. Tasfiye . Edebiyat-Düşünce Dergisi Yıl 3 Sayı 9 Eylül-Ekim 2006



KURUYAN ELLERİMİZ BİR TAŞI KAVRASA

.: Ahmet ÖRS
.:

 

Karanlık/aydınlık bir yaz/yangında yaz

Başlangıcından beri vardı. Hep devam edecek. Aslında olmaması mümkün değil ama insan da alışıyor bir kere. Rahatlık cezb edicidir elbette. Ama başlayınca da bir yangın gibi sarıveriyor her tarafı. Uyanmış/uyanık kim varsa alevlerin arasında buluyor kendini. Yazın yangın çıktı. Çıkan yangın ne alevler yaktı küllenmiş yüreklerde bir bilseniz. Yangın Lübnan’dan Filistin topraklarına, oradan Anadolu’ya, Venezuela’ya kadar uzandı. Korkmamak lazım her yangından. Her yangın kötü değildir aslında. Kötülüklerin yok edilmesine öncü olabilecek yangınlar kıymetlidir, bilesiniz. Bu yangın zaten çıkması gereken bir yangının sadece kıvılcımlarından bir tanesi. Canavar/şeytan saldırsa da pervasızca bir karşılık göreceğini iyice anladı artık. Biraz değil epeyce ürktü. Tahmin etmediği yerlerden direniş yakaladı onu. Vaad’le anılacak bir canavarlık yaptı ya büyük şeytan ta ötelerden ortadoğudan da topladığı ehibbasıyla yardıma koştu hemen ama korkmayın, yenilecekler. Hesaplaşma kaçınılmazdır, sıkı durun. Sağlam basın, ayağınız kaymazsa mustazafların önderisiniz. Müstekbirlerin sizden ne kadar ürktüğünü görmediniz mi?

Kalbime bir yazı yazsan diyorum her yaz

Yazılacak yazılarımız tükenmedi. Her geçen gün artıyor. Artan arzu, yapılan hiçlikse eğer olması gereken ne? Baktım ki etrafıma, okuyup öğrendiğime her şey apaçık ortada, her şey basit. Bir adım at lütfen, sadece bir adım. Adım atarsan eğer kurtuluşundur, bunu bil. Yaratanına karşı yapacağın en büyük şey bu: Bir adım atmak. Bir adım büyük bir şeydir, yani devasa bir şey. Sesini duyamadığımda çok üzülüyorum. Çünkü biliyorum ki sesini duyamadığında beni dinlemiyordun. Beni dinlemiyorsan eğer kulağın başka yerdedir mutlaka. Başka yere kulak verdinse ya sen, ya ben kaybettik. Evet. Zorunlu olarak kaybettik. Kaybetmeyelim istiyorum, lütfen kulak ver ve bir adım at. Sen bir adım at bu defa da biz ardından gelelim. Kalbime bir yazı yaz. Bu defa da sen yaz yazıyı kalbime de biraz nefes alayım. Öyle bunalıyorum ki bazen Kitab’ın da diriltici çağrısı olmasa halim duman. Kendini koyuverme. Bir adım atarsan hepimiz kurtulacağız. Bak, yükün ne kadar ağır. Hala durursan bu yükü kim kaldıracak? Yola düşersen yanındayım, hemen az birazcık sağ yanında, çekinme hizmetkârınım.

Ayazlara kadar yazsak olur mu yaz

Ne desem yalan olur derler ya, tam bir çaresizlik açılımıdır esasen, yazsan da bir şey olmaz, yazmasan da. Tasfiye var Tokat’ta ama Tokat yok çoğu zaman. Ben varsam nerden belli, kim tanır seni, kim bilir? Sesini kime ilettin, kime verdin, neden bakmıyorsun kendine? Tasfiye var ülkemde ama ülkemde kaç kişi var… Seni seviyorum, kelimenin bayrağına sarıyorum nefesimi. Olsun. Olduğu kadar tevekkülüne gülümserim ben de. Oranın yangını en azından yüreğimde karşılık bulmuş ya belki de kalbime yazmasını istediğim bir gün tam olarak yanar. Ayaza kadar yazalım istiyorum. Okumazsan da yazalım. Olur ya belki bir okuyan bulunur. Kitab’ı bile bir müddet okumamışlardı. Ayazlara kadar yazalım da ayazları ısıtan bir nefes olalım. Tasfiye çıksın, Tasfiye yazsın, arındırsın önce kendini sonra sizin sesinizi. Ayazlara kadar yazalım, ayazda da yazalım. Belki bir dahaki yaza bir yangın daha çıkar, biz de yangını üfleriz. Herkes üfler yangına, kimi söndürmek için, kimi harlamak. Bir konuşma yapsak kaç saat sürer, konuşmayı dinleyen bulunur mu acaba? İster konuş, ister yaz ama araya bir poster sıkıştırsan ne olur sanki? Belki daha iyi kavrarlar da ayazları yangın kılarlar, ne diyeyim. Son cümleye havale edelim biz de.

Radyo devri bitti ya olsun/yaşadığımızdı yaz


Arkadaşım bir şiir gönderdi yazın yangını ortasında, ortanın doğusundan bahsediyordu, İsa Marangoz’un şiiri. Hoşuma gitti. Bir çadır ki, Tokat’tan nefes gönderildi Filistin’e, Beyrut’a, oraya astım ben de onu. Herkes sevdi. Radyo yoktu ama Feyruz’un şarkılarını sanırım herkes duydu. Sakallı adamla radyodaki feyruz’un sesi birbirine karıştı, fark edemedi kimse, Tokat kalesine doğru yükseldi. feyruz radyoda şarkı söylüyor; acıdan almış bu sesi. Feyruz, Beyrut radyosunda söylüyor ya bizim radyo Beyrut radyosunu çekmiyordu. Arkadaşlara sordum onlar da alamamışlar sesi. Sonra birden Beyrut radyosu Tokat’ta çekmeye başladı, önce cızırtılı. beyrut radyosunda feyruz söylüyor deyince herkes frekansını nereye ayarlayacağını biliyordu. İşte sen de artık kalbime o yazıyı yazsan diyorum artık. Ne olur, birazcık baksan bu yana. Radyodaki ses kadar olsan, Beyrut radyosunu Feyruz’un sesi, direnişin cesaretiyle buraya taşısan, ne olur? Ayazlara bileylense yüreklerimiz, kuruyan ellerimiz bir taşı kavrasa, Aksâ’nın üzerinden aşıp hedefini bulsa, ha?