|
PELTEK
SEREMONİ - II
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
_ _ _ _ Emine Şimşek

Sen(siz)lik
Umuda sığınıyorum zamanın çarkında erirken düşlerim. Kentin tenha
kalabalığında gözlerimi bürüyen sen(siz)lik. Sözlerimde hançerli ilmek,
kalbimde yaslı gelin ağıdı… Sarsıyor beni mürekkebimde pıhtılaşmış hoyrat
sözcükler. Kalemin gözyaşını içiyorum yalnızlığın zemheri çehresinde. Üşüyor
ellerimde sevda diliyle söylenmiş türküler. Acının tan vaktinde uyandım
yüreğinin yüreğime değdiği rüyadan. Soyutlaşıyor alaz alaz yansıman gecemde.
Oysa hapsetmiştim gözlerini dua diye kalbime.
Vurgun…
Cinnetle ağaran özlem saatleriydi sinemi sızlatan, karanfil ağlatan gecelere
inat yıldızlar toplatan. Bertaraf edilmiş gülzarım, ’ah’ıma uzanmış yaban
eller. Kalbimden geçiyor ateş nehirleri. Öykümü anlatacaktım sana ay kokulu,
lâl olmasaydı gözlerim. Duyuyor musun yankısını sînemin dehlizlerinde bağdaş
kurmuş denklerin? Renk dediysem bakma! Renk sende mavi, sende umut… Bende
hep boran, hep yaslı kara, hep vurgun…
Yen(il)gi!
Bir masaldan ibaretmiş meğer aşk sonunda üç elmanın düşmediği. Boz bulanık
akşamlarda ıslatmıyor yağmur saçlarımı. Nehirlere koşuyorum kayıtsız zamana
inat, elimde direnç meşalesi. Karşısına geçiyorum kendimin, taşlıyorum
kalbimi! Al yazmalı külünü üfürüyorum göğe aşk denilen illetin…
Kasas
Gidenin de kalanın da adının aşk olduğu bir kabileydi kendimi kaybettiğim
ücra. Vazgeçtim kendimden, vazgeçtiğimde yolunu gözlemekten! Vebalı güller
iliştiriyorum çilemin buğusundaki makus talihine kasımın. Dalgaların belini
büküyorum, yol vermedi aşkıma! Rüzgâr arıyorum her yanda, kayıp pusulam.
Yitik kent yağması bir ayinde buldum kendimi.
Sürgünümü içtim denizin karasından.
“Hapsedilmem halvet,sürülmem hicret, öldürülmem ise şehadettir!”
Aşk adına söylenmiş devrik bir cümleyim, öznesi silik…
Bîzârım…
“Rabbim,doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım!”
|