Tasfiye . Edebiyat-Düşünce Dergisi Yıl 4 Sayı 13 Eylül - Ekim '07


İSMET ÖZEL:KASINTI VE GERÇEK

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  Ahmet ÖRS
İsmet Özel hem şiiri hem de dini-siyasi yönelişleriyle Türkiye’de önemli tartışmaların merkezinde olmuş bir isim. Gelenekten kopuk bir isim olarak sosyalist çizgide ortaya çıkışı, daha sonra İslami bir tercihle hayatına yeni bir pencere açışı sanatını ve sosyal duruşunu fazlasıyla etkiledi.

 

            Sanatı

             İsmet Özel de her şeyden önce N. Fazıl gibi bir “şair”dir. Diğer uğraşların hiçbirisiyle hemhal olmasa da şairlik onu tanımlamak için yeterli bir sıfat ama İsmet Özel’den sadece bir şair olarak bahsetmek mümkün müdür?

             İsmet Özel’in şiirde kuvvetli bir isim olduğunda hemen herkes hemfikirdir. Erken yaşta gelen şöhreti İsmet Özel fazlasıyla hak eden bir yeterlilikle yer almıştır edebiyat dünyasında. Öteden beri savunduğumuz bir tez olarak İsmet Özel’in şairliğini besleyen ve onu edebiyat dünyasında popüler kılan esasında onun ideolojik duruşudur. Bir kampın nitelikli şairidir o. Bir kampın adamı olmasa da adını görünür kılabilirdi mutlaka ama bu ölçekte olabilme ihtimali son derece kuşkuludur.

            Erken yaşta gelen sosyalist dünya görüşü çerçevesindeki şöhreti İsmet Özel için ilk ve son durak olmadı. Oradan İslam düşüncesini tercih etmesi hayatında önemli bir aşama olurken edebiyat çevreleri için de büyük bir sürpriz oldu. Artık esaslı isyan ve muhalif duruşun şairi şiirini İslami hassasiyetlerin modern dünyayı algılaması üzerine inşa etmeye çalışacaktı.

            “Evet İsyan” şairi olarak belleklerimizde yer eder İsmet Özel, bir de “Amentü” şairi olarak. Evet İsyan’daki duruşa Amentü şiirindeki teslimiyet aykırı mıdır diye düşünürken şairin geçmiş şiirlerini diğer muhtedi duruşlarda olduğu gibi reddetme eğiliminde olmaması bize bir ip ucu vermelidir ama şiirin yeni yöneliminde aradaki uyuşmazlık kendini açıkça göstermektedir.

            Sosyalist çerçevenin belki de gönülsüz şairi olan İsmet Özel’i meşhur eden devrimci, isyankar duruşu İslami yönelişinde kendini gösteremedi ya da şair artık biraz gönülsüzce dillendirdiği isyankar ruhu zorlamayla da olsa devam ettirmek niyetinde değildi. Waldo’da siyasi mücadele içinde zorla yer aldığını, Che’ye karşı Fidel’in tarzını her zaman tasvip ettiğini zaten kendisi ifade eder. Buradan şu sonucu çıkarmamız sanırız ki haksızlık olmaz: Dönemin toplumsal yönelişleri sonucu şiir dilini sosyalizmin isyancı bayrağıyla süsleyen İsmet Özel, o katarı terk edip bu tarafa geçince karakterine uygun dingin bir çizgiyi, fazlaca harekete meyletmeyen tercihini şiirlerine yansıtmaya başlamıştır.

            İsmet Özel bir semboller şairidir. Modern dünyanın ürettikleriyle eksik ya da fazla, hesaplaşma eğilimi şiirlerinde görülür. İlk dönem diye adlandıracağımız sosyalist dünya görüşü çerçevesinde oluşturulmuş şiirleri bu bağlamda daha ziyade kavga, mücadele şiirleri olarak adlandırılabilir. Modern olanla hesaplaşma bu dönem için zaten düşünülemez. Sosyalizmin modern düşüncenin bir varyantı olduğunu kabul edersek modern olanı tahlil edip onu açığa çıkarma çabasının İslami çizgideki ikinci dönem için geçerli olduğu söylenmelidir. Sosyalist döneminde kavgayı, mücadeleyi dillendiren şiirlerinde büyük bir coşku varken ikinci dönemde bu bir hikmet arayışına dönüşmüş gibidir. İsmet Özel’in adını sahneye çıkaran ilk dönem dilindeki coşkunluğunda dönemin etkisi son derece açıktır. Sadece ülkemizde değil bütün dünyada yükselen sosyalist hareketler özgürlüğü, kurtuluş çağrısını söylem olarak benimsiyor ve bunu da sanatlarıyla takviye ediyorlardı. Dolayısıyla o çizgide yer alan Özel için de bu bir nevi kaçınılmaz bir tercihti.

            İkinci döneminde sanki durulmuş, isyan bayrağını gönderden indirmiş bir şair buluruz karşımızda. Alanlara çağıran, partizanca söylemleri mısralarından eksik etmeyen, bütün dünyanın çocukları için mücadele ettiğini haykıran şair gitmiş, yerine sanki şeyhinin terbiyesinden geçmiş suskun bir derviş gelmiştir. Materyalizmin dünya görüşünden İslam’ın kurtuluş çağrısına yönelmesi sadece İsmet Özel için değil herkes için takdir edilmesi gereken bir tercihtir muhakkak ama bu meyanda kanaat belirtenlerin cevaplaması gereken önemli bir soru dolaşmaktadır ortalıkta: İlk dönemin şiirlerinde kendini gösteren kavganın, mücadelenin gerekçeleri birden bire kaybolmuştur da o nedenle mi İslamcı şair adaletsizliklerle mücadeleyi şiirine artık almamaktadır; yoksa İslam’ın böyle bir tercihi yok mudur? Dergilerde, sohbet mahfillerinde bu soru layıkıyla tartışılmalıdır. İslam’ın şairi toplumsal sorunlardan neden azade olsun, eğer bunu yapmıyorsa kulluğun neresinde durmaktadır, gibi sorular kesinlikle tartışılmalı ve cevaplanmalıdır. Her türlü açmaz ve yetersizliğine rağmen N. Fazıl, İslami duruşun dilini şiirine yansıtmaya çalışan bir çaba ortaya koymuş ve mücadele şiirini üretmeye çalışmış, hayatında da fiili olarak bu tutumunu örneklendirmiştir.

            İkinci dönemde daha yoğun bir sembolik anlatımla mücehhez görürüz Özel’in şiirlerini. Modern insanın açmazlarını, yaşadığı travmaları işler şair uzun şiirleri boyunca. Bütün bunları yaparken de kelime tercihlerinde de farklılıklar gösterir. Çoğunu ancak tarama sözlüklerinde ancak bulabileceğimiz kaybolmuş kelimeleri kullanır sıklıkla. Anlaşılması güç mısralar biriktirir ve kimini kendi yaşamı ekseninde oluşturur. Erbain, İsmet Özel’in bir şair olarak kendini biriktirmesinin adıdır ve onunla özdeşleşmiştir. Ondan sonra gelen ‘Bir Yusuf Masalı’ farklı bir yerde durmaktadır. Geleneksel bir deneme olarak görebiliriz onu. O çalışma da sembollerin yoğunluğuna bırakmıştır kendini.

            İsmet Özel’in İslami yönelişinin ilk dönemdeki muhalif duruşu coşkuyla dillendiren mücadeleci üslubuyla bir harman oluşturması zannımızca en büyük kazanım olabilirdi ama şairin karakteri icabı bu mümkün olamadı. Bize hikmetler öğretmeye kalkan, mısralarına gizli anlamlar yerleştirmeye çalışıp hayran kitlesi üreten şairin ilk çizgisinde hakiki bir evrimle yaşamaması bir talihsizlik olarak kaldı hep.

 

            Düşünce dünyası 

             Bir şairdir İsmet Özel her şeyden önce. Diğer muhtedi yazar çizer takımı gibi şairin de imanı tercihi İslami çevrelerden derin bir teveccühe mazhar oldu. Dönemin de farklı bir özelliği vardı. Her ne kadar sosyalist hareketler dünyada ve Türkiye’de bir yükseliş içinde olsa da İslam düşüncesi de hemen hemen aynı süreci yaşıyordu. Ortadoğu’da İslam düşüncesi alanında önemli hareketlilikler cereyan ediyor, bunların yansımaları da buralarda karşılık buluyordu. Geleneksel ve modern sapmalardan bağımsızlaşan tevhidi düşünce okuyan insanları etkiliyordu. İsmet Özel’in de bu süreçten bağımsız kalması elbette düşünülemez ama zamandaşlarından birçoğu gibi Kur’an temelli bir düşünceyle tam manasıyla tanışamaması her zaman büyük bir eksiklik olarak şairde kendini gösterdi. Gerek şiiri gerekse de denemelerinde bu oldukça belirgin bir durumdur.

            Şair İsmet Özel çok sayıda kitap yayınladı. Meraklıları kitapların isimlerindeki orijinalliği fark ederler. Şair olması sanırız ki nesrinde de Özel’i etkilemiştir. Sembolik anlatımlar şiirinde olduğu gibi denemelerinde de devam eder ve İslam düşüncesinde derinleşemediğinden olsa gerek İsmet Özel, umumiyetle politik zeminde ve siyasi parti dolayımında İslamcılık ve siyaset değerlendirmeleri yapar. Güçlü olsun zayıf olsun tevhidi süreçleri hiçbir zaman takip etmez, yazı ve konuşmalarında onları değerlendirmez.

            Özel’in bu tutumu iki açıdan değerlendirilebilir ancak: Ya tamamen o çizgiden azade hissetmektedir kendini ya da o konuda pek bir şey bilmez. Biz ikinci seçeneğin bu konuda daha doğru olduğu düşüncesindeyiz. Eğer bu doğruysa çok bilmiş edaların şairi için bu da kötü bir puan olmalıdır. Çünkü iddialı laflar söylerken kendi çizgisi dolayımındaki hareketleri çözümleyememiş olması kendi adına yetersizlik ifade eden bir durumdur.

            İsmet Özel’in yazıp söylemekten başka bir şey yapmayan, yıllarca bir Müslüman olarak elini taşın altına koymayan sorumsuz tutumu hiçbir şekilde kabul edilemez. Şair kendini kasan, beğenen tarzında her zaman ısrarcı olmuştur. Haklı bir takdiri getiren şairliği için söylenecek pek bir şey yok ama sosyal çözümlemelerindeki çuvallamaları kabul edilir cinsten değildir. Hayran kitlesinin kendisine kazandırdığı ekstra güvenler şairin duruşunu her zaman olumsuz etkilemiştir. Bir insanı kulluk çizgisinde hatalara sürükleyebilecek talihsizlikler Özel’in de başına gelmiştir ve modern bir şeyh olarak her sözü adeta genç şairler tarafından kutsanarak benimsenmiş, şair de kendini lâ yüs’el olarak kabul etmiştir.

            Son yıllardaki “Türkçü” vurgusu İsmet Özel’in İslam düşüncesi bağlamında ne kadar sığ olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koymuştur. Anadolu’dan başladığını ifade ettiği Türklük bilinci ulusalcılarınkine tam olarak benzemese de onlara yakınlık gösterdiği alanlar yok da değildir. Tevhidi bilinçlenme sürecinin ümmet bilincini oluşturma hedefine indirilen darbelerden birinde de bu söylemleriyle İsmet Özel’in payı vardır ve bu pay son derece büyüktür.

              Son yıllarda şairin İslami çevreleri kendini kenarda tutarak fütursuzca yerden yere vurduğu açıklama ve yazıları basında yer aldı. Bir emeğin tarafı olarak görme şansına sahip olamadığımız İsmet Özel, cesareti kendinden menkul bir çokbilmişlik örneği gösteren tutumunda abartılı bir üslup benimsedi. Onun bu tarzını en başta çevresindekiler engelleyeceğine onların şeyh ihtiyacını karşıladığından olsa gerek bu söylemlerde hep bir hikmet aranır oldu.  Aslında “Henry Sen Neden Buradasın?”da da görüleceği üzere Özel’in İslam düşüncesinde bir derinliği yoktu ve İslamcıları yerden yere vururken bile kullandığı hemen bütün argümanlar batılı düşünce sistemlerine ve siyasal gelişmelerine aitti. Kendi çizgisini kendi sistematiği ile değerlendirme kabiliyetinden yoksun bir anlayış İslamcı şair sıfatıyla edebiyat dünyasının üstadı olarak kabul edilebiliyor. Büyük kabiliyetinin tevhidi anlayışla buluşamaması asıl handikapı oluşturmuştur, bilinmesi gereken de esasen budur.

 

            Sonuç

             İsmet Özel’in ilk dönemindeki coşkuyla İslami dönemindeki imanı birleşmiş olsaydı keşke. Keşke derinlemesine Kur’an  düşüncesini kavrayamadan Müslümanların toplumsal yönelişleri hakkında ahkam kesmeseydi. Kasıntı tutumunu terk edip İslam’ın istediği mütevaziliği ve emek veren bir inceliği örneklendiren bir tutumu benimseseydi de Allah vergisi kabiliyetlerinden daha çok müstefîd olsaydık.

            Takipçileri bağlamında da söylenecek şeyler var mutlaka. İsmet Özel büyük bir şair, her zaman beğenilip okunacak ancak şiirde büyük bir isim olması onun önyargısız değerlendirilmesine engel olmamalı. Sonuçta yer aldığını iddia ettiği İslami çerçevede yazıp söyledikleri herkesi ilgilendirmektedir ve şahsı da ‘iyiliği emredip kötülüğü nehyetme’ sorumluluğundan azade değildir.