Nis
1
2012

Gerçeklikten Özenle Kopulur

Demek ki yazınsallıktan, gerçeği dönüştüren ve onu yadsıdıkça kendine dönen bir yaratım biçimini anlıyoruz. Gerçeğe bağlılık arttıkça yazınsaldan uzaklaşılıp, gerçekten koptukça yazınsala yaklaşılır. Gerçeği dönüştürürken, öteki yazı türlerinden belirgin farkıyla, kurgusaldır yazınsal yazı. Tarih ya da bilim yapıtında kurgusallık anlamsız olur. Yaratıcılığın dışındaki bütün alanlarda amaç, genel ya da kişisel doğruları yansıtma, aktarmadır. Oysa bir edebiyat yapıtı doğrularla ilgili değil, doğruları kurgulayıp bozmak ve kendi doğrularını bulmakla ilgilidir.” diyor Radikal Kitap Eki’ndeki yazısında Semih Gümüş. (576. Sayı, 30 Mart 2012)

Edebi eserin kurgusallığı kaçınılmazdır. Ne kadar realist bir tercihle kaleme alınsa bile, yazar eserde asla kendini hissettirmese de en nihayetinde kurgusallıktır söz konusu olan.

Yazınsallıktan gerçeği dönüştürmeyi anladığımızı söylüyor Semih Gümüş ve gerçeği yadsıdıkça kendine dönen bir yaratım biçimi anladığımızı da ekliyor sözlerine. Gerçeğin edebi üretimde dönüştürülerek yeni bir durum, yeni bir gerçeklik oluşturulduğunu elbette görüyoruz. Birebir yaşanmış bir olay bile edebi bir formda anlatılırken sonuç itibariyle kurgusallıkla oluşturulduğu için anlatılar birebir eşleşmeme durumlarından ötürü fazlaca sorgulanamaz.

Kurgulanan gerçekliğin dinleyenler/okuyanlar üzerindeki masalımsı etkisi ise tarih boyunca kanıtlanmıştır. Gerçeğin çıplak anlatımı ile kurgusal anlatımı arasında kıyas kabul etmeyecek bir etki farkı vardır. Semih Gümüş’ün yaptığı “Gerçeğe bağlılık arttıkça yazınsaldan uzaklaşılıp, gerçekten koptukça yazınsala yaklaşılır.” tespitini edebi boyuttan çekip siyasal alana uyarlayalım.

Suriye’deki gelişmeleri ancak dezenformasyon üzerinden algılayabilenlerin yazınsala yaklaşırken gerçeklikten kopanlara birebir benzediğini sanırım söylemeye gerek yok. Günümüz siyasetinin Semih Gümüş’ün edebiyat çerçevesinde yaptığı değerlendirmelerle birebir örtüşmesi ise ancak ironiyle açıklanabilir. BM’de Suriye görüşmesi esnasında IHH’dan telefonuma düşen “Kandil gecesi camiler bombalandı, 500 kişi öldü.” mesajının tam da bu tartışmayı örneklendirdiğini görebiliriz.

Gerçekliklerin kitleleri ve siyaseti yönlendiremediği durumlarda devreye giren bu edebî müdahale(!), iktidar savaşlarının zamanla daha da etkin kullanılabilecek gözde dili olabilir.

Ne diyordu Semih Gümüş, “gerçekten koptukça yazınsala yaklaşılır!”  Yani şöyle okuyup muhafazakâr egemen siyasetle buluşan yeni İslamcı siyasi dilin siyaset akademilerinin duvarlarına bir hikmetli söz layihası olarak asalım: “Kurgusallıkta Ustalaştık, Gerçeklikten Özenle Kopulur”

Leave a comment