Oca
1
2012

Asgari ücret, sömürünün, köleleştirmenin, ezmenin ve ezilmenin bir sembolüdür

Tokat’ta faaliyet gösteren TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği), 1 Ocak’ta uygulamaya konulan yeni asgari ücreti ve sosyal, ekonomik adaletsizlikleri, Tokat Yeraltı Çarşısı üzerinde gerçekleştirdiği bir eylemle protesto etti.

Eylemin açılışında konuşan TOKAD yönetiminden Ahmet Örs, asgari ücretin, vahşi kapitalist düzenin açık bir köleleştirme uygulaması olduğunu, özellikle küresel kapitalist kuşatmanın hayatın her alanını sömürüye açtığını, insana değer vermeyen bir zihniyet olarak kendini dayattığını söyledi. Toplumu katmanlara ayıran, eşitsizlik ve adaletsizliği derinleştiren bu politikalara karşı ayağa kalkmaları gerektiğini, bunun inançlarının bir gereği olduğunu vurgulayan Örs, Allah’ın yeryüzündeki nimetlerine al koyarak geniş kitleleri yoksulluğa mahkum eden mutlu azınlıkları adalete davet ettiklerini aksi taktirde bu dünyada ezilenlerin, ahirette de Allah’ın gazabından kurtulamayacaklarını ifade etti ve hükümeti açlık sınırının çok altında insan çalıştırılmasına onay vererek büyük bir insanlık suçuna imza atmakla suçladı.

Ahmet Örs’ün konuşmasından sonra topluluk adına basın açıklamasını Özgür Yazarlar Birliği Genel Sekreteri Doğan Özlük okudu. Özlük, açıklamasında milyonlarca asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ülkede yaşadıklarını, bir o kadar da asgari ücretin yarısına çalıştırılan insan olduğunu, işsizlerin tam sayısını ise bilemediklerini, bunun açık bir köleleştirme tablosu yansıttığını söylerken, milletvekillerinin maaşlarına yapılan astronomik zamları eleştirdi ve Şimdi soruyoruz: Nasıl bir düzen kurdunuz ki siz kendinize adalet ismini verince ortaya zulüm çıkıyor? Bu memlekette nasıl bir halk-vekil ilişkisi var ki yoksul halkın gözünün içine baka baka bu utanç verici durumu onaylıyorsunuz? Nasıl oluyor da halk sefalete mahkûm edilirken, vekiller sefahate boğuluyor?” diye sordu.

OECD ülkeleri arasında gelir dağılımı dengesizliğinde Türkiye’nin ikinci sırada olduğunu, en zengin 100 kişinin servetinin 87 milyar dolardan 104 milyar dolara çıkarken halkın yarıdan fazlasının bankalara krediler ve kredi kartları üzerinden borçlandığını hatırlatan Doğan Özlük, “asgari ücreti 1000 lira yaparsak batarız” diyen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i “Kendi yaşam standardına bakmadan geniş halk kitlelerini TÜİK verileriyle açlık sınırı olan 1000 liranın altında bir hayata mahkûm edebilmiştir ve hala koltuğunda oturmaktadır. Biz kendisini halktan özür dilemeye ve istifa etmeye çağırıyoruz. Kendi halkını açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm eden bir zihniyetten adalet beklenebilir mi, sorarız size? Adaleti emreden Allah’ın emrini göz ardı eden, insanların kısa dünya hayatını çekilmez hale getiren bu zalim politikaları uygulayanlar ne bu dünyada ne de ahirette hesabını veremeyecekleri bir yükü sırtlarında taşımaktadırlar.” sözleriyle eleştirdi ve istifaya davet etti.

Asgari ücreti “köleliğin sembolü” olarak tanımlayan Özlük, “Asgari ücret bir semboldür: Sömürünün, köleleştirmenin, insandışılaştırmanın, ezmenin ve ezilmenin bir sembolü… Bu sembol yerinde durduğu ve her yıl tekrarlandığı müddetçe bu ülkede adaletten, kardeşlikten bahsedilemez. Birlik beraberlik nutukları atılamaz. İnsan hak ve hürriyetlerine, şeref ve haysiyetine matuf adil bir bölüşüm ve paylaşım olmadıkça hiçbir yetkili nutuk bizi kendilerini sevmeye ikna edemez.” dedi ve açıklamasını “İşte bu zulüm ve sömürü sarmalı halkın irade ve mücadelesiyle kırılmalıdır. Boykot, grev ve farklı direniş biçimleri insani, ahlaki ve elbette İslamidir ve şarttır. Aksi halde köleliğin bitmesi mümkün olmayacaktır.” şeklindeki muhalefet ve adaletsizliklere direniş çağrısıyla bitirdi.

Eylem boyunca “Asgari ücret köleliktir, Kahrolsun kapitalist yağma düzeni, Vekile sefahat halka sefalet, Mehmet Şimşek istifa, Uyan diren özgürleş, Hakça bölüşüm adil paylaşım, Emekçiler köleniz olmayacak, Sermaye sınıfı halkı eziyor” gibi sloganlar atılırken “Asgari ücret azami köleliktir, Hakça bölüşüm adil paylaşım, Ekonomik sömürü düzenine hayır, Vekillere kepçeyle halka çay kaşığıyla, Yoksulluk sınırı 3000 asgari ücret 701 lira, 701 liraya sen geçin ey maliye bakanı, Emekçiler iktidar ve sermayenin kölesi mi” dövizleriyle “Asgari ücret köleliktir” ve “Açlık sınırı 1000 asgari ücret 701 lira” pankartları taşındı.

Haber: Elif Aydın, Tokat

Eylemde okunan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:  

 

 

 

Asgari ücret, sömürünün, köleleştirmenin, ezmenin ve ezilmenin bir sembolüdür

Değerli basın mensupları, duyarlı Tokat halkı,

Bugün 1 Ocak ve bugün adaletsiz uygulamalarda yine hiçbir şey değişmeden sadece yıl farkıyla hayat devam edecek.

Yoksul, emekçi kitleler için bugünden itibaren asgari ücret 701 lira olarak uygulanacak. 658 liradan sadece 701 liraya yükseltilen asgari ücret, halkımıza verilen değeri göstermesi bakımından utanç vericidir. Bugün, bu utanca, bu sefalet ve kölelik tablosuna karşı çıkmak için buradayız.

Değerli arkadaşlar,

Ülkede 5 milyon asgari ücretli çalışan var. Bu beş milyon asgari ücretlinin ortalama sadece bir kişiyi daha geçindirdiğini düşünürsek karşı karşıya kaldığımız korkunç tablonun vahameti sanırız ki çok daha iyi anlaşılır.

Arkadaşlar,

Beş milyon asgari ücretlinin yanı sıra asgari ücret dahi alamadan, herhangi bir sigorta imkânından yoksun olarak çalışan milyonlarca insan yaşıyor bu ülkede. İşsizlerin sayısını ise tam olarak bilmiyoruz. Bütün bu saydıklarımıza bir bütün halinde baktığımızda aslında büyüme, gelişme propagandalarının ne kadar sahte ve ne kadar kandırmacaya dönük olduğunu rahatça görebiliriz.

Evet, her geçen gün ekonomi daha çok büyüyor. Evet, her geçen gün ihracat daha çok artıyor. Evet, her geçen gün ithalat daha çok katlanıyor. Ama bütün bu büyüme tablosunun tek bir kazanan tarafı var. Her geçen gün egemen sermaye sınıfı kazanırken halkımız daha da yoksullaşıyor, bankalara daha da borçlanıyor.

Arkadaşlar,

Geçtiğimiz günler adaletsiz paylaşımın, haksızlık ve dayatmanın ibretlik görüntülerini sundu bize. Bir yandan asgari ücret tespit komisyonu emekçilere 3 puan mı 5 puan mı artış yapalım diye konuşurken kapı önünde eylem yapan sendikacılara coplar ve biber gazlarıyla müdahale ediliyordu. Aynı günlerde de milletvekili maaşlarına gece yarıları astronomik artışlar yapılıyordu. Sadece bu tablo bile içinde bulunduğumuz sosyal adaletsizliğin açık bir örneği değil midir?

Halkla, halkın vekilleri arasındaki ekonomik dengesizliği, yağmacılıkla köleliği gösteren ve hiçbir izah kabul etmeyecek bu çirkin tablo durumu özetlemektedir. Şimdi soruyoruz: Nasıl bir düzen kurdunuz ki siz kendinize adalet ismini verince ortaya zulüm çıkıyor? Bu memlekette nasıl bir halk-vekil ilişkisi var ki yoksul halkın gözünün içine baka baka bu utanç verici durumu onaylıyorsunuz? Nasıl oluyor da halk sefalete mahkûm edilirken, vekiller sefahate boğuluyor?

Dostlar,

OECD ülkelerinde en yoksullarla en zenginler arasındaki fark son otuz yılın zirvesine çıkarken Türkiye bu farkın en yüksek olduğu ikinci ülkedir. Bugün neoliberal politikalar bütün dünyayı ve dolayısıyla Türkiye’yi de kuşatmıştır. Tabiat ve insan, egemen kapitalistlerce sadece bir metadır ve para ettiği kadar kıymetlidir. Acımasız rekabetçi koşullarda sermaye sahipleri daha çok kâr elde edebilmek için bir yandan emekçilerin çalışma saatlerini artırırken bir yandan da reel ücretleri düşürüyor. Güvencesiz çalışma, dünyanın ve Türkiye’nin temel politikası haline getiriliyor. Her çalışanın sözleşmeli köle olarak egemenlere umutsuzca ve büyük bir işsiz bırakılma korkusuyla itaat edeceği günlere doğru koşar adım ilerliyoruz. Eğitimden sağlığa kadar hayatın hemen her alanı sermaye sahiplerinin, küresel şirketlerin yağma ve talanına açılıyor. Neoliberal saldırganlık dereleri HESlerle, denizleri Nükleer Santrallerle talan ederken sosyal devlet her geçen gün eriyor, sendikalar zayıflatılıyor; neoliberal tahakküm kendi sahte söylemlerinin aksine piyasaları, kullandığı devlet gücünün arkasına sığınarak kendisi için dikensiz gül bahçesine çeviriyor.

 Arkadaşlar,

Her çalışanın asgari ücretli olmasının hedeflendiği acımasız bir sömürü çağındayız. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hiçbir insani ve ahlaki kaygı taşımadan “Asgari ücreti 1000 liraya çıkarırsak batarız.” diyebilmiştir. Kendi yaşam standardına bakmadan geniş halk kitlelerini TÜİK verileriyle açlık sınırı olan 1000 liranın altında bir hayata mahkûm edebilmiştir ve hala koltuğunda oturmaktadır. Biz kendisini halktan özür dilemeye ve istifa etmeye çağırıyoruz. Kendi halkını açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm eden bir zihniyetten adalet beklenebilir mi, sorarız size? Adaleti emreden Allah’ın emrini göz ardı eden, insanların kısa dünya hayatını çekilmez hale getiren bu zalim politikaları uygulayanlar ne bu dünyada ne de ahirette hesabını veremeyecekleri bir yükü sırtlarında taşımaktadırlar.

Yeri geldiğinde Hz. Ömer’in adaletinden bahsedenlere Mehmet Akif’in “Kocakarı ile Ömer” şiirini okumalarını tavsiye ederiz. Halkı açken, ihtiyaçlarını gideremezken onlara sırtında çuvallarla un taşıyan bir devlet başkanı portresi bugünkü muktedirlerin utanabilecekleri yeterli malzemeyi içinde taşıyor! Daha yeni çıktığımız yılbaşı çılgınlıklarını hatırlayalım. Muhafazakâr büyükşehir belediyelerinin sefahat âlemlerine ayırdıkları bütçeye bakalım. Umutlarını piyangolara bağlamış bir halk yaratan devlet kumarından kimin sorumlu olduğunu etrafımıza soralım. Köleleştirmenin getirdiği yozlaşmanın kimin eseri olduğunu arayalım, bakalım karşımıza hangi cevaplar çıkacak!

Türkiye’deki en zengin 100 kişinin 2010’daki serveti 87 milyar dolar iken bu servet 2011’de 104 milyar dolara çıktı. Zenginler cephesinde bunlar yaşanırken halkın yarısından fazlası bankalara krediler ve kredi kartları üzerinden borçlu hale geldi. Sınırsız bir tüketim teşvikiyle ithalata dayalı büyüme sağlayan hükümetin yaldızlanan ekonomik performansının hakiki yüzü böyleyken hangi adaletten bahsedilebilir? Ayda 701 lirayla hangi anne baba çocuğunu sorunsuzca okula gönderebilir, ona bisiklet alabilir, evini ısıtıp sofrasına ekmek götürebilir?

Duyarlı Tokat halkı,

Kapitalistler doymak bilmez bir iştaha sahiptirler. Sizin her bir lokmanızda gözleri vardır. İsterler ki işçinin, emekçinin elindeki bir liraya da el koysunlar! İsterler ki işçiler daha çok saat kendileri için çalışsın, hep kendileri kazansın! Yani kısacası çalışanlar, emekçiler kendilerinin kölesi olsun! Karşı karşıya olduğumuz gerçek işte budur! Bu durum, Müddesir suresinde Rabbi kendisine fazlaca nimet verdiği halde ihtirasla daha fazlasını isteyen ve Allah’ın azabıyla tehdit edilen zalimlerin durumudur.

Şu halde, yapılması gereken açıktır: İslam’ın emri doğrultusunda bir adalet mücadelesi vermek! Ekmek parası için katır sırtlarında mazot ve sigara taşırken bombalanan yoksul çocukların içimizi dağlayan acısı henüz tazedir. Mazlumların, mustazafların yaşadığı çok boyutlu acılar, vereceğimiz adalet ve özgürlük mücadelesinin lüzum ve aciliyetini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu mücadele Beled Suresinde “Kölelere özgürlük!” çağrısıyla somutlaşmaktadır.

Arkadaşlar,

Asgari ücret bir semboldür: Sömürünün, köleleştirmenin, insandışılaştırmanın, ezmenin ve ezilmenin bir sembolü… Bu sembol yerinde durduğu ve her yıl tekrarlandığı müddetçe bu ülkede adaletten, kardeşlikten bahsedilemez. Birlik beraberlik nutukları atılamaz. İnsan hak ve hürriyetlerine, şeref ve haysiyetine matuf adil bir bölüşüm ve paylaşım olmadıkça hiçbir yetkili nutuk bizi kendilerini sevmeye ikna edemez. Fazla söze ne lüzum var, Firavunun İsrailoğullarını karın tokluğuna çalıştırmasının adıdır asgari ücret; kölelerin sadece hayatta kalabilecek kadar doyurulması ve istenildiği zaman kendilerinden vazgeçilmesi… Pek yakın bir geçmişte yaşadığımız 4/C zulüm ve dayatması bunun örneği değil midir? İşlerini kaybeden insanlar, özelleştirmelerle Tokat gibi ekonomisi çöken iller…

İşte bu zulüm ve sömürü sarmalı halkın irade ve mücadelesiyle kırılmalıdır. Boykot, grev ve farklı direniş biçimleri insani, ahlaki ve elbette İslamidir ve şarttır. Aksi halde köleliğin bitmesi mümkün olmayacaktır.

 

tokad

Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği, www.tokad.org

adına

Doğan Özlük, Özgür Yazarlar Birliği Genel Sekreteri

 

Leave a comment