Tem
20
2012

Bile bile açlık, sabrın zirvesidir – Direnişin Öğretmeni Ramazan Ayına Selam Olsun!

Sadece Ramazan ayına has bir sadelik isteyemeyiz. Sadelik bütün yaşamımız için geçerli olan bir talep olmalı. Aslolan sadeliktir, mütevazilik, alçakgönüllülüktür. Mülk Allah’ındır. Bizler sadece O’na kullukla yükümlüyüz. Kulluk sorumluluğumuzu unutursak kaybederiz.

Ramazan ağır bir imtihan ayıdır. Kur’an’ın oruçla birlikte hayatımıza girmesi anlamlıdır. Kur’an’ın bize tebliğ ettiği kulluk da ağır şartlara karşı mücadeleyle başlar. Açlık, yoksulluk, sadelik, ihtiyaçtan arta kalan dünya nimetlerini elinin tersiyle itmek Müslümanlar için kulluğun temelidir, başlangıcıdır.

Her gün yapılması gerekiyor da, hadi diyelim yapılamadı; işte onun için Ramazan, Rabbimizin bize yeniden sunduğu bir başlangıç fırsatıdır. Adaletin olmadığı, zulüm ve sömürünün dünyanın her bir metrekaresini esir ettiği bir çağda yeni bir başlangıç yapmak için yeni bir Ramazanla yine baş başayız.

Kapitalizme, emperyalistlere karşı direnmenin anahtarını Rabbimiz, Ramazanda bir kez daha önümüze koyuyor: Açlık. Bile bile aç kalmak… Bu anahtarla açılamayacak kapı, kazanılamayacak mücadele yoktur. Bile bile açlık, sabrın zirvesidir. O halde adalet ve özgürlük mücadelesinde bile bile sabır bizim anahtarımızdır. “İşittik ve itaat ettik.” imanına sahip kullar olarak yaşamımızda yeni bir perde açılıyor.

Aslolan adalet mücadelesi vermektir. O zaman her şeyden önce bu mücadelenin beslenmesi gerekiyor. Biz açlığa alışacak, mücadeleyi besleyeceğiz. Hepsi bu kadar. Mücadeleyi aç bırakıp kendimizi beslersek bilinmelidir ki o an kaybetmişizdir.

Pahalı arabalarımız hemen, hiç vakit kaybetmeksizin satıyoruz. İhtiyacımız mütevazi bir araçtır. Hadi daha açık konuşalım, en fazla 15-20 bin lira arası bir araç olsun. Ötesini elden çıkarıyor, fazlasını mücadeleyi beslemeye, büyütmeye infak ediyoruz.

Mütevazi bir eve ihtiyacımız var; ikincisini, üçüncüsünü elden çıkarıyoruz. Mücadeleye, yoksullara infak ediyor, haramdan arınıyoruz. Hiç lafı gevelemiyoruz. “İşittik ve iman ettik.” ayeti öylece orada duruyor. Bahaneler bulmuyoruz. Evimize ihtiyacımız yokken alacağımız eşyaların üzerini çiziyoruz. Dünyanın dört bir yanında, hemen ülkemizde yanı başımızda, yukarıdaki gecekondu mahallesinde yoksulluk, çaresizlik kol gezerken daha fazla haram yemiyoruz. İnsanları çaresizliklere mahkûm eden zulüm siyasetlerine karşı yükselteceğimiz mücadeleyi besliyoruz, ona hiç beklemediğimiz devasa kaynaklar oluşturuyoruz.

Çoluk çocuğumuza, eşimize dostumuza, ev halkımıza da hakkı ve sabrı tavsiye ediyoruz. İsrafa geçit vermeyerek onları uyarıyoruz. Yanlışları açık yüreklilikle ve kimseyi incitmeden yüzlerine söylüyoruz. Yeni bir dünya açılıyor önümüze. Paylaşmayı ve sabrı zırh gibi kuşanıyoruz. Direniş ve mücadele ahlakını bireysel ve toplumsal yaşamımızın her bir yanına yaymak için sözleşiyoruz. Özgüvenimizi tazeleyip adalet ve özgürlük mücadelesinde öne düşüyoruz.

Dünyaya fazlaca meylinden vazgeçmeyen, nasihatlere kulak asmayanlarla ilişkilerimizi bir yerden sonra gözden geçiriyoruz. Darılmaca yok. “İşittik ve isyan ettik.”le, “İşittik ve itaat ettik.” arasında özgür seçimleriyle baş başa bırakıyoruz herkesi. Dileyen Rabbine varan bir yol tutacaktır.

Allah’ın her bir gününe Ramazanın ilkelerini yaymak için yola çıkmak gerekir; her günü aşura ve Kerbela  bilinciyle bilemek…

Direnişin öncü ayı Ramazana selam olsun!

tokad

 

1 Comment+ Add Comment

  • Daha iyi fotoğraf çekebilme ve daha fazla oyunu içinde barındıran akıllı telefonlar revaçta şu aralar. Allah biliyor bazen nefsim bilenmiyor değil fakat sonra ne için diyorum? Neden böyle bir telefona ihtiyacım olsun? Cevap sadece gösteriş oluyor. Gösteriş için bir akıllı telefon almak! Telefon kadar akıllı değiliz galiba, 200 bin tl ye alınan bir araba ile 20 bin tl ye alınan araba amaçsal olarak birbirinden ne kadar farklı sonuçlar doğurabilir ki? Bize lüksün lanetini gösteren emeğinize sağlık. ALLAH razı olsun.

Leave a comment