Mar
20
2018

Tekerleğe Buğday Tanesi Ateşlemek – Banu Gün

  Af diliyorum. Kara parçalarına verdikleri insan sayısı umurumda değil. Her düşüncemizi tahakküm altında tutmaya çalışan yaptırımlar zincirinde olmaktan rahatsızız. Ses çıkarmak isteyenler ayaklar altına alınan bir fanusun içinde.  Karunlar ve Kabillerin piyasa hırsları, ortada ne Nuh’un gemisini ne Musa’nın asasını bırakacak… Sahnede bize hiçbir zaman mikrofon uzatılmayacak, biliyoruz.  Belki uzaktan bir bomba.. Çünkü bazen […]

Eki
8
2017

Senin Adın Çocuk – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Saatler ayarlanmadan ölüme, hafiften esen rüzgar getiriyor adını. Sancılı geçen nice gecelerde kimsenin görmediği o kayan yıldız gibisin. Bekliyorsun, bu aydınlık gecenin sabahına doğru dudaklarımızın aynı şarkıları söylemesini. Oysa akıllarımız şarkıların rengini yakalayamayacak kadar paslı ve kara. Onun intihar girişimleri ise sonu olmayan kelimelerle avutuyor kendini, yenik düşüyor kelimelerine. Ama biz nedenli küsmeliydik küskünlüklerimize, […]

Eki
1
2017

Gururla Bakıyorsunuz Dünyaya – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

Gururla bakıyorsunuz dünyaya: hiçbir şey olmamış, yaşanmamış, kaybolmamış gibi… Ama bir şey demeden sussun yine de olmayan, yaşamayan, kaybolmayan! Kim bilir şu an hepimizin yaşamasıdır aslında garip ve dehşet verici olan? Doğru ama, bunları söylemenin hiçbir zaman yeri ve zamanı olmayacak belki de! Her şeye rağmen farkında olmadan silin gözlerinizi haritadan, hiç bilmeden kendi ateşinizi […]

Eyl
5
2017

Bir Erken Dönem İdeolojik Devlet Deneyimi – Murat Muratoğlu

  Medine ve Hicret itikadî bir önem kadar taşıdığı siyasi anlamla da Müslümanlar için bir örnek ve mühim izlekler barındırmakta. Dr. Fethi Osman’ın bir kitapçığı “Düşünce Devleti: Bir Erken Dönem İdeolojik Devlet Deneyimi” (Fecr Yayınevi, 1. Baskı: 1992, Türkçesi: Salih Osman) bize Medine Devletinin (Hicret Devleti atfı ile anlatır) yapısal karakterini analiz etme ve belli […]

Tem
23
2017

‘BİR’BİRİMİZ… – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Ve kardeştik: çok sabahtı… Göz gözü görmeyecek kadar çok. Bir aydınlık, kör eden. Ve sığınıyorduk güneşin gölgesine. Adlarımız benziyordu, belki ruhlarımız: bir o kadar yabancı ve uzağız. Nerede, nasıl bir adım: belirsiz. Belki de hiç yok? Ve bu sefer uzaktan sesler: hayret ki duyuyoruz. Bir çocuk sevinci var hepimizde. Neden: ‘yabancılaşma’ heyecanı. Ama aynı […]

Haz
4
2017

Dağların Çobanları… – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Dağların arasından çıkıyor çobanlar, kavalları yerlerde. Sürüleri önlerinde, koşturmacada. Bilirsiniz karlıydı da dağlar, erimezdi yaz-kış… –Çobanım, kavallarımı yerlere vura vura aranıyorum. Ve şimdi betonlar arasında kalmış dağlarım. Kafalarını elektrik demirlerine çarpa çarpa kaçışıyor sürülerim. Ve anlıyorum dünyaya yaşamak için geldiysek de daha çok yaşlanıyor insan… Ağaçların demir gövdeleri köküyle toprağı tutamıyor. Dağlar sellere tutulmuş, […]

Nis
17
2017

Olması Gerekenden Uzakta – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  İnsan olmanın temel esaslarının göz ardı edildiği hatta hiç ele alınmadığı bir dönemde yaşar hale geliyoruz. Söylediğimiz kelimeler, kullandığımız ifadeler ve ilgi duyduğumuz şeyler başkalaşıyor. Olması gerekenin ne olduğunu bilmeden onun etrafında dolaşıp duruyoruz. Bütün her şey anlam derinliğini kaybetmeye ve birer şekil haline gelmeye başlıyor. Olacaklardan habersiz bir anlamsızlığa doğru sürükleniyoruz ama farkında […]

Nis
10
2017

Bir Kapı Aralığı: Yaşam ve Ölüm – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Her şey bilincinde güzel: neden yaşadığımız, neden büyüdüğümüz, neden sevinip üzüldüğümüz, neden yaratıldığımız, neden öldüğümüz… Neden öldüğümüz… Hep sakındığımız o kelime: ölüm. Sevinçlerimiz, heyecanlarımız, hüzünlerimiz ile süsleniyor yolculuğumuz. Nereden geldiğimizi unutarak bilmeden bastığımız toprak, nereye gideceğimizi anlamayarak bilmeden bastığımız toprak… Kan ve çamur… Beden ve ruh… İnsan ve beşer… Yaşam ve ölüm… Mesela bir […]

Sayfalar:«1234567...91»