Oca
26
2012

Lise edebiyat eğitiminin açmazları

Geçen gün eleştirmen Semih Gümüş televizyonda liselerdeki edebiyat eğitimiyle ilgili güzel şeyler söyledi. Edebiyat eğitimi sürecinin tersten işlediği, bunun da öğrenciler için olumsuz sonuçlar doğurduğu tespitinde bulundu.

Liselerde “edebiyattan nasıl nefret ettirilir”in her türlüsü uygulanıyor. Edebiyatın hayatın bir yansıması olarak estetikle bütünleşen bir ders olduğundan çok, anlamsız ezber listelerinin havada uçuştuğu zorlama ve zorba bir derse dönüştüğünü artık rahatça söyleyebiliriz.

Semih Gümüş, o televizyon konuşmasında eski edebiyattan başlayarak bugüne doğru programlanan bir müfredat olduğunu, bunun çocukların edebiyatla kuracakları ilişkiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Lise birinci sınıftaki öğrenciyi gazelle, kasideyle karşılamak edebiyat eğitimindeki en kötü tercihtir.

İlköğretimi henüz bitirmiş öğrencilerin anlamakta zorlandıkları eski edebiyat metinleriyle lise bir ve ikinci sınıfta karşılanmaları yerine bugünün edebiyatıyla karşılanmaları kesinlikle daha iyi olurdu. Eğer bugünden geriye doğru sınıflar ilerledikçe bir tanışıklık kurulabilseydi elbette her şey daha farklı olurdu.     

Cumhuriyet dönemi edebiyatı kapsamında ancak lise dörtte gösterilen edebiyat da maalesef üniversite sınavlarına kurban ediliyor. Sınav kaygısı falan derken öğrenciler rahat anlayabilecekleri yaşayan edebiyatla irtibat kuramadan sınav tatillerine giriveriyorlar. Böylece lise eğitimleri boyunca ne eski edebiyatı anlayabiliyorlar ne de bugünün edebiyatıyla karşılaşabiliyorlar.

Edebiyat eğitiminin handikapları elbette saymakla bitmiyor. İdeolojik malzeme ve argümanların müfredata serpiştirilmesi bir yana edebiyatın metinler üzerinden değil de üniversite sınav sisteminin çıkardığı ikilikten dolayı isim ezberleri üzerinden verilmesi birincil olumsuzluk olarak gösterilebilir. Dil ve anlatım derslerinin sunduğu geniş pratik imkânlarının edebiyat öğretmenlerinin ezici çoğunluğunun ihmalkârlıkları yüzünden değerlendirilmemesi de yukarıdaki olumsuzlukları besliyor. Böylece okumayan ve eser üretme gayreti göstermeyen bir öğrenci kitlesi ortaya çıkıyor.

Edebiyat eğitiminde köklü paradigma değişiklikleri yapılmadığı takdirde edebiyat dersi nefret edilen bir ezber dersi olmanın ötesine geçemeyecek maalesef.

 

 

Leave a comment