Nis
12
2011

Direniş ve Muhalefetin İmkânları: Edebiyat ve Sendikacılık

Bartın Bilgi Eğitim Araştırma Derneğinde (Bilgi-Der) 09.04.2011 tarihinde Özgür Eğitim-Sen MYK üyesi ve Tasfiye Dergisi editörlerinden Ahmet Örs “Direniş ve Muhalefetin İmkânları: Edebiyat ve Sendikacılık” konulu bir seminer verdi.

Ahmet ÖRS edebiyat ve sendikal faaliyetleri İslami muhalefet ekseninde değerlendirmek gerektiğini ve bu tür imkanların İslami direniş hattını güçlendirmek için birer araç olarak görülmesi gerektiğini, muhalif bilinçten yoksun bir edebiyatın da, sendikacılığın da zaaflı, amaçlarından uzak bir yaklaşım olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Konuşmasını edebiyat ve sendikacılık olarak iki bölümde tamamlayan Ahmet Örs genel olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Edebiyat İslami kesimde layıkıyla değerlendirilmemektedir. Edebiyat gençlerin romantik heveslerini tatmin eden ya da hayattan kopuk, sosyal sorunlara ilgisiz bir alan değildir. Bu anlamda yayın hayatını sürdüren Tasfiye dergisi bu boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Edebiyat siyasi, sosyal mücadelenin ayaklarından biridir. Bu sebeple edebiyatı küçümsemek kendi ayaklarına kurşun sıkmak gibidir. Edebiyat devrimci duruşumuzu besleyen çok önemli bir imkândır. Hem edebi hem de diğer sanatsal ürünlerini ortaya koyamayan devrimci hareketlerin toplumla buluşmaları zorlaşır. Her ideolojik hareket kendi değerlerini topluma benimsetmede edebiyatın gücünden yararlanmıştır. Örneğin kemalist ideolojinin özellikle genç nesillere benimsetilmesinde Reşat Nuri Güntekin’in eserleri önemli bir işlev görmüştür. Bu nedenle edebiyatın ihmal edilmesi İslami dünya görüşünün toplumsallaşması imkânını zaafa uğratmıştır.”     

“Edebiyat alanındaki eksiklik ve zaaflar sendikal alanda da bulunmaktadır. Sendikacılık İslami çevrelerin genelde olumlu yaklaştığı bir örgütlenme biçimi değildir. Türkiye’de sendikalar genel olarak bağımsız ve özerk yapılardan ziyade devletin ya da hükümetlerin güdümünde hareket etmişlerdir. Sendikalar işçi ve memurların kendi iş kollarıyla sınırlı bir faaliyet yürütmektedirler. Oysa sendikalar, hem meslek alanlarındaki hem de diğer sosyal alanlardaki haksızlık ve adaletsizliklere karşı çıkan örgütler olmalıdırlar. Sendikalar zulme karşı direnişin bir parçası olduklarında anlamlıdırlar. Son dönemde “toplumsal hareket sendikacılığı” olarak kavramlaştırılan yaklaşım tarzı buna güzel bir örnek teşkil etmektedir. Örneğin eğitim alanında genç zihinleri endoktrine eden zihniyete karşı sendikal faaliyet hem gerekli hem de bir fırsattır. Resmi ideoloji dayatması, Kürt sorunu, kapitalist kuşatma, başörtüsü yasağı gibi en temel sorunlar sendikaların gündeminde yer almamaktadır. Siyasal taleplerin minimize edildiği bir ortamdayız. Türkiye’deki sendikalar genel olarak bir muhalefet hattı oluşturmak yerine fırsatını bulduğunda nemalanma yoluna gitmişlerdir.”

Türkiye’deki yeni iktidar sürecinin İslami çevrelerin muhalefet anlayışlarını etkilediğini, muhalefeti yükselten söylemlerin bu süreç tarafından bloke edilmek istendiğini ifade eden Örs, muhalefetin olmadığı ortamlarda çürümenin, ideallerden kopuşun kaçınılmaz olacağını dile getirdi.

Ahmet Örs, “Başka bir dünya mümkün” diyen tüm insanlara vahyin rehberliğinde bir model sunmak zorundayız. Devletin yoksulluk sınırını 2100 TL olarak tespit ederken asgari ücreti 620 TL olarak belirlenmesine Beled Suresi 13. ayette belirtildiği gibi “Kölelere Özgürlük” diyerek tavır almalıyız. Aynı şekilde tabiatı talan eden HES projesi, geleceğimizi tehdit eden nükleer santral yapımına karşı vahyin şahitleri olarak tavır almalıyız” diyerek konuşmasını tamamladı. Konuşmasından sonra Ahmet Örs, dinleyicilerin sorularını cevapladı ve program sona erdi. 

 Haber: İlyas Çetin

Leave a comment