Haz
29
2010

Metin Eleştirisi Amaç Değil Araçtır | Murat Belge

“Bence bu metin incelemesi, eleştiride bir amaç değil, kaçınılmaz bir araç, bütünsel bir çalışmanın bir ön çalışmasıdır” diyorsunuz. Bunun nasıl bir ön çalışma olduğunu, neyin aracı olduğunu biraz açalım. Yeni Dergi’de Hüseyin Cöntürk’le Divan Şiiri üzerine yaptığınız polemikte de biçimci anlayışa karşı çıkarken benzer şeyler söylüyorsunuz. Bu dönemin edebiyat eleştirisinde de aynı yönelim yok mu? […]

Haz
25
2010

İslami Çevrelere Kürt Sorununda Sorumluluk Çağrısı!

Uzun yıllar boyunca katlanarak büyüyen Kürt sorununun, daha da yakıcı hale geldiği bir aşamadayız. Yaşanan gelişmeler herkesin en doğal haklarıyla, özgürce yaşama ihtimalini zayıflatırken; nefret tohumlarının her yere saçılmasına sebep oluyor. Acının ve öfkenin; aklı ve vicdanı körlediği bu iklimden hızla uzaklaşmak zorundayız. Bu sebeple, hakkı ve adaleti tavsiye edecek ve gereğini yerine getirecek somut […]

Haz
24
2010

Kürt Meselesiyle İlgili Olarak Sanatçılara Çağrı

Kürt sorununun geldiği yakıcı aşamada geç kalmış bir adım olarak edebiyatçıların ya da genel anlamda bütün duyarlı sanatçıların imzalarıyla ortak bir çağrıda bulunalım. 80 yıllık devasa bir sorun olarak Kürt meselesi her geçen gün hakikati ve insanlarımızı yutan bir kara deliğe dönüşüyor. Kemalist dayatmaların ürettiği bu soruna karşı hakkaniyetli ve adil çağrıcıların bir araya geldiği, hükümete ve […]

Haz
23
2010

Otoriteye Boyun mu Eğeceğiz? | Hakan Şarkdemir

“Üniforma giymeyen insanlara kendilerinin sivil olduğunu düşündüren nedir” diye sormak gerek. Sana kim olacağın telkin edilmiş değil mi? Bunu sana içinde yaşadığın çevre yapmış. Şiirde de, gündelik hayatta da durum bu. Mesele üzerine giydiğin ya da giymediğin üniforma değil, içindeki ezik, itaatkâr birey. Tabii sen doğuştan asker/şair olduğuna da inanabilirsin. Öyle ya da böyle, kul […]

Haz
22
2010

Herşey Özelleştiriliyor, Nâzım Devletleştiriliyor

“Her şeyin özelleştirildiği bir çağda Nâzım devletleştiriliyorsa, bunun bir nedeni vardır. Burjuvazi o devin silahlar kadar kudretli sözcüklerini proletaryanın elinden almaya, salonların nezih havası içinde eritmeye çalışıyor. Solcu olanlar aklını başını toplasın. Özelleştirmeye karşı olan, Nâzım’ın devletleştirilmesine karşı çıksın! Kimse de tutturmasın “Anadolu’da çınar ağacı” diye. Kendisinin yukarıda alıntılanan şiirinde dediği gibi, “… zincirini kırmış […]

Haz
22
2010

Grizu’ya | Taha Y. Sarı

İnme gözlerime maden,yüreğime, sözlerime binmeDaha dur ne olurçorbam sıcak banamadığım, Yavrum huysuz uysal ceylan gibiŞöyle bir saramadığımdaha dur Kızım, oğlum,eşimBakarsın sürpriz olur gelirimçıkıverir mütebessim Mezar olmasın kanıma katranın karaayazıma güneş, çocuğuma kalem olNokta olma eksik satırlarıma.Daha dur ne olur Düşersen katlime yazgı derler düşersin, üşüşür yavruma vampirler!Sanma bu tenbelki karılır vahşetine arsızın Öyle bir uyanır […]

Haz
20
2010

Köpek Balıkları İnsan Olsaydı | Bertolt Brecht

Bay K’ya ev sahibesinin küçük kızı; “Köpek balıkları insan olsalardı, öteki küçük balıklara şimdikinden daha nazik davranırlar mıydı?” diye sordu. “Muhakkak” dedi Bay K: “Köpek balıkları insan olsalardı, küçük balıklar için sağlam muhafazalar yapar ve bu muhafazalara onlar için hayvan ve bitkilerden, gerekli her türlü yiyeceği koyarlardı. Muhafazaların suyunun sürekli taze kalmasına özen gösterirler, balıkçıların […]

Haz
20
2010

Hayat Edebiyatı Etkiliyor | Vüs’at O. Bener

“Vüs’at O. Bener’in Yapıtlarına Anlatıbilimsel Bir Yaklaşım” altbaşlığıyla “Bilge Karasu Edebiyat İncelemeleri Dizisi”nin ilk kitabı olarak Metis yayınlarından çıkan Yaşamasız Yazabilmek adlı çalışma, yazarın Dost(1952), Yaşamasız(1957), Ihlamur Ağacı(1962), Buzul Çağının Virüsü(1984), Bay Muannit Sahtegi’nin Notları(1991), Siyah-Beyaz(1993), Mızıkalı Yürüyüş(1997), Kara Tren(1998) ve Kapan(2001) adlı eserlerini çok boyutlu bir biçimde ele alıyor.Reyhan Tutumlu, Bener’in yazdığı öykü, oyun […]

Haz
20
2010

Edebiyat Hayatı Etkilemiyor | Sabit Kemal Bayıldıran

“Sivil toplum örgütlerinin ezilmesinin ardından, çok kanallı televizyon hayata girince, kişilerin evlerine hapsedilmeleri, bir araya gelmelerinin bu yolla engellenmesi, şiirin okurunu da, dinleyicisini de “dizi izleyicisi” konumuna düşürdü. Bu durumda şiirin okuru şairler oldu. Bugün aşağı yukarı üç bin kişi şiir yazıyor ülkemizde. Bunların ancak bin tanesi, o yıl yayınlanan şiir kitaplarından 15-20 kitabı okuyor. […]