Ara
27
2014

Koşulsuz İtaatten Samimiyet Siyasetine

arapca-la-ilahe-illallah-yazilisi-1

Memleketin İslamcı cenahı, içine hapsolduğu kısır savunu ve saldırı pozisyonlarının ötesinde yapılması gerekenler üzerinde sakin bir kafayla düşünerek pratiğe ilişkin artık yeni kararlar almalı ve bunları uygulamalı.

İktidarın kuşatması İslami çevreleri çürütüp bitiriyor. Kısmen bunun farkına varanlar ara yollar keşfetmeye çalışıyorlar. Bir kıvranma halidir yaşanan… Bizim bu kıvranma haline rıza göstermemiz mümkün değildir.

İslami argümanları, geçmişinin mirası aracılığıyla fevkalade araçsallaştırabilme kabiliyetine sahip iktidar partisinin ikbalinde ortaklaşmak, o çizgide kaçınılmaz bir kader arkadaşlığı görmek İslami çevrelerin intiharı oluyor. Süregiden bu ölüm hâli geri çevrilebilir.

Somut muhalefet alanları var. Eğer o somut muhalefet alanlarından yürünülebilirse iktidarla İslami çevreler kaçınılmaz olarak kalın çizgilerle ayrılmaya başlayacak ya da olur ya iktidar tövbe edip ıslah olacak: nihayetinde onlar da tebliğe ve ıslaha muhataptırlar, Musa-Firavun kıssası çerçevesinde bir perspektife sahipsek eğer.

Egemenler ıslah olmuyorlarsa, onlarla ilişkimizin nasıllığı Resullerin örnekliğiyle izah edildiği için bize sadece istikamet üzere olmak düşer. Sözü uzatmadan ak-kara karşıtlığını efendilere dayatacak somut muhalefet alanlarından bahsedelim.

İktidarın acımasız serbest piyasacı politikaları, ezilen toplumsal kesimlerin aleyhine derinleşen sömürünün varlığı İslami çevrelerce artık topyekûn ve tavizsiz bir biçimde karşılanmalıdır. Buradan şu çağrıyı hemen yapalım: Hemen bugünden başlayarak, hazır asgari ücretin belirlenme günleri içindeyken adil bir tavır üretin, hakikati söyleyin! Milyonlarca insan sistem tarafından kölelik koşullarında yaşatılmaktadır ve İslami çevreler Musa-Firavun-İsrailoğulları üçgeninde ilerleyen kıssaları Kur’an halkalarında tartışmaktadırlar. Bu tartışmalar hemen bugün meydanlara inmelidir, ete kemiğe bürünmelidir.

İktidar, üç asra varan kapitalist kuşatmanın jandarması NATO ile bir yandan bölgede taşeronluk rolünde ittifak halindedir ve bu ittifaktan sık sık memnuiyet beyan ve yardım talep edici bir durumdadır. Diğer yandan ise işgal bölgelerinde fiili destekçi iken İslam ülkelerine karşı kendi sınırları içine yeni üslerin kurulmasını onaylamaktadır. İslami çevreler artık bu emperyalizmin jandarmasıyla birlikte çalışma utancına alenen bayrak açmalı, Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin yıldönümünden başlayarak NATO’dan çekilmeyi talep eden bir kampanya yürütmelidir.

Gülen çevresinin türlü olumsuz siyasasını iktidara daha da yapışmak çaresizliğine düşücü değil de mevcut sürecin her iki yapının da ipliğini pazara çıkarıcı tarafına odaklanmak icap etmektedir. Yolsuzluk sarmalının, saray tapıcılığının mesafe aldığı ifsad dairesinden kurtulmak imanın da kurtulması olacaktır. Aksi takdirde iman ve İslam, Allah korusun ki farklı toplumsal kesimler için tümüyle fitneye dönüşücü bir mahiyet kazanacaktır.

Kalkınmanın büyüsüne kapılmış iktidar ve İslami çevrelerin yollarını ayırmaları, İslamcıların zihinsel ve duygusal tutsaklıklardan sıyrılmaları zor görünse de öncü topluluklar hikmetli bir dil ve tavırla siyasal alanlara operasyon yapabilme potansiyeline sahiptirler. Ancak bu operasyonlar gayrimeşru düşünsel ve siyasal bağları koparıp parçalayabilecektir.

Nihai olarak İslami çevrelerin ıkınıp sıkılarak bazı olumsuzluklardan bahsetmeye başlamaları bir samimiyet sınavına dönüştürülebilir. Buradan bir açık üretilebilir. Bu yarık eşelenirse sarsıcı bir siyasal süreç inşa olunabilecektir.

Leave a comment