Nis
26
2013

Tasavvuf ve Kapitalizm

AdsızTasavvufun ruhani bir hayat felsefesi olduğundan yola çıkarsak, içinde dünyaya meyletmeme, bir lokma bir hırka, maddi olana değil manevi olana değer verme gibi bir takım öğeler barındırdığını zaten bilmekteyiz. Fakat eski mutasavvıflar ve tarikat ehli insanlar (içerisinde şirk barındıran unsurlar olması ayrı bir tartışma konusu) şimdilerden samimiyet açısından belki de kat kat ilerdeydiler. Teknolojinin gelişmesi ve sermaye sınıfının büyümesi ile birlikte, her şey anlamsızlaştırıldı, sıradanlaştırıldı, bir çok şeyin içi boşaltıldı ve tüketildi. Türkiye’de müslümanlar tarafından bir kaç yıldır dikkat çekilmek istenen emek-sermaye çelişkisi bağlamında İhsan Eliaçık Hoca bile karikatürize edilerek söylediği önemli şeyler değersizleştirilmeye çalışılıyor.

Şu anki tarikat liderlerinin, hoca efendilerin ve müritlerinin ellerinde son model cep telefonları, altlarında son model arabalar, mal, mülk cabası. Dünyadan el etek çekme düşüncesi yerini holdingleşme üzerinden sermaye birikimine evrilmiş durumda. Cübbeli Ahmet Hoca’nın oğlunun internete düşen fotoğraflarında üzerindeki elbiselerin ve altındaki arabanın fiyatı bize aslında çok şey anlatıyor. Bu dejenerasyon bu şeyh efendilerin ve hocaefendilerin çocuklarında daha da artmış durumda.

Bir altın firmasının yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü üzre koleksiyonuna “Şems hoşgörü koleksiyonu” adını vermesi, altınları pırlantaları vav harfleriyle süslemesi kapitalizmin tüketimde korkunç boyutlara ulaştığını ve tükettirmek için her yolu kullanabileceğini, bu doğrultuda kullanmayacağı hiç bir değer, ölçü kalmadığını ispatlıyor bize.

Yani pırlantalar vav harfinden olunca zenginleşmeye, yığmaya biriktirmeye, sömürmeye meşruiyet mi kazandırılmış oluyor. Yeni çağda dindar insanların hanımlarında vavdan yapılmış pırlantaları, altınları, üzerindeki pantolon gömlek ve ayakkabının bir işçinin üç aylık giderine tekabül eden sakallı erkekleri, lüx arabaları, evleri daha çok göreceğiz. Asgari ücretli köleler, yanan işçiler kimin umurunda…? Allah şahit ki bizim umurumuzda.

 

 

3 yorum+ Add Comment

  • bu ne yaman çelişki anne…

  • Hocam, saydıklarınız tasavvuf değil. tarikat… tarikat eşittir barikat… kavramların içi boşaldı… harika bir tesbit… içi boşalan kavramlardan birisinin tasavvuf/irfan olduğunu düşünüyorum… o şeyhler ve çocuklarının hiçbiri sufi değildir… şirk söylemlerine sahip eskilerin kendilerini ne olarak tanımladıkları benim kulağıma girmez… tamamı batınidir… Batıni olmayanlar çoktur lakin onların hem hayatlarını hem sözlerini tahrif etmişlerdir. Tahrif edilmeyen tek metin Kur’an olunca tarihi şahsiyetlerin içi boşaltılan biyografilerinin de tashih edilmesi gerekeceği aşikardır. Onun için yazının başlığındaki iki kavram yan yana gelemeyecek kadar ayrı dünyaların kavramlarıdır… İçi boşaltıldığı için diğeri ile flört eder olmuştur.

  • kapitalizm gölgesinden faydalanamayacağı ağacı keser…
    “bir lokma, bir hırka” felsefesi terk edileli çok oldu mustafa ağabey…

Leave a comment