|
KURUYAN
ELLERİMİZ BİR TAŞI KAVRASA
.:
Ahmet ÖRS
.:

Karanlık/aydınlık bir yaz/yangında yaz
Başlangıcından beri vardı. Hep devam edecek. Aslında olmaması mümkün
değil ama insan da alışıyor bir kere. Rahatlık cezb edicidir elbette.
Ama başlayınca da bir yangın gibi sarıveriyor her tarafı. Uyanmış/uyanık
kim varsa alevlerin arasında buluyor kendini. Yazın yangın çıktı. Çıkan
yangın ne alevler yaktı küllenmiş yüreklerde bir bilseniz. Yangın
Lübnan’dan Filistin topraklarına, oradan Anadolu’ya, Venezuela’ya kadar
uzandı. Korkmamak lazım her yangından. Her yangın kötü değildir aslında.
Kötülüklerin yok edilmesine öncü olabilecek yangınlar kıymetlidir,
bilesiniz. Bu yangın zaten çıkması gereken bir yangının sadece
kıvılcımlarından bir tanesi. Canavar/şeytan saldırsa da pervasızca bir
karşılık göreceğini iyice anladı artık. Biraz değil epeyce ürktü. Tahmin
etmediği yerlerden direniş yakaladı onu. Vaad’le anılacak bir canavarlık
yaptı ya büyük şeytan ta ötelerden ortadoğudan da topladığı ehibbasıyla
yardıma koştu hemen ama korkmayın, yenilecekler. Hesaplaşma
kaçınılmazdır, sıkı durun. Sağlam basın, ayağınız kaymazsa mustazafların
önderisiniz. Müstekbirlerin sizden ne kadar ürktüğünü görmediniz mi?
Kalbime bir yazı yazsan diyorum her yaz
Yazılacak yazılarımız tükenmedi. Her geçen gün artıyor. Artan arzu,
yapılan hiçlikse eğer olması gereken ne? Baktım ki etrafıma, okuyup
öğrendiğime her şey apaçık ortada, her şey basit. Bir adım at lütfen,
sadece bir adım. Adım atarsan eğer kurtuluşundur, bunu bil. Yaratanına
karşı yapacağın en büyük şey bu: Bir adım atmak. Bir adım büyük bir
şeydir, yani devasa bir şey. Sesini duyamadığımda çok üzülüyorum. Çünkü
biliyorum ki sesini duyamadığında beni dinlemiyordun. Beni dinlemiyorsan
eğer kulağın başka yerdedir mutlaka. Başka yere kulak verdinse ya sen,
ya ben kaybettik. Evet. Zorunlu olarak kaybettik. Kaybetmeyelim
istiyorum, lütfen kulak ver ve bir adım at. Sen bir adım at bu defa da
biz ardından gelelim. Kalbime bir yazı yaz. Bu defa da sen yaz yazıyı
kalbime de biraz nefes alayım. Öyle bunalıyorum ki bazen Kitab’ın da
diriltici çağrısı olmasa halim duman. Kendini koyuverme. Bir adım
atarsan hepimiz kurtulacağız. Bak, yükün ne kadar ağır. Hala durursan bu
yükü kim kaldıracak? Yola düşersen yanındayım, hemen az birazcık sağ
yanında, çekinme hizmetkârınım.
Ayazlara kadar yazsak olur mu yaz
Ne desem yalan olur derler ya, tam bir çaresizlik açılımıdır esasen,
yazsan da bir şey olmaz, yazmasan da. Tasfiye var Tokat’ta ama Tokat yok
çoğu zaman. Ben varsam nerden belli, kim tanır seni, kim bilir? Sesini
kime ilettin, kime verdin, neden bakmıyorsun kendine? Tasfiye var
ülkemde ama ülkemde kaç kişi var… Seni seviyorum, kelimenin bayrağına
sarıyorum nefesimi. Olsun. Olduğu kadar tevekkülüne gülümserim ben de.
Oranın yangını en azından yüreğimde karşılık bulmuş ya belki de kalbime
yazmasını istediğim bir gün tam olarak yanar. Ayaza kadar yazalım
istiyorum. Okumazsan da yazalım. Olur ya belki bir okuyan bulunur.
Kitab’ı bile bir müddet okumamışlardı. Ayazlara kadar yazalım da
ayazları ısıtan bir nefes olalım. Tasfiye çıksın, Tasfiye yazsın,
arındırsın önce kendini sonra sizin sesinizi. Ayazlara kadar yazalım,
ayazda da yazalım. Belki bir dahaki yaza bir yangın daha çıkar, biz de
yangını üfleriz. Herkes üfler yangına, kimi söndürmek için, kimi
harlamak. Bir konuşma yapsak kaç saat sürer, konuşmayı dinleyen bulunur
mu acaba? İster konuş, ister yaz ama araya bir poster sıkıştırsan ne
olur sanki? Belki daha iyi kavrarlar da ayazları yangın kılarlar, ne
diyeyim. Son cümleye havale edelim biz de.
Radyo devri bitti ya olsun/yaşadığımızdı yaz
Arkadaşım bir şiir gönderdi yazın yangını ortasında, ortanın doğusundan
bahsediyordu, İsa Marangoz’un şiiri. Hoşuma gitti. Bir çadır ki,
Tokat’tan nefes gönderildi Filistin’e, Beyrut’a, oraya astım ben de onu.
Herkes sevdi. Radyo yoktu ama Feyruz’un şarkılarını sanırım herkes
duydu. Sakallı adamla radyodaki feyruz’un sesi birbirine karıştı, fark
edemedi kimse, Tokat kalesine doğru yükseldi. feyruz radyoda şarkı
söylüyor; acıdan almış bu sesi. Feyruz, Beyrut radyosunda söylüyor ya
bizim radyo Beyrut radyosunu çekmiyordu. Arkadaşlara sordum onlar da
alamamışlar sesi. Sonra birden Beyrut radyosu Tokat’ta çekmeye başladı,
önce cızırtılı. beyrut radyosunda feyruz söylüyor deyince herkes
frekansını nereye ayarlayacağını biliyordu. İşte sen de artık kalbime o
yazıyı yazsan diyorum artık. Ne olur, birazcık baksan bu yana. Radyodaki
ses kadar olsan, Beyrut radyosunu Feyruz’un sesi, direnişin cesaretiyle
buraya taşısan, ne olur? Ayazlara bileylense yüreklerimiz, kuruyan
ellerimiz bir taşı kavrasa, Aksâ’nın üzerinden aşıp hedefini bulsa, ha?
|