|
PUSLU BİR GECEDE AYAK SESLERİN GELİYOR
_
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
Neşe GÜRER

Ceset kokan topraklarda
açılan, misk ü anber kokulu hürriyet… Sana ulaşmak ne kadar zormuş meğer.
Nazlı bir gelin gibisin duvağı üstünde. Can verecek bir tohum gibisin
verimsiz topraklara. Yavrusunu hasretle kucaklayan bir annenin göğsünde
huzur bulan bir bebek gibisin.
Vuslatın uzadıkça arzulayanların yüreğinde daha bir kora dönüyorsun. Zaman
uzadıkça hasret aşkınla bileyleniyor.
Rüzgar olup savuruyorsun saçlarımızı, yağmur olup yanaklarımızdan
süzülüyorsun, kar olup dudaklarımıza tane tane düştüğünde içimize akıyorsun.
Umudumuzu kaybedip tükendiğimizde ansızın, kara bulutlar ardından güneş olup
gülümsetiyorsun göz bebeklerimizi.
Ey hürriyet! En çok biz biliyoruz senin kıymetini. En çok bizim analarımız
ve çocuklarımız.
Senin yokluğunda ana olmak ne zor bilir misin? Göz bebeğin yavruna seni
tattıramamak. Ona duvarlar üstündeki tel örgülerden göstermek maviyi.
Sen yokken ana olmak ne zor biliyor musun? Silahsız, tanksız, barut kokusu,
arama korkusu olmadan, evladının elinden sıkıca tutup kaçacak yer aramadan
yürümek caddelerde.
Ve sen yokken kadın olmak ne zor bilir misin? Sorgusuz, sualsiz gece bir
baskınla tutup götürdüklerinde eşini; ne yapacaklarını, nerede olduğunu
bilmeden, sabırla ve duayla beklemek. Günün birinde belki bir cadde
ortasında cesediyle ya da kan revan içinde sedyede, bir hastane köşesinde
kavuşunca, boğazına düğümlenen hıçkırıkları; “La ilahe illalah”, “Allahu
Ekber” diye Rabbe havale etmek.
Ey hürriyet! Senin yokluğunda Mescid-i Aksa mahzun, Kudüs senden gelecek
müjdeyle avuçları semada, Gazze yorgun ve bitkin secdede.
Sana kan kusturanların kolları dünyanın dört bir yanına dalga dalga
yayılıyor. Allah adına ne varsa gönüllerde bir bir koparmaya çalışılıyor. Ta
ki iffet ve vakarın timsali başörtüsüne kadar.
Dudu kuşunun hikayesi düşüyor zihinlerimize. Özgürlük için arkadaşlarının
denizler ötesinden gönderdiği mesajı almış ve gökyüzüne kavuşmuştu. Yanı
başımızdakiler özgürlük için her gün şehit düşerken gerçek hürriyete
kavuştular…
Gerçek hürriyet yalnız seninle var Allah’ım. Sisli bulutlar kaplasa da gök
yüzünü, güneş göstermese de yüzünü, yağmurlar sağnak olup durmaksızın yağsa
da, şimşekler bütün gürültüyle kopsa da her yerde senin kelamın.
Bulutlar tefekkürü anlatıyor, güneş asla pes etmeden azmi, yağmurlar
rahmetinin bereketini, çakan şimşekler batıl karşısında dimdik durma
cesaretini.
|