Tasfiye . Edebiyat-Düşünce Dergisi Yıl 3 Sayı 12 Haziran-Temmuz'07


 

SWEATSHOP: ECEL TEZGÂHLARI

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  Mustafa KIYAK
 

İngiliz sömürgecilerden Cecil Rhodes “Kolayca hammadde elde edebileceğimiz, aynı zamanda sömürgelerin yerli halkının sağladığı ucuz köle emeğini sömürebileceğimiz yeni topraklar bulmaya mecburuz. Ayrıca sömürgeler, kendi fabrikalarımızda üretilen fazla mallardan kurtulmak için de bir kanal oluşturacaktır.” diyordu. Geleceğin neoemperyalist politikalarının altında yatan temel duyguyu, ta 1800’lü yılların sonunda bu şekilde özetliyordu. Ve bugün neoemperyalistler küresel şirketler aracılığıyla hızla zenginleşirken, dünyanın kalanını küresel acılarla baş başa bıraktılar, bırakıyorlar.

NAFTA (North American Free Trade Agreement: Kuzey Atlantik Serbest Ticaret Antlaşması) 1 Ocak 1994’te Kanada, Meksika, ABD tarafından imzalandı ve büyük bir başarı sayıldı. Elbette ki onlar açısından çok büyük bir başarıydı. Genişletilmesi ve tüm Amerika kıtasına yayılması gerektiği savunuluyordu. Amacı ucuz işgücü ve düşük üretim maliyeti arayan küresel şirketlerin çıkarlarının, devletler tarafından güvence altına alınması idi. Bu anlaşmadan sonra adı geçen ülkelerde kendi küçük mütevazı işlerinde çalışan, sosyal güvenceye ihtiyaç duyan birçok insan işsiz kalırken veya daha az gelirli ve riskli işlere yönelirken, yabancı yatırımcılar kârlarını maksimum seviyeye çıkardı. Ford gibi Volkswagen gibi otomobil şirketleri acımasızca işçileri kapı dışarı etti. Kısacası bu anlaşma sermaye sahibi ahlaksız kapitalistlerin diledikleri gibi özgürce hareket etmelerine, yoksul işçilerin ve kendi yağıyla kavrulan insanların tamamen işsiz kalmalarına, daha fazla acı çekmelerine yol açtı.

Vahşi kapitalizmin dünyayı sarıp sarmaladığı, emperyalist devletlerin fütursuzca ülkeleri işgal ettiği, küresel şirketlerin markalarla insanları esir aldığı bir çağda yaşamaktayız. İşgal birkaç değişik fakat birbiriyle bağlantılı şekilde sürdürülüyor. Her türlü sınırın aşıldığı toprak, coğrafya işgali, üçüncü dünya ülkelerinin ekonomik olarak işgali ve markalarla zihinlerin sömürülmesi. Bu işgallerde IMF, WTO, Dünya Bankası ve onların içindeki alt kuruluşlar MIGA, ICSID, IBRD, IFC, IDA, gibi sömürü düzeninin bir parçası olan örgütler bir yandan fakir ülkeleri daha da fakirleştirirken, bir yandan da Amerika’daki STK’lar ile uzlaşıp kendilerini, sömürdükleri ülkelere meşru göstermeye çalışıyorlar. Bu işgal türlerinin içinde belki de en sinsi olanı ise markalarla zihinlerin işgali.

İnsanların evrensel olarak minimum belli ekonomik ve sosyal haklara doğuştan sahip oldukları söylenir. Fakat dünya nüfusunun en zengin %20’si, küresel kaynakların %80’ini sahiplendiğinden; en fakir  %80’i ise dünya kaynaklarının %5’i ile geçinmek zorunda kaldığından, bu kural geçerliliğini yitiriyor. Çokuluslu birçok sömürgeci Amerikan şirketi, (Nike, Tommy Hilfiger, Adidas, Gap vb.) maliyetlerini düşürmek ve kârlarını maksimum seviyeye çıkarmak için hep üçüncü dünya ülkelerine yatırım yapıyor. Ucuz iş gücü ve ekonomik olarak bu ülkelere destek olma bahanesi ile yok pahasına ya da bedavaya alınan arsalar üzerinde fabrikalar kuruluyor. Sonraki safha ise işsizlerden oluşan ve daha önce WTO ve IMF tarafından sistemli olarak yoksullaştırılan bu ülkelerdeki, daha çok kadın ve çocuklar tarafından oluşan bu işsizler ordusunu bu fabrikalarda köleleştirmek! Tamamen sağlıksız koşullarda, aşırı sıcak ve yoğun nemde günde 14 saat durmaksızın çalışan bu insanlar, aynı zamanda her türlü sendikalaşma ya da hak arama örgütlenmesinin dışında tutuluyor. Aksine davranan insanlar dayakla, işkence ile tehdit edilip sonra işine son veriliyor. Koşullar ne kadar kötü olursa bu markaların kâr oranı da o kadar yükseliyor.

İnternetten "GAP sweatshops", "Nike sweatshops", "sweatshops", "kid workers" anahtar kelimeleriyle araştırma yapıldığında, teknoloji sektörü bir yana, asıl sömürü çarkını işletenlerin giyim ve ayakkabı sektörü olduğu açıkça görülüyor. Meksika, Tayvan, Filipinler Çin, Endonezya, Vietnam gibi ülkelerde yaygın olan Sweatshoplar, çocuk emeğinin en fazla sömürüldüğü ülkeler. İki dolara mal edilen ayakkabılar dünyanın birçok ülkesinde seksen dolara satılıyor. Sigara veya içki üreten bir firmanın insanların sağlıklarını düşünmesinin mantıklı olmadığı gibi, tamamen çok kazanmaya odaklanmış bu açgözlü kapitalist küresel şirketlerin de çocuk ve kadınların sağlıklarını umursamaması şaşırtmamalı. Sadece giyim sektörü değil, en bilinen bilgisayar markaları (hepsi made in USA) Hp, Dell, IBM yine gelişmekte olan üçüncü dünya ülkelerindeki iş gücünü kullanıyorlar.

Neredeyse seksen milyon dolarlık kahve sektöründe yine köleleştirilmiş insanlar çalıştırılıyor, birileri bir dolara günde on dört saat çalışırken, büyük gökdelenlerde ofislerinin başında bu kahvelerini keyifle yudumlayan insanlar ve bilinçsiz müslüman tüketiciler, aslında bu insanların alın terini yudumluyor. Mali’de kendi toprakları yıllar önce İngiliz sömürgeciler tarafından çalınmış üreticiler, yine günde bir dolara uçsuz bucaksız çay tarlalarında durmaksızın çalışırken “Sir”lerin çay keyfi sürüyor. Ünlü bir çay şirketi bu insanların alın terini pazarlıyor.

Hemen hemen bütün ülkelerdeki büyük petrol ağıyla Shell, Bp, en ücra kasabadaki bakkal dükkânına kadar girmiş işgal içeceği Coca cola, fast food sektöründe çocukları semirtilmiş domuzlar yapmaya çalışan Mc Donalds ve dünyada milyonlarca sigara tiryakisinin cebinde gezen Philip Morris sigaraları, bize bir şeyleri sorgulamamız gerektiğini anlatıyor aslında. Bu kan emici küresel şirketlerin en çok kâr ettikleri ülkelerin müslüman ülkeler olması, durumun vahametini bir kez daha ortaya koyuyor. Irak’ta Afganistan’da binlerce masum insanı katleden, insanlık onurunu ayaklar altına alan katillere hiç kendilerini saklamadan yardım eden bu şirketlere karşı boykot çağrısını seslendirmek, organize bir şekilde bunu ısrarla sürdürmek gerekiyor. Elleri Nike ayakkabı dikmekten nasırlaşan çocuğun elleri bizim yakamızda. “Bu colanın asidi daha çok, bu ayakkabı hiç yırtılmıyor, bu sigaradan başkasını içemiyorum, bu benzin motorun ömrünü artırıyor…” gibi bahaneler bir müslümana hiç yakışmıyor. Allah yolunda en küçük bir fedakârlıkta bulunamayan insanlar, müslüman kimliklerini sorgulamak zorundalar.

Bugün, şimdi, hemen BOYKOT!!!