|
AY SANISI
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _Emine
ŞİMŞEK

Zaman: Kalemin ihanet ettiği hûnefşan gece ./ Sözlerim karanfil yumağında zemheri aydınlıktaydı.
Susmuştum çığırtkan rüzgarlara inat. Çiçeklerden bir alfabe kurmaktı
muradım. Yeni öyküler uydurmalıydım, şiirler söylemeli… Mısra mısra
koşmalıydım acı kafilesinin ardı sıra gülün buğusuna kapılmadan evvel; ama
hırçın bir göçebeydi zaman…
../ Sözlerim yalnızlığın koyu tonundaydı. İçimde yoruma kapalı
cümleler… Soru imleri… Rutubet kokulu bir odadaydım uyandığımda, arzımda menevşe
öyküler… Eşkalini çizdim sancılı seferlerin gözlerim kapalı, yüreğim açık…
‘Ne oluyor?’ dedim ertesinde. Kalbim lime lime… Elimde ateş var! Sicilimde
aşk katli!
.../ Sözlerim rükûnda huzurdaydı. Hücum etmişti ketum mevsimler
günceme. Aşk adını anmamaktı niyetim. Niyetim nergisi anlatmaktı. Yedi
günahı, suda yanan ateşi, ruhun açık uçlarından duyulan yazgımın kavlini
dillendirmekti. Bütün sözlerin aşka çıkacağını nerden bileydim! Nerden bileydim cefa dediğimin ecza olduğunu esrik geçitlerde? Aklıma gelir miydi hiç kalemin ihaneti…?
Mekân:Alıp başını giden düşlerimin kerehat noktası Aynanın içinde gördüğüm çocuk yüzlü yağmurlardı. Aynı şiirin koynunda uyuya
kalmıştı mecruh yıldızlar. Bir kelebek ömrü soluklanayım dedim kavruk
türküler eşliğinde. Basmaz mı düşlerimi haramiler! Kerehat noktasıydı...
Kalakalmıştım öylesine sessiz arzın eşiğinde. Hüznün burcunda on nergis yılı
bekledim yitmişliğini.
Susmuştum… Geceydi...
‘Ay’dedim usulca… ’Gönlüme haleli rüyalar sunmaya geldi!’ ...
Yaşadığım bir hezeyanın bungun talihiymiş meğer... Bir gidişin depresif vurmuşluğuymuş.
Ay sanısıymış meğer geceme düşen ıssız gölge.
|