Eyl
8
2010

Ağır Bir Ramazandan Sonra Hayırlı Bayramlar… | Ahmet Örs

Ağır bir Ramazan oldu. Keşke bu kadar ağır olmasaydı. Bunu söylemek kulluğu yüksünmek olarak anlaşılmasın asla.

Doğrusu, mevsim normallerini 8–10 derece aşan sıcaklarla bir şekilde baş edebilirdik, Allah’a şükür ettik de. Başımın üst taraflarını esir alan uyuşma artık sıcağın etkisi midir, açlığın ya da susuzluğun teslim alması mıdır, bilemiyorum ama oldukça halsiz bıraktı beni. Orucun ikinci on beş gününün ilk haftası biraz serinleyince hava şükür ki rahatladık biraz.
Ramazan ağır geçti dedik ya, bir yandan sıcak bir yandan Pakistan seli… İnsan öyle bir ruh haline giriveriyor ki pişmanlık, utanç, çaresizlik el ele verip teslim alıyor bir bütün halinde varlığımızı. Bir şey yapamamak, çaresizlere doğrudan el verememek, küresel kapitalizmin yağmaladığı, ifsad ettiği dünyaya karşı insanlığı ayağa kaldıracak feryatlar üretememek üzgünlüğümüzü katlıyor. Katlıyor, katlıyor, boğazımıza çöken bir perişanlığı bize armağan ediyor.
Ramazan ağır geçti dedik ya, her şeye alışıyor insan da gönül yarasına alışamıyor. Ramazan’ın sıcaklarla artan ağırlığına bir de beklenmedik gönül ağrıları eklendi ki tarifi zor, acısı anlatılmaz, yarası derin… Ramazan iklimini cehenneme çeviren referandum süreci bir kâbus gibi çöktü üzerimize.
Kâbus, çünkü neresinden bakılsa elimizde kalıyor. Hoyratça yapılan konuşmalar, bendinden boşalan seller gibi parmak sallayarak yapılan izahlar, yazılar, yorumlar, mailler, telefonlar… Türkiye İslami Hareketinin kendini var kılma mücadelesinin önemli bir geçidi gibiydi referandum süreci. Sadece bir referandum tartışması değildi yapılan, çoktandır mayalanan düşüncelerin ortalığa saçılıvermesiydi, imleyiciydi.
Ramazan ağır geçti, çünkü tahammülsüzlük mevsim normalleri üzerinde seyreden ağır sıcaklardan mıdır bilinmez nasıl da tavan yaptı! Geri kafalılık, devrimciliği kavrayamamak, her şeye itiraz etmek, kronik muhalif olmak gibi suçlamalar dillerinde bu suçlamaları görmeye alışık olmadığımız kardeşlerimizin maalesef yol arkadaşlarına karşı hemen kullanabildikleri ifadeler oldu. Elimizle, emeğimizle, ter ve gözyaşımızla büyüttüklerimizi bir çırpıda yok sayan, bizi öylece ortada bırakan acımasız ve kadir bilmez tavırlar ürküttü, yaraladı, uykularımızı kaçırttı.
Ramazan, sıcak, devrimcilik, bağımsız bir hat oluşturma, referandum, Habeşistan’da özgürce yaşama, Rum ordusuna asker yazılma, ılımlı İslam, küresel sermaye, evet, hayır, boykot, akide, demokrasi, vesayet… Tartışma, iddia, ısrar… Hayırlı olur mu acep, emeklerimizi zayi eder mi, hattımızı onarır mı, kurutur mu?
Ramazan ağır geçti ya Bayram finali mi olacak yalnızlığımızın, bilemiyorum. Bayramdan sonra nasıl bir münasebet ağına uyanacağız, Allah bilir.
Bayramınız mübarek olsun dostlar, Ramazan’ın ağırlığını hafifletsin, mücadelemizi bereketlendirsin, el versin, umutlarımızı tazelesin inşallah!

No Comments+ Add Comment

  • Allah azminizi artırsın…

  • Haklığı bazen,yutkunarak göstermek gerekirmiş ramazan için de Allah'ın oluşturduğu bağı koparmamak gerekliliğini tekrar hatırlayarak diri kalma niyetimiz olmalı.Yazı içsel bir depremimizin
    yansıması.Felaket nesnelerin yüklemden çok öncellenmesi olacak ne yazık ki!Yüreğinize sağlık !

Leave a comment