Tem
16
2010

Bol Sıfırlı Eğitim: On Bir Çarpı On Üzeri Üç

Paralarımızdan geçen yıllarda yüklüce sıfır vardı. Ağırlık yapan; ama bir o kadar parayı değersizleştiren. Sıfırlar paranın değerini düşürdüğü, yüksek enflasyonun görüldüğü ülkelerde sorun olarak algılanması ve bol sıfırlı paralar üzerinde yapılan işlemlerin zorlayıcı vs. vs. gibi nedenlerle yerinde bir politikayla paralardan sıfırları atma yoluna gidilmiş ve bunun doğru bir adım olduğu vurgulanmış.

Ama nedense eğitim sisteminde sıfırlar hiç azalmıyor, bunun nedeni görülemiyor. Yapılan operasyon sadece sınav yükünü arttırmak ve sıfırları sayıları artan sınavlara dağıtmak. ( Burada bir konuya değinmeden geçmeyelim. Başörtülü öğrenciler birden fazla sınava girerek başlarını birden fazla açmaya zolandılar ve bu durum artık dayanılmaz bir hal almaya başladı.)
Yani ki, Yüksek Öğretime Geçiş sınavında on dört bin kişi sıfır almıştı. (Yanlış anlamayın, burdaki sıfır mutlak, yani bir şeyin varlığını ya da yokluğunu gösteren sıfır değildir, burdaki sıfır bağıl sıfırdır, tanımlanmıştır, itibaridir. Bir örnek: Yüksekliği deniz seviyesinden itibaren ölçmeye başlarız yani bizim için sıfır noktası deniz seviyesidir, bu ölçütü biz koyarız, ondan aşağısı eksi olarak ifade edilir. Öğrencilerin bir şey bilmediği anlamına gelmez buradaki sıfır, yani yokluğunu göztermez.) Biz biliyoruz ki- ÖSYM açıkladı- bu ilk sınavdan barajı geçemeyenler LYS’ye giremeyecek. Öyleyse sonraki alınan sıfırlar nerden çıkıyor. İyi elemediğine mi yoracaz? LYS’ den de on bir bin kişi sıfır almış. Etti mi yirmi beş bin. Sorun başka yerlerde o zaman. Sistemi tekrar değiştirmeye başladılar mı acaba?

Şimdi: Geçen sene-2009- KPSS’de Millli Eğitim Bakanlığı’nın isteğiyle bir soru iptal edildi. Hiç bir teknik problem olmamasına rağmen. İsterseniz sorunun öncüllerinin neyi içerdiğine bakıp ipucu arayalım:
I. AB ülkelerinin ve ABD’nin programlarından
uyarlanmıştır.
II. Ulusal değerlere yeterince yer verilmediği iddia
edilmektedir.
III. Pilot uygulama yapılmış, programın uygulama
sürecinde ve bitiminde program değerlendirilmiş,
geliştirilmiş ve sonra kitaplar yazılmıştır.
IV. Programlar birinci sınıftan başlayarak her yıl bir
sınıfa aşamalı uygulanmıştır.
V. Aradisiplin yaklaşımına yer verilmiştir.

İkinci öncülde ifede edilen durumdan Milli Eğitim Bakanlığı rahatsızlığını bildirerek soruyu iptal ettirmişti. Halbuki sorudaki öncül sadece bir iddiayı ifade ediyor. Öyle olduğunu yani ulusal değerleri ihmal ettiğini filan ifade etmiyor. Öyle olsa bile buna ne gerek vardı, soruyu iptal ettirmeye? Milli değil mi? Zaten biliyoruz eğitimin ne tür bir insan profili üretmeyi öngördüğünü!
O zaman sıfırların hesabını veremezsin bu şekilde davranmaya kalkarsan. Üstelik kendi sistemiden çıkan öğrencileri, ulusal değerlere göre eğittiğini düşündüğü girdileri.
Ögürlük şart. Öncelikle bunu anlamalı. Öyle artık ulusal değer, türk aile yapısı filan daha fazla kaldırmaz bu sistem. Hele ki anadilde eğitim gibi koskoca bir sorun dururken ve onlarca kişi ölmeye devam ederken eğitim kounusunu kendini üreteceğin bir alan olarak görmekten vazgeçmelisin.
Eğitim sorunu bugün artık sadece devletin araçlarıyla çözülebilecek bir sorun olmaktan çıktı, halkların varlığı yokluğu meselesine döndü. Aliya İzzetbegoviç, İslam’ı, biz madem ki eğitimle öğrendik, eğitim bizim için bir varlık sorunudur der ve eğitimin önemini veciz bir şekilde ifade eder. Bu bütün öğretiler için geçerlidir. Onun için temel hakları içerisinde diğer halkları, öğretileri, ideojileri yok saymadan herkesin kendi eğitim felsefesini yaşatabileceği alanları varedemezsen, bu sıfırlar kafana girer ve bir gün gelir bu, boğazını sıkmaya başlar, acıtmaya başlar, hesabını veremezsin söyleyelim.

Leave a comment