağır yük senin omuzlarında sil gözyaşlarını. Metin ol
şimdiden. Bilirsin bizim ne zaman ağladığımızı.
Yamalıklanmış ayakkabıları ile içeri giriyordu, kaba yünden yapılmış
elbiseleri içinde.
Onu görenler selama durdular. Kötülerlerin kötüsü tetikteydi figüran
göreviyle. Yüzünü gizler dördü birlikte.
Ezan okumaya çıkar. Seslenir seher vaktine, Kufe hurmalıklarına, Medine
kuyularına, Kerbela Çölüne, Rebeze de gömülen Ebuzer’e.
Dedesi öldüğü gün aklına ezan sesiyle.
Annesi Fatma Bilal’in sesiyle kendinden geçtiği anı hatırlar otuz yıl
evveldir. Ama şimdi canlanır gözünün önünde.
Babasının yüzüne bakar kalır öylece. Ayrılık saati bu kadar yakın mı
olacaktır şimdi?
Ezandan sonra: Şahit olun Ey seher Ali senden önce hiç uyandı mı? Senin ilk
aydınlığınla seni uykuda karşıladı mı?
Şahit olun ey şehir! Adaletten bir dirhem ayrıldı mı Ali? Kölenin ve valinin
hakkı bir oldu mu elinde?
Şahit olun ey sabahyıldızı! Bütün acılara, haksızlıklara rağmen Rasullah’ın
yadigârına hiç sahipsizlik yaptı mı Ali?
Şahit olun ey çöl kumları benden sonra evlatlarım da kırmızı ve beyaz
çizgiyi devam ettirecekler. Tevhid ve adalet yolunda.
Kitabın sırlarını bilen Hak aşığına yol açın diye seslenirler aralarında.
Adım adım gider Allah kokusunu duymaya.
Adım adım gider onunla konuşmaya ve gider onu secdede öpmeye
Gider onunla miraca yükselmeye.
Tekbir alır dünyayı boşayan zahit. Cennetin ve cehennemin sınırları arasında
dolaşan Âdemoğlu gözünden kaybolur. Gözünde perdeler kalksa, cennetin ve
cehennemin mesafesi arasında; zere kadar bir şey değişmez şimdi o imanda
Alnı secdeye değecektir. Sevgilisini öpmek, onu koklamak için. Sen bütün
eksikliklerden uzak olansın demeye başlar ona.
Kötülerden bir kötü kılıcıyla saldırır Ali Murtaza’ya secde anında
Ağaran sakalı kırmızıya boyanan Ali: Boynuma inen kılıç darbesi beni
sevgilime götüren oldu der, oğluna.
Sakın ha ellerini sıkı bağlamayın onun. Aç ve susuz bırakmayın onu. Sakın
ha! İşkence etmeyin ona. Ben ölünceye kadar bekleyin. Hakkın hükmünü bir
anda uygulayın onaç
Denizden ayrılan damlalar tekrar ona kavuşma çabasıyla; dere olur, ırmak
olur, nehir olur. Başını taştan taşa vurup giderler denize.
Pabuçları kıyıda kalmış bir adam yamalanan pabuçları kıyıda kalmış denize
ulaşır, kırmızı renkli sakalıyla.
|