Kas
25
2010

Yanlış Tramvay | Salih Kutluer

Halit Ziya
Halit Ziya’nın “Hayat-ı Şikeste” adlı hikâyesi yanlış istikamete giden tramvaya binmiş bir genç kızı anlatıyor. Modernitenin kurbanı olan bir kızın hikâyesi bu. Yağmurlu havada seçemiyor tramvayın ne yöne gittiğini, biniveriyor. Genç kız kendisini eve bırakan adama yaşamını anlatırken moderniteye ait tecrübelerin farklı kesitleri, hızla değişen fragmanlar hâlinde okurun gözleri önünden akıveriyor.
“Oh! Benimki bir hayat ki, sabahtan akşama kadar koşmak, büyük şehrin her tarafına yetişmek icab ediyor. Düşününüz ki, bugün sabahleyin Tarabya’ya gidip geldim. Makriköyü… Birbirine ne kadar zıd değil mi?” Kadının iş gücüne katılmasıyla aile yapısının çözülmesi: çalışan kadın, alkolik baba, yemek
 pişmeyen ev, yatılı okuyan çocuk. Bu tabloyu acıklı bir şekilde anlatmasından ve genç kızın yakınmalarından da belli ki Halit Ziya “kadının ekonomik özgürlüğünü kazanması” şeklinde sunulan modern tecrübeye inanmıyor. Kadının tabiatına aykırı bir yaşama biçimine mahkum olarak fıtratına yabancılaştığını savunuyor açıkça. “Şimdi koşuyorum. Tarabya’dan Makriköyü’ne, Üsküdar’dan Beyoğlu’na bitmez tükenmez seferlerle koşuyorum… Fakat niçin koşuyorum? Bilmiyorum, bana ‘Koşacaksın…’ diyorlar, işte o kadar.”


Genç kızın alkolik babasıyla birlikte yaşadığı, çıkanların midesini alt üst eden sarmal biçiminde merdivenleriyle çok katlı ev ve genç kızın kendini mutlu hissettiği odası; modern aileye mahsus apartman daireleriyle (hayatın parçalanmasıyla), oluşan yeni seküler yaşama düzlemini gözler önüne seriyor yazar. “Yalnız kendi odamla meşgul oluyorum. Oh! Mini mini bir odacık… Fakat orada ne kadar rahat ediyorum. ” Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda romanından yıllar önce yazılmış olan bu satırlar Halit Ziya’nın, kadının modern dönemde kazandığı toplumsal rolle birlikte yaşantısında ortaya çıkan yeni anlamları oldukça usta bir şekilde tespit etmiş olduğunu gösteriyor.

Tramvay metaforunu farklı biçimlerde okumak mümkün. Bir yönü yanlış Batılılaşma, bir yönü doğru Batılılaşma olan bir tramvay hattından söz edildiği düşünülebilir. Genç kız keşmekeşte etrafını göremiyor, oradan oraya savrulup duruyor, yanlış tarafa giden tramvaya atlıyor. Bu noktada Türkçe şiirin en modernist damarı olan İkinci Yeni’yi tarif eden Cemal Süreya dizesini anımsamamak mümkün değil: “Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız.”

Related Posts

Yazar hakkında

Leave a comment