|
Tasfiye . Edebiyat-Düşünce Dergisi Yıl 4 Sayı 13 Eylül - Ekim '07 |
|
MEDİNE
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
_ _ _ _ _ _ _
Yeşim ALKAN Önce tanışalım seninle… Olan bitenden habersiz olan bu parkta, olan bitenden habersiz gülüşen çocukların cıvıltıları eşliğinde Ve bir gözyaşı güzelliğinde..
Neden o gülüşenlerden biri olmadığını sormayacağım çünkü bu duruşu tanıyorum ben. Öyleyse bu tanışmaya ne gerek var, deme. Bakışları aynı keskinliğe erişmiş olanların birbirine sığınması şart olan bir dünya burası ve senin gibi bir sürgünüm burada ben de… Sürgünüm senin gibi… Sürgünüm seninki gibi…
Aslında ben, beni kendi peşime takan soruların peşindeydim ilkin. Ve sessizce haykırmak sözünü herkes kullanınca başladı benim bağıra bağıra ağlamam. Üstelik çok özlemiştim meyve ağaçları bıraktığım yerleri. Gidesim geliyordu ikide bir.
Ama sonra, sen televizyondaki o saçma filmi izliyor gibi yaparken uzaktan izlediğim gözlerine sakladım özlemlerimi. Dokuz yaşındaki bir kızın demir bakışlı gözlerine…
Ve bağırmak istedim bir an.
Medine! Ne işi var bunların gözlerinde? Tekbirler arasında kurşunların işi ne? Kim yaptı gözlerin önünde bunları? Buna dayanamam! Kalabalık, çığlık, kan ve yakarış dolu bu sahneleri sil gözlerinden ve saklan sineme! diye…
Vazgeçtim, meydanlarda bağıran kalabalıkların aklına gelmediğin aklıma gelince. Gelince aklıma duyarlıymış gibi yapan duygusuzların megafonlara bağıran adamları… ve çıkarınca içlerinden müstesnaları…
Sadece şunu demek kaldı geriye:
Sakla gözlerini Çeçen kızı, kimse görmesin. Sen ki hicrete zorlanmış bir Medine’sin.
|
|
|