May
29
2010

On Kadın’da Bir Marifet | Sacide Uras

Ntv’de boy gösteren ve sadece kadınların bulunduğu bir program: On Kadın. Her Cuma gece saat 23’ te başlayan programda farklı düşüncelerden fakat sosyo-kültürel yönden aynı olan ve farklı camiadan on kadın bulunmakta. Moderatörlüğünü Çiğdem Anad’ın yaptığı program her hafta kadınları ve kadınlara dair konuları irdeliyormuş. Bu amaçtan yola çıkılmış; fakat daha birçok konuda da tartışıyorlar.

Programda sürekli bulunacaklar arasında oyuncu Oya Başar, ses sanatçısı Gönül Yazar, model Güzide Duran, yazar Nazlı Eray, sanatçı Günseli Kato, akademisyen Hülya Uğur Tanrıöver ve Funda Özkalyoncuoğlu yer alıyor. Ve programa her hafta iki ‘ünlü’ isim konuk olarak katılıyormuş.

Her hafta kadına dair konuları farklı açıdan ele alacak bu isimler. Kimi muhalif kimliğiyle kimi oyuncu kimi manken kimi ses sanatçısı kimliğiyle aydınlatacak(!) kadınları.

Dün (28 Mayıs) gece abimle oturmuş televizyon kanalları arasında geziniyorduk. Ve Ntv’de bahsettiğim On Kadın programına denk geldik. Çok hararetli bir tartışmanın içerisinde görünüyorlardı. Hani birden fazla kadın bir arada bulundu mu çekişme kaçınılmazdır anlayışı vardır halk arasında. Bu programda da acaba kadınlar arasında böyle bir sorun yaşanmış mıdır bilemiyorum, programı takip etmediğim için.

Biraz izledikten sonra dikkatimi çeken bir durum, varolan yaramı bir daha kanattı. Programda her kesimden her kafadan-düşünsel anlmada değil- kadın vardı. Kimi kırmızı kimi mor saçıyla, kimi yüzünde bir ton makyajıyla, kimi aşırı zayıflığıyla dikkatleri üzerinde topluyordu; fakat benim dikkatimi çeken nokta neden başörtülü bir kadının da bulunmadığıydı. Programın amacı kadınların sorunlarını konuşmak ve onlara çözüm üretmek değil miydi? Program yöneticileri bu kadınları seçerken neye göre belirlediler kriterleri? Başörtülü bir kadını konuşulanların onları ilgilendirmediğini ya da bu sorunların onları teğet geçtiğini mi düşündüler de seçmediler acaba!!!

Başörtülüler 28 Şubat sürecinden itibaren toplumdan soyutlanmayla karşı karşıyalar. Bugün tv kanallarına baktığımızda onların hangi rollerde yer aldıkları zaten aşikâr. Kanalların başörtülüleri neden tercih etmediklerini anlamakta doğrusu pek zorlandığım söylenemez. Bugün programların bayan sunucularına, spikerlerine baktığımızda giyim kuşamlarının göze nasıl hitap ettiğini biliyoruz. Spor haberlerindeki bayan spiker artışı neyin habercisi acaba?!

Hilal TV de bir dönem spikerlik yapan Arzu Erdoğral başörtülülerin; bunlar irticacı, türbanlı spiker çıkaracaklar denileceği ve simge olarak görüldüğü için kurban olduğunu, türbanlı olarak ekrana çıkabilecekleri kanalların da, ekranlarında denge kurmak adına onlara yer vermediğini ifade etmiş bir röportajda. Durum böyle olunca bu kez çaresiz kalıyorsunuz diye ekliyor Erdoğral. “Neden çaresiz kalıyorsunuz?” sorusuna kendisinin Ntv ne Cnntürkte çalışamadığını, tek suçununsa başörtüsü olduğunu belirtmiş.

Ntv’nin başörtülü bir sunucu ya da spiker çıkarması beklenemez çizgisinden dolayı. Peki, İslami kimliği olan kanallarda ilerleyen zamanlarda kadın meselelerinin görüşüldüğü ve bunlara çözümler üretildiği bir program düzenlenir mi acaba içerisinde başörtülülerin bulunduğu?

Taraf gazetesinde telesiyej bu programın bir kadın platformuna dönüştürülmesi gerektiğini yazmış. Bir okuyucu maille bu programda bulunan kadın profillerinin aynı olduğunu neden bu profiller dışında bir alevi, tesettürlü ya da yanında tercümanıyla gelen bir Kürt bayanın olmadığını sormuş. Dikkate alınması gereken bir öneri olduğu kanısındayım.

Çünkü ülkemizde çok çeşitli kadın sorunları mevcut ve bu sadece kadın bakış açısıyla ve de tek bir kadın bakışıyla çözülecek gibi değil. On Kadın’dan kasıt farklılıklara bir vurguysa neden tektip bir kadın modeli var. Yok eğer öyle değilse bunu ‘kadınlar gün’ünden başka bir şeyin ötesinde görmemek gerek. Tek fark bir dünya yiyecek yok. İşte böyle. Türk(iye) televizyonculuğu.


Leave a comment