Nis
29
2012

Bir varmış bir yokmuş…

Geçen yıl Tasfiye, hemen hemen düzenli çıktı. 12 ayın 10’unda vardı ki bu kendi tarihi için ileri bir performanstı hakikaten.

Ancak bu yıl işler değişti. Yaşamın çok boyutlu deveranı bu işte bir pay sahibi midir, eywallah… Tokat’tan yola çıkan bir derginin 8 yıldır yürüyüş halinde olması, dergilerin patır patır dökülüp kapandığı şu edebiyat ve düşünce fukarası memlekette iyi bir şey midir; sanırız, umarız…

Kim istemez dergi her ayın başında “tak” diye çıksın…

Ama çıkmıyor. Buna da en çok dergiyi hazırlayanlar ve bir de M. Said Çakar üzülüyor, Allah razı olsun.

Ancak şudur ki Sezai Karkoç’un Diriliş’i, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’su da öyle istikrarlı periyotlara sahip olamadılar. Aman efendim o büyük üstadlarla mukayese mi, hâşâ!

Mukayese tartışmalarını bırakıp şunu söyleyelim en azından ki ideolojik bir yayın işte… Çıkaranları da ideolojik olmaya en azından niyetlenip gayret eden kişiler…

Hal böyle olunca dostlar; dernekler, dersler, seminerler, konferans vedahî paneller…

Yürüyüşler, eylemler… Az adam, çook iş! Az para, çook masraf!

Artık yine de hangi eleştiri gelirse baş göz üstüne… Ne diyelim…

Bir de üstüne efendim, çalıştığınız matbaa derginizi 15 günde basarsa vay halinize!

Ama yine de en nihayetinde, her şeyin üstüne dergi çıkıp gelince, bir kitapçı rafında arz-ı endam edince birçok sızlanış terk eder sizi, bir anlık da olsa…

Belki bazı şeyler düzelir de Tasfiye çok daha düzenle selamlar, itekler okuyanlarını…

Kim bilir…

1 Comment+ Add Comment

  • Allah sizden razı olsun…

Leave a comment