Kas
11
2016

Şiddet/sizlik ve direniş usulleri tartışmalarından yol almaya

todd-may-umit-abi

 

Şiddet dışı direniş temalı, görselde de yer alan iki kitap…

“Şiddetsiz Direniş” Amerikalı siyaset felsefecisi, aynı zamanda aktivist Todd May’a ait. [Ayrıntı Yay. Şubat, 2016]

“Cihad ve Şiddet Dışı Direniş” ise İslam düşünce ve siyasetini dert edinen ve son derece üretken Ümit Aktaş abinin çalışması. [Mana Yay. Ağustos, 2016]

Şöyle bir kanaatim var: Bugünkü dünyayı -ki bu dünya sonuçta batılı perspektifin egemen olduğu bir dünyadır- anlamak için batılı düşünce adamlarını okumaya, anlamaya ihtiyaç duymaktayız. Bu pek tabii bir durumdur çünkü en nihayetinde bugünkü dünyayı kuran paradigmanın içinde var oluyorlar; oradan gözlem, tahlil ve önerilerde bulunuyorlar.

Var olan yerel ve küresel işleyişi anlamak, kavramak için o seslere elbette kulak vermek zorundayız. Batıda yaşanan neredeyse son beş yüz yıllık sancılı süreç bir bütün halinde insanlığı hâl-i hazırdaki noktaya taşıdı. Kurucuların ve kurucuların ortak evreninde var olan itirazcıların düşünce dünyasını bilmekle yükümlüyüz. Bugünün analizcilerini, farklı ekollerin çerçevelerini idrak etmek durumundayız.

Bu kavrayış sürecindeki farklı beslenme kanallarının varlığını bir şans olarak kabul etmek gerekir esasen ancak gelip tıkandığımız bir aşama var ki aslında o aşama tam olarak zurnanın zırt dediği yerdir.

Aşırı mühim bir mes’ele olarak önümüzde duran mücadele yönteminin şiddetle karşılıklı ya da tek taraflı alakası hakkında hikmete ulaştırıcı fikirlere ihtiyacımız var. Todd May, bu kaygı doğrultusunda dünyadaki şiddetsiz direnişi örnekleyen hareketlere yoğunlaşmış ve felsefi temelde bu mes’eleye matuf bir çerçeve çizip “mutlak şiddetsizlik”le buluşturmuş kanaatlerini. Tabi bunları yaparken referanslarını kendi düşünce ve inanç iklimini besleyen dayanaklardan oluşturmuş. Mücadelelerini örneklediği grupların geniş bir yelpazede olduğunu, dolayısıyla İslami olamayacak enstrüman ve parçaları çok rahat olumlayabildiğini eser içerisinde görebilmek mümkün. Elbette bu mümkünlüğün bizim için problem olan boyutu May için herhangi bir sorun oluşturmayacaktır.

Müslümanların imanları düşünsel-siyasal bütün alanları kuşattığı için yol ve yöntemleri ister istemez o imanın razı olacağı bir dairede cereyan edecektir. Ümit Aktaş’ın kitabı ise bu kaygılara verilecek cevaplar için kapıyı epeyce aralıyor. Mutlak şiddetsizlikten hakikatin tebliğ edilmesine varan sonuçların harmanlandığı, nihayetinde “marifetullah”a ulaşmanın hedeflendiği ve hümanist kalıbın dışına çıkıldığı bir hakikat arayışının/yolculuğunun merkeze alındığı bir çalışmadır karşımızda duran. Bu çalışma tahlilden kurmaya geçecek yolculuğu işaret etmektedir.

Mevcut duruma müdahale ederek geleceği kurmaya niyetlenen İslami Hareketlerin Resullerin önderlikleriyle çıkacakları yolculukların, tarihi seyir içindeki yaşanmışlıkların vereceği somut cesaret zırhıyla birlikte ilerleyebileceğine dönük motivasyonu verecek çalışmalara fazlasıyla muhtacız. Ümit Aktaş da bir mü’min olarak bu taleplere cevap üretmeye çalışıyor. Bizim merkezinde yer aldığımız şiddet sarmalıyla iman iddiasının uyum ya da çatışmasından ne çıkaracağız? Nihai durum bizi nereye sevk edecek?

Tümüyle iptal etmeden elbette tahlili ama bir hastalık olarak hepten de durup durup oraya takılmadan inşaya odaklanacak tartışmaları fiili temsilinden de kaçınmadan ateşlemek mecburiyetindeyiz. Herkeslerden alacağımız tahliller için biraz şanslı olduğumuz söylenebilir ancak kabul edilmeli ki kurma aşamasındaki rehberlikler bakımından epeyce yoksuluz. Yol haritasını çizimleyecek her emek, alın teri pek bir kıymetli…

Ahmet Örs, tasfiyedergisi.com

 

Leave a comment