May
23
2013

Uçurtma – Ayşe Büşra Bilir

Ucurtma_31

-Bak bu sefer olacak!

-İstemiyorum ya, istemiyorum bana ne, istemiyorum ben!

-Tamam, hadi piknik alanına gidip sarma yiyelim.

-Onu da istemiyorum ben!

-Uğur, dur, koparma uçurtmanın kuyruğunu!

-Uçurmayacağım ben, istemiyorum!

Yutkundum, ağlamamak için zor tuttum kendimi. Hiç bu kadar zorlanmamıştım bir çocuk karşısında. Hiç bu kadar ağır gelmemişti bir çocuğun isteğini yerine getirememek. Hiç bu kadar yalvarmamıştım Allah’a, “ne olur uçsun bu sefer” diye.

Olmadı, uçuramadım. Kimsesizliğini ört bas etmek adına mükemmel bir çaba içine girmiştik. Yanlış olan buydu belki de. Normalin dışında davranmak… Normal değilmiş gibi davranmak… Her şeyi olmaya çalışarak, kimsesizliğini daha çok hatırlatıyordum galiba.

Bir pazar, bir koru, 600 kimsesiz çocuk, 500’e yakın gönüllü… Sevgiye aç çocuklarla, sevme yarışına girenlerin yer aldığı kısa metrajlı bir film bu! Trajikomik. Her birinin ayrı hikâyesi var ve hiçbirini sormaya varmıyor dilimiz. Sadece birine bir an boş bulunup “annenle baban nerede” diye sordum, neredeler? “Bilmiyorum” dedi. Kısa ve net. Bilmiyorum.

Bir çocuk anne ve babasının nerede olduğunu bilmiyordu. Bugün telefonu açmayınca 4-5 kez aradım babamı, ardından annemi. Korkmaya başladım, merak ettim. Bir çocuk anne ve babasının nerede olduğunu merak etmez mi hiç? Eder elbette. Eder. Ama merak ettikçe aldığı yanıtlar kimsesizliğini daha çok hatırlatır ona. Annen öldü, baban başkasıyla evlendi. Yeni eşi istemedi seni. Baban anneni dövüyordu; arada sana da vuruyordu, olumsuz etkileniyordun, o yüzden aldılar seni buraya. Annen ve baban öldü. Annen ve baban seni istemiyorlar, anlasana!

Diğerleri gibi değilsin sen. Çıplak ayak yürüyemezsin bütün coğrafyaları. Ardından bir el yok seni sıvazlayan. Bir ses duyuyorsun kulaklarında sabahları.

-Ne olur anneciğim uyan artık!

Sen arkadaşların tarafından uyandırılırsın. Uyanmazsan kalırsın çocuk, derslerden geri kalırsın! Sınıfta kalırsın. Bir bakmışsın, hayatta kalmışsın.

Sen hayatta kalırsın ve kimseler sormaz sana bunun hesabını. Kırık dolu karneyi eve nasıl götüreceğim endişesini duymazsın hiç. Mahalledeki komşunun camlarını kırdığında eve erkenden gidip uyuyor numarası yapmana da gerek yok!

Senin farklı bir hikâyen var çocuk. İnanmıyorsun sevgi sözcükleriyle yoğrulmuş masallara, senin hayallerinde balonlar gökyüzünde mi uçuyor çocuk? Kimseler patlatmıyor mu onları? Ya uçurtmalar? Orada uçurabiliyor musun onları, rengârenk uçurtmaların üzerine binip senin de gökyüzünden arkadaşlarını seyrettiğin oluyor mu?

Hayallerini kirletme ne olur! Ne olur adımı sorma çocuk, söylemeyeceğim. Biliyorum adımla sayıklayacaksın gece yarılanda beni. Arkadaşlarına anlatacaksın, “bu ablayla neler yaptık biz” diyeceksin. Bir fotoğrafım olsa elinde onu da gösterirdin belki ama yok, tek bir kanıt bırakmadım sana. Adımı anma çocuk, seni ben de terk edeceğim. Adımı anma çocuk gelmeyeceğim ziyaretlerine üçüncüden sonra, biliyorum söz verdim.

Söz verdim ama gelmeyeceğim. Uğramayacağım rüyalarına bile. Seni herkes terk ediyor çocuk, sesin bile.

Related Posts

3 Comments + Add Comment

  • Güzel… Kaleminize ve yüreğinize sağlık…

  • çok ince güzel bir yazı.. Allah bir daha ki uçurtmanızı bulutlara kadar yükseltsin inşallah..

  • Siz her şeyi bilmezsiniz ama çok bilgilisiniz.

Leave a comment

FELAH KİTAP

ÖYB Kısa Film Yarışması

mülteci yüreğim vv - Kopya

Tasfiye 50

Tasfiye 49

Tasfiye 48

Panel Notları

Yazar Girişi

Tasfiye Arşivi

istatistik

  • 30Bugün okunanlar:
  • 2224Aylık okunma:
  • 221672Toplam ziyaretçi:
  • 30Bugünkü ziyaretçiler:
  • 1706Aylık ziyaretçi:
  • 60Günlük ziyaretçi:
  • 0Şu anda online olan ziyatçiler: