Nis
26
2010

Şair ile Soytarı Arasındaki 21 Fark | Ömer Lekesiz

1.Şair, kimse tarafından seçilmez, o bir yaşama biçimi olarak benimsediği şiirle varlığını ifşa eder. Soytarı ise kral tarafından seçilir.
2.Şair, tezleri hiçleştiren evrensel bir görüşle söyler sözünü, soytarı ise tezlerin peşinden koşar.
3.Şair, her sofraya oturmaz; oturacaksa da seçer, beğenir öyle oturur. Soytarı ise rast geldiği her sofraya oradakileri ite kaka oturur.
4.Şair, her mikrofona konuşmaz, değerli olan sözünü ona layık olanlara ulaştıracak mikrofonlara söyler. Soytarı bulduğu her mikrofona konuşur, önemli olan konuşmak da değildir onun için, mikrofonu boş bırakmamaktır.
5.Şair, muhaliftir, komünisttir, mü’mindir. Soytarı ise muhafazakardır, sağcıdır, hakikati bile bile yalan ile örtendir.
6.Şair, kitabın orta yerinden söyler sözünü, bükmez, dolaştırmaz, mecaza bulamaz onu. Soytarı ise kitabın arka kapağına göre konuşur, büker, dolaştırır, kirletir sözü.
7.Şair, iane, ulufe, aferin peşinde koşmaz; ödül talep etmez, dünyalık peşinde olmaz. Soytarı ise sadece ve sadece ianenin, ulufesinin, aferinin peşinde koşar; ödüle tutku duyarak yaşar ve efendilerinden gelecek bir aferine vakfeder tüm zamanlarını ve imkânlarını.
8.Şair, vakurdur, omurga sahibidir; adına, sanına gölge düşürebilecek eğriliklerden uzak durur, yolunu düz, yürüyüşünü dik tutar. Soytarı ise cıvıktır, omurgasızdır; adını duyurmak için her yolu dener, adileşmeyi, eğri yolda kötürüm taklidi yaparak yürümeyi maharet bilir.
9.Şair, tüm zamanlar için konuşur, mazi ve istikbaldeki her olumsuzluğu kuşatır sözü; söz ediyorsa zulümden Kabil, Hitler, Stalin demesi gerekmeden tüm zalimler sıraya dizilir bir bir. Soytarı ise nabza göre şerbet vermeyi gözeterek konuşur ki, bir nabzın kımıldama süresi kadar bile geçerlilik taşımaz sözü.
10.Şair, gündelik olayların değil insani olguların izinde yürür; başlamış olan şeyi bitmiş saydığındandır ki, sömürü, istismar, istiskal gibi olguları insanlık tarihinin içinden okur. Soytarı ise olguların değerini bilmediğinden gündelik olayların peşinden tazı gibi koşturur.
11.Şair, soylu bir temsilcidir; Homeros, Sadi, Hafız, Yunus, Baki, Şeyh Galib, Rilke, Geothe, Sezai Karakoç gibi asaletli şairlerin asil sözlerinin mirasçısıdır. Soytarı ise kendisinden başka kimseyi temsil etmez, hezeyandan başka mirası, cahillerden başka mirasçısı yoktur.
12.Şair, insana ve ona mahsus güzel değerlere taraftır; adaletten, adil paylaşımdan, hayatın zorluklarını azaltmaya karşı ortak tutum sergilemekten yanadır. Soytarı ise taraf tutmaz, o anda işine gelen taraf onun tarafıdır; adalet istemekten aciz, paylaşma düşüncesine yabancı, olumlu birlikteliklere düşmandır.
13.Şair, dilsizlere dil olmak, korkutulmuş gözlere ışık vermek, ürkütülmüş yüreklere direnç aşılamak için yeryüzünü söz alanı kılar, dinlemeyi bilen insanları muhatap alır; Soytarı ise sarayı söz alanı, kralı tek muhatap olarak benimser; kendisinden başkasına ulaşabilecek kral faydasını kayıp ve israf olarak görür.
14.Şair örtülü kralın çıplaklığını ifşa eder. Soytarı ise çıplak krala olmayan giysiler yakıştırır.
15.Şair köşe kapmaz, “Var olan ve olacak olan” bütün köşelerin sahibi zaten odur. Soytarı ise sadece kapı kulluğunda mahir olmakla bir köşe kapıcıdır.
16.Şair, kulluk bilinciyle müstağni olandır. Soytarı ise muhtaçlığını putu kılandır.
17.Şair “ya ben öleyim mi söylemeyince” deme noktasına geldiğinde ancak söyler sevdiğini. Soytarı ise, her zaman ve zeminde ve herkese sevgili diye hitap eder durur.
18.Şair, satınalınamaz. Soytarı ise satınalınma düşüncesine bile muhatap olamaz.
19.Şair, sözüne yaraşır yüksekliklerde söyler sözünü; onun için en yüksek yer yoksulların göz hizasıdır. Soytarı ise alay beylerinin diz hizasının altına düşebilmek için halılara yapışarak icra eder zenaatını.
20.Şair, kelimelerin velisidir; onu kendisine mahsus olarak verilmiş bir nimet olarak bilip, despotlarca gasbedilen yoksullara mahsusu nimetleri onlara iade etmek için silah gibi kullanır. Soytarı ise soytarılığını pekiştirmek için sarılır kelimelere, bir dilenci tabağı niyetine kullanır onu.
21.Şair, “İy Muhammed gussa-ı devrân elinden çekme gam / Ehl-i irfân olanın bil hâtırı virân gerek” der. Soytarı ise “Tarihte geçti başa Ankara / Yaşa Ankara! Yaşa Ankara!” teranesini söyler.
(YENİ ŞAFAK, 26 NİSAN 2010)

Related Posts

Yazar hakkında

Leave a comment