Browsing articles tagged with " tuğba ekinci"
Eki
7
2013

Direnen Edebiyat Tasfiye, 45. Sayısıyla 10. Yılında!

Şiir Abdurrahman Adıyan “Bir Yürek Tınısı”, 2; Habil Sağlam “Bombanın Tamamı”, 3; Dilek Kartal “Açılım”, 4; Hasan Özlen “Et Döneri de Sahiplendi Yunanistan”, 5; Osman Aktaş “Roboskê’den Borç Almak”, 6; Sema Erdoğan Başaran “Kendin Kader”, 8; İsmail Söylemez “Yerüstü Sefer Temayülünden Baki Süzme İs Şiiri”, 9; Abdulhâlik Aker “Mesâfe”, 10; Nebiye Arı Çelik “Misafir Odası”, […]

Tem
12
2012

Apartheid Meşrulaşırken

Hangimiz şirk koşmadı ki Rezzak ismine Tanrı’nın? Para var dediklerinde hangimiz coşmadı ki? Derken baş tâcı ediverdik öyle hemen, en liberal mesajları veren iktidarları. İhtimallerle dolu bir şans oyunuydu dahli olduğumuz, talih bizden yana olsundu. Kapitale küfretmiyorduk bakışlarımız burjuva koltuklarında iştihaları kabartırken; ne olurdu talih bize de gülsündü ve tarih. Kitab-ı kadim, biz o günleri […]

Haz
28
2012

Doğu, Kadın ve Hegemonyanın Kuruluş Biçimi Üzerine Birkaç Cümle

Erkeklerin, kadınların his ve sezgi duygularının güçlü olduğu şeklinde karşı taraf için görece gurur okşayıcı ve sus payı işlevselliği gören söylemlerinin altında; zeka, güç, akl-ı selim ve mantığı kendi tekellerine alma gibi pragmatik ve politik bir amaç kendisini ele veriyor. (Bu tespitle farklı fıtratların çeşitliliğindeki uygunluğu ve bütünlüğü reddetme şeklinde sosyal gerçeklikte de kozmolojide de […]

Haz
19
2012

Mutlakçılık Açmazı ve Postmodernizm Yutturmacası

Tepkisellik, konjonktürün kölesi olmaya mahkûm. Duruşunu çağın tinine uydurmak daima. Ya da çağın tinine ayrıksı durmak için güçsüz, ucuz muhalefetlerin dünyasından dirayetsiz yeni dünyalar kurmak… İkisi arasında kayda değer bir fark görünmüyor. Her iki tavır da evrenselliğini,-varsa- orijinalitesini,daha baştan kendi içinde boğuyor,yok ediyor. Tepkisellik, serbestiyet zamanlarında belirsizliğin rüzgârında savrulup gidiyor. Paradigma muhkem olamayınca esasında paradigma […]

Nis
24
2012

Değişim | Tuğba Ekinci

Gecenin karanlığında ölü iken tüm eşya, gecenin rengine boyanmışken her bir şey, kainata anlam katan tek şey bir insan yüreğinin çarpması. Yazılası bir şeyler aranıp dururken her şey yazılası ama hiçbir şey yazılası değil. Beden, derken bir ruh fark eder cismin zabt- u rabt altına aldığı. Kanıksanmış bir kaosun, alışılmış fakat inanılmaz bir varoluşun içinde. […]

Nis
18
2012

Anlamın Gölgesinde | Tuğba Ekinci

Önce sessizlik vardı. Var olan her şey kaskatı anlamdı. İnsan, bahse değer bir şey oluncaya dek, upuzun bir zaman geçmişti ve insan suresi, “zaman”la müsemmaydı. İnsanın kaderi zamana ayarlıydı ve insan, zamana prangalı. Coğrafyanın, insan kaderi üzerinde en etkili olduğu zamanlar… Kadere bu yüzden inanılırdı; belki… Yavaş yavaş geçiyordu zaman ve insan tabiatın parçası, aynısı… […]