Nis
2
2010

Sabahattin Ali’yle birlikte 62 yıldır katledilen…

2 Nisan 1948. Sabahattin Ali’nin dönemin tek parti devleti tarafından katledilmesinin üzerinden 62 yıl geçmiş. O günden bugüne aynı zihniyetin kaç muhalif yazarın üzerinden daha kandan kırmızı bir çizgiyle geçtiğini iyi biliyoruz. Eleştirel düşünce ve muhalif ifade hakkı, bu ülkede hâlâ en ciddi ve tehlikeli suç… Bu suçu işlemeye niyet ettiğiniz andan itibaren başınıza gelebilecekler listesine hazırlıklı olacaksınız. Tabi zor bir durum bu. İnsanın hayatının tehlikede olduğunu hissetmesi, katledilme ya da işkence korkusu ile tutarsız kanuncu uygulayıcıların karşısında alabileceği cezayı yazılı metinlere rağmen kestirememesi, bugüne kadar özgür ve muhalif düşüncenin gelişiminde en ciddi engellerin arasındaydı.

Yine de hiçbir düşünce şiddetle bastırılamazdı ve bu topraklarda da bastırılamadı. Muhalif bir düşünce, sanat ve edebiyat her dönemde varlığını muhafaza ettiği gibi halkla buluşmanın kanallarını da geliştirmeyi ihmal etmedi. Yeterli değilse bile başlı başına anlamlı bir direnç. Sanatın, edebiyatın ya da sinemanın ruhuna uygun düşen de bu olsa gerek, yani ideolojik tavrını hâkim zihniyet karşısında konumlandıran ama bunu eserlerinde kuru ve propagandatif bir şekilde zerk etmek yerine estetik bir tarzda başarabilen bir anlayış… İnsanları hayata, siyasete, mücadeleye çağıracak muhalif bir anlayış.

Bunun için de özgürleşmek şart tabi… Düşünün ki, 62 yıl geçmiş aradan Sabahattin Ali’nin katledilişinin ardından ama o günden bugüne aynı katil zihniyet birçok alanda hâkimiyetini devam ettiriyor. Hayatın her alanında bu zihniyetin kuşatması sürüyor. İşte bu noktada sanat ve edebiyat kuşatmayı yaratacak bir güç olarak tek başına ortaya çıkmayabilir belki ama baskı ortamlarındaki yozlaştırıcılara karşı insanlığın vicdanını diri tutarak, onları sürekli hareket halinde tutabilecek ciddi bir yol arkadaşı mutlaka olmalıdır.

BEYTULLAH EMRAH ÖNCE

Leave a comment