Eyl
13
2011

Erdoğan’ın Mısır Konuşmasının Anlam(lar)ı…

 

1. Laiklik vurgusu AKP iktidarının yönelişi, eski İslamcı lider ve tabanının İslami ideallerden kopuk bir hareket içinde olduğunun açık kanıtı olmuştur. Türkiye’deki laiklik vurgusunun takiyye sonucu değil, inanarak yapıldığı yeni devrimlerin gerçekleştirildiği İslam ülkelerine dönük bu pervasız tavsiyelerle bir kez daha kesinlik kazanmıştır.

Batılılarca İslam dünyasına laiklik-demokrasi bağlamında model olarak gösterilen Türkiye bu rolü benimsediğini birinci ağızdan ilan etmiş, müslüman mahallesinde salyangoz satmıştır. İktidarın İslamı hayattan kovan dini yönelişinin Hristiyanvarı niteliği öne çıkmıştır.

Laiklik nasihatlerinin bir başka yönü de şudur: Radikal unsurlar olarak görülen İslami hareketlerin üzeri çizilmiştir. Bunu yapan da laik müslüman ülke olarak modelleştirilen Türkiye’nin başbakanı olmuştur.

2. Türkiye’nin İsrail politikalarının amacı kendini açık etmiştir. Türkiye’nin amacı batılılarla birlikte İsrail’i “normal bir ülke” haline getirmektir. Yani serbest piyasayı tedirgin edecek saldırgan politikalardan uzak bir devlet! Dolayısıyla bu durumda İsrail müslüman halklara zihinsel olarak da bu dindar kökenli hükümet tarafından tanıttırılacak, İsrail’in bölgedeki meşruiyet sorunu giderilecektir.

3. “Filistin bayrağını göndere çekme” vaadiyle laiklik vurgusunu unutturan bir coşku yaratan başbakan, göstermelik bir Filistin devleti’ni İsrail’e ve batılı ülkelere kabul ettirmeye çalışan projenin öncü atlısı olduğunu açıkça göstermiştir. İsrail’in varlığını küçük Filistin devleti ilanıyla kabul ettirmeye çalışmak aynı zamanda Hamas ya da Hizbullah gibi direniş örgütlerini de tasfiye edecek süreci hızlandıracaktır ki neoliberal politikalar ortadoğunun bu bakir alanlarına nüfuz edebilsin! Hamas ve Hizbullah laik olamayacağına göre!

4. Kendilerinin yer altı zenginliklerine göre hareket etmediklerini söylerken başbakan asla doğruyu söylememektedir…  Nato’nun  Libya’yı bombalama sürecini ve Davutoğlu’nun Libya UGK’sine 100 milyon dolarlık hibe, 200 milyon dolarlık kredi yardımını hatırladığımızda bunu görebiliriz. Türkiye’nin yatırım çıkarları olduğu için “Nato’nun Libya’da ne işi var!” diye karşı çıkan başbakan, fırsatçı bir manevrayla hemen Nato tarafına geçmiş, hatta İzmir’i Nato komuta merkezi yapmıştır. Libya UGK’sine para göndererek, İstanbul’da konferanslar tertip ederek yeni paylaşımda pay sahibi olmayı arzulamıştır.

25 yorum+ Add Comment

  • ahmet örs yine görünmeyeni görmüş! İnsaf be kardeşim, ya adam çok büyük yalancı ya da kendince ortadoğuda ki gelişmeleri desteklediğini gösteriyor. Ahmet örs’e göre çok büyük bir yalancı, işbirlikçi,müslümanların altını oyan düzenbaz herifin teki. eğer böyle değilse vebali de var. iktidar merkezli politikalar üretmek tehlikelidir, bu çaba içinde ki her müslümanın belli aralıklarla dönüp kendine bakması gerkiyor. vahiy merkezli siyasetimiz olmalı, iktidar da gündem oluşturduğu için bizi ilgilendirmeli yoksa iktidara odaklanan zihniyet, kuran merkezli toplumsal dönüşümü ıskalayabiliyor. (ayrıca varsayalım tayyip erdoğan yukarda ki yazdığınız şekilde bir zihniyetle hareket etmiş olsun, ihvanın mısırda laiklik ile ilgli ve hatta demokrasi ile ilgili görüşleri ortadayken hamas, hizbullah (Allah’ın izniyle) halklarının teveccühünü kazanmış direniş grupları iken laiklik vurgusu havaya söylenmiş olmaz mı?)

  • toplumsal dönüşüm siyasetle olur. sünnet-i seniyye budur. siyaset dediğimiz şey de iktidarın işleyişini sekteye uğratmaktır. el hak: şu vasatta türkiye’de kürt hareketi dışında siyaset yapan/yapabilecek bir başka yapı yok. olması da zor görünüyor. müslümanların bir özne hâline gelmesi ise ancak iktidarın işleyişinin bir nesnesi olma hâline son vererek, aristo’nun deyişiyle ‘polis’in ivmesine odaklı mevcut varoluş biçiminden uzaklaşarak, yeniden siyasete dönülmesiyle mümkün. çoğunluk olanca hayallerini yitirmişken, bir şeylere çabalayan samimi bir kitle ise ayakları yere basmayan toplumsal dönüşüm rüyaları görürken en azından gelecekte gerçekleşebilecek bir siyasal mücadeleyi kurmak için gününe kayıt düşmek olarak değerlendirmeli bu eleştirel notları.

  • o halde kahrolsun Ahmet Örs diyebilir miyiz :))

    gerçeklerin yaralayıcılığının sonucu bu olsa gerek, ne diyelim!

  • üzüntüyle okudum. ahmet örs’ün bu paylaşımı, kendi tebessümünü yok sayması kadar gerçek görünür ancak. onun gibi bir fikir insanına yakıştıramadım

  • ” iktidar da gündem oluşturduğu için bizi ilgilendirmeli yoksa iktidara odaklanan zihniyet, kuran merkezli toplumsal dönüşümü ıskalayabiliyor”

    yani gündem oluşturmasa bi sorun yok öyle mi?
    bu söylediğinz şey zaten vahiy merkezli siyasetle çelişiyr. çünkü eğer iktidar varsa adaleti tesis etmekle, adil olmakla yükümlüdür.. eğer bu olmuyorsa dibine kadar muhalif olmayla da biz yükümlüyüz..
    “bırakınız yapsınlar, bırakınız olsun” şeklindeki vurdumduymazcılık ne insani endişelerle ne de siyaset üretme sorumluluğmzla örtüşür.

    ki AKPnin NATO katiliyle olan birlikteliği, Kapitalist sistemin bayrağını taşıması, Kürt halkının siyasi varoluşunu hala görmezden gelmesi “kronik muhalif” olmak için yeterli diye düşünüyrm.
    ezenlere başkaldırmadıkça ezilme işlemi sekteye uğramadan devam edecektir…

  • muhalif olmak gereksizdir, herkes iktidara şükretmeli demiyoruz. ama ‘kronik muhalefet’ gerçekten sıkıntılı bir şey, mesela nato füze kalkanı konusunda eleştirmek, itiraz etmek, kavga etmek önemlidir, gereklidir. ama natonun, abd’nin bir şekilde dayatmayla bu işi yaptırmış olduğu ihtimalini unutmayalım. eskiden refah iktidardayken sistemin kırmızı çizgileri bu yüzden eli kolu bağlanıyor diyorduk, bugün yöntem olarak doğru bulmasak da belki aynı yorumu akp’de hak ediyor. laiklik vurgusuna itiraz edelim ama yanına ‘bunlar da bizden olsun’ diyerek ithamlar da bulunmayalım.(zaten türkiye’de de yapıyor bu vurguyu,sürpriz değil) 28 şubat müslümanlara ağır bir darbe vurmuşsa bunda iktidar fantezisinin büyük payı oldu. toplumsal ıslah süreci diye bir şey varsa insanlar kendilerine uygun iktidar yapısını,yönetim biçimini oluştururlar. toplumsal ıslah ise iktidarı eleştirmemek anlamına gelmez elbette. şöyle bir şey de var salt akp eleştirisi kısırlaştırır, sıkıştırır tam tersi pasifleştirir. türkiyede yaşıyoruz sistemi oluşturan temel dinamiklerle özünde bütüncül olmak şartıyla parça parça mücadele etmek gerekiyor buda ‘kronik akp muhalifliğini’ aşan bir şey.son bir not; salih kutluer bırak bu teorik, siyaset şudur,budur gibi lafları. din siyasetden ibaret değildir, din bazen hiç siyaset yapmadan, yolda bir taş varsa birilerini rahatsız eden onu kaldırmaktır, sen olsaydın heralde iktidar bu taşı buraya koymuştur, derhal kaldırmalıdır falan derdin:)

  • bugün ihvan açıklama yapmış; http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=174551
    dün demiştik,ihvan işini bilir diye.

  • Refah partisine sunulan hoşgörü de eleştirilmelidir bence, o zmn yapılan eleştirisz kabullenme şu anki durumu meşru kılmaz..
    ayrıca bi el insaf da ben çekeyim çünkü herşey ortada, AKPnin ortaya koyduğu siyaset 1 mart tezkeresininden beri hep egemenlerin, ezenlerin, savaş yanlılarının, müstekbirlerin yanında. tüm bunlar AKPnin zihniyetini deşifre etmiyor mu.. herşey sözlerde, asla bir yaptırım uygulanmıyor.
    hele seçim sürecinde eminim farketmişsinizdir her kesime ayrı öpücük yolluyordu. arada bir kasımpaşalı arada bir modern bazen bayrağa iman eden koyu milliyetçi bazen “gazi mustafa kemal”ci…
    tüm bunlar laçka, mide bulandırıcı pragmatist bir siyasetten başka birşey değildir.
    ki hal böyleyken “bu da bizden olsun” diye itham ettiğimiz hiç bir konu yok.
    kemalist sislemin dayattığı eğitim anlayışının da mihenk taşları yerinden kıpırdamadı.. hala ufacık çocukların körpe beyinleri o ayinlerle iğdiş ediliyr.. putların önünde 1 dkikalık saygı duruşu ardından “ant”lar…
    hoş şimdide postmodern putları “PLAZALAR”ı dikiyor. boğaz manzarasında namaz kılacaklarmış.. bir yanda açlıktan ağzı kokan barakalarda yaşayanlar varken bay RTE uzay kent inşa edecek…

    işte “kronik muhaliflik” liğin serencamı…
    selamlar…

    “…İşte bak, öksüzü hor görüyor
    Yoksulun halinden hiç anlamıyor.
    O namaz kılanların vay haline
    O kuru kuruya yatıp kalkanların vay haline…”
    Maun suresi-2-5

  • hoşgörü meselesi değil, refah da baya eleştirliyordu. akp iki yönlü bir parti;1)ontolojik 2)konjonktürel sorunları var. demek istediğim şey bunda gizli. konjonktürel olanla diğeri boca edilerek değerlendiriliyor, bu haksızlık. verdiğiniz 1 mart tezkeresi örneğinde nerdeyse 80 m.vekili tezkereye onay vermemiştir, bu da gösteriyor ki bu olay biraz konjonktürel problem kapsamına giriyor. kürt sorununda geleneksel devlet söylemini aşındıracak bir söyleme yaklaşmış lakin devam ettirme noktasında ontolojik sorunlar ortaya çıkmıştır. ben diyorum ki akp şöyle mi, böyle mi diye tüm söylemi, tartışmayı bunun üzerinden yaparsak solun düştüğü hataya düşüyoruz, akp değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek kadar verili bir durum, biz kendimizi parçalasak akp’yi yerinden kaldıramayız.ne yapacağız o zaman? İslami cemaat olacağız, birbirine sıkı sıkı tutunacak, akp değerlendirmesini beğenmeyip çekip gitmeyecek, şu ihvana bir bakalım, nasır,sedat,mübarek,faruk,fuad kimler geldi geçti, onlar ayakta, bakalım,örnek alalım.

  • kullanımdaki ironiyi anladınız demek :D

    • Karlıtekin’e dedim karışıklık olmasın..

  • ben demedim, kendini öyle tanımlıyor, ama yine de uyuz olabilirsin.

  • Şu Tayyip Erdoğan’ın her şeyi ayan beyan ortadaki konuşmalarını ille de olumluya tevil eden muhafazakar anlayış yok mu ben de ona uyuz oluyorum. Yok şunu demiş olamaz mı? Yok nunu kastetmiş olamaz mı? siz avukatı mısınız arkadaş. AKP kapitalizmin gönüllü muhafızı. Yaptıkları da ortada. Hala her şeyi hayra yorma güdüsü gözlerimi yaşartıyor. Bütün kronik AKP eleştirisi yapanlara selam olsun….

    • ben tam tersini düşünmeye başladım, insanlar muhafazakar olarak rahatlayabilir, evet ama kronik akp düşmanlığı da insanı pekala rahatlatıyor. yazılanları iyi oku bence, kapitalizm verili bir durum, hakim ideoloji, türkiyeyi aşan bir sistem, akp’yi iktidardan düşürmekle çözülmüyor ne yazık ki.

  • anlamıyorum kardeşim burda fikirler tokuşturuluyo siz duygusal yorumlar yapıyosunz..
    yok üzülmüşmüş yok tebessümmüş…
    selamlarınız da başımız gözümüz üstüne ;)

  • gerçeğin ne olduğu bellidir. Yeryüzünde insanlar iki guruba ayrılır. Habil ve kabil diye. Benim yanımda olması bir adamın iyi olması anlamına gelmez. Benim yanımdan ayrı olması da kötü olması anlamına gelmez. Ama iyiler ve kötüler her zaman doğru zamanda ve doğru mekanda kendini bulur. Ve aynı yerde bir araya gelir.
    Erdoğan’a ve diğer dini bir vasfı olan insana karşı bizim ülkemizdeki müslümanlık kaygısı olan insanlarımızın bakışı da böyledir. Ardından gittiğinin hiçbir hatasının olabileceğini tahmin dahi edemez. Zaten onun ardından giden millet, kendi rahatının ve huzurunun ancak böyle mümkün olabildiğini bilir. Burada şöyle bir yanlış yapılıyor: Direk suçlu Erdoğan AKP politikalarına indirgeniyor sanki onlar uzaydan bir yerden gelmiş gibi…

  • insanlar elbette kronik muhalif olabilir. durdukları yer bambaşka noktalarsa duruma göre vaziyet değiştiremezler.
    çürük tahta çivi tutmaz.

  • batıla karşı yaşasın kronik muhalefet

  • Kambersiz düğün olmaz. Gedciktim ama katılacağım yorumlar da var. Demekki makul çoğunluk diye bir şey var…(Sağcı oloduğum çıkarsanacak büyük ihtimllae bu cümleden ama olsun ne yapalım insanın sağı da var solu da. Bazen sağı da belli olmaz solu da….)
    Selahattin beye % 99 katılıyorum ama 99 AKP’li değilim.)))) Kronik muhalefete ithaf olunur.)))

  • Said Ramazan sen den mi öğreneceğiz kronik muhaletçiliği ? Selahaddin’e katılıyorum diyorsun sonra da Akp li değilim diyorsun. Ya burdasındır ya orda. Akp yi iktidardan indirince her şey çözülecek mi diyoruz yahu. Biz kronik muhaletiz. http://www.kronikmuhalet.com/ bizkimiz e bakın kim olduğumuzu görün. Siz hep sağı solu belli olmayan insanlarsınız. bizim durduğumuz yer belli. İnternet sitemizi takip edin. Yukarıya yazdım. Zaten muhalefeti internetten ya da sizden öğrenecek değilim.

  • said ramazan selahattin beye katılmadığı, akp’li olduğu %1’lik kısma da değinirse ithafını kabul edebiliriz belki.

  • ah dostlar ah… akp’li olup-olmama meselesi, kendimizi bu tür bir sıkışıklığa mahkum etmek zorunda değiliz. yorum yazan arkadaşlar bizi akp’li ilan etmişler ama yine tutturamadınız. ömrüm boyunca akp dahil hiçbir siyasi partiye oy vermiş değilim, zamanım olmadığı, işim çıktığı için değil bilinçli bir tercih olarak oy kullanmıyorum. Allah’a emanet olun…

  • tamam da siz AKPnin politikalarını meşru bir zeminde değerlendrysnz. kronik muhalefet gereksizdir diyip o problemli zihniyeti kabul etmiş oluyosunz. bu durumda doğal bi durum değil mi bu güzelleme… yani ortada bişey yokken kimse sizi tanımlama gayretine girişmedi.. kahve falı mı bu, yok tuttu yok tutmadı…

    üstelik bu sıkışıklığa mahkum etme meselesi değil; toplumsal sorunlar olur ve biz de -insan olma sorumluluğuyla – bunlara tavırlar üretiriz… siz neyden, kimden yana tavrınızı koyarsanız ona göre değerlendirme yapılır.. kimse fişleme meraklısı değil, “devletten baba”dan ve onun evladı AKPden başka…
    selamlar…

  • aslında tartışmanın daha fazla uzamasını istemiyordum ama son olarak başından beri anlatmak istediğim şeyi özetleyerek bitirmek istiyorum; ‘kronik muhalefet’ neden gereksizdir? muhalefet gerekli, önemli ve bence farzdır. muhafelet ederken temelde bazı esaslar belirlememiz gerekiyor ki her gelişen duruma karşı bir cevap, yol belirleyebilelim. eğer müslümanlar adına bir muhalefetten bahsediyorsak anti-emperyalim,islami hareketlerle dayanışma,müslümanlar için faydalı olacak adımları görmek(derdimi anlatmak için daha fazla örneğe gerek duymuyorum) gibi ilkeler belirlenir. ve böylece islami muhalefet oluşturma gayretiyle bir mücadele başlatılır. bu muhalefet içersinde akp nerede duruyor? galiba burası en sorunlu yer, akp’yi ahmet örs’ün yazısında olduğu gibi değerlendirmek yani islami hareketleri yanlızlaştıracak,marjinalize edecek aynı zamanda batılı güçlerle birlikte israil’i normal bir ülke haline getirecek gibi bir muhalefet kroniktir, niyet okumadır,kurgudur. akp mısır’a,tunus’a laiklik önerisinde bulundu bence bu durum zaten eleştiriyi fazlasıyla hakeden, muhalefet için yeterli bir argümandır. anlaşamıdığımız noktalardan biri bu. bir de türkiye’de belli başlı alanlarda müslümanların faydasına şeklinde okunabilecek gelişmeler yaşandı/yaşanıyor. bu adımlar ‘kronik muhalefet’ yapan insanlar için gereğince algılanamıyor. militarizm zayıflarken bu boşluğu neo-liberaller dolduruyor demek yerine, bu durumu müslümanlar olarak nasıl değerledirmeliyiz? diye siyaset üretmek hem kronik değildir hem inşa eden(sistemi yeniden inşa eden değil) bir muhalefet oluşturur. başta belirttiğimiz temel ilkeler bizi sorunlar karşısında doğru konumlanmaya götürür. Allah’a emanet olun.

  • kronik akp karşıtlığı içindeki eleştirilerin sonu yok ama şunu da düşünmeden edemiyorum. Tayyip amcanın laiklik tanımı aslında karşı çıkmadığmız birşey yani herkesin dinine saygı vb.. ama bunu mısırda deyince hoop noluyor oluyor. herkes şeriatcı ya.. e peki neden Türkiyede şeriatcı geçinemiyor itiraz edenler… Yani sanki Tayyip Türkiyedeki cemaatlere kendinize gelin demiş gibi oldu tuhaf bir şekilde… yoksa kimse laiklik filan takmıyor. Son birkaç yıl içinde laikliğin değişmesi kalkması vb gibi konularda kalem oynatan ya da bir tepki koyan kaç kişi var ki ? değil mi ? Gerçekten laikliğin kalkması değişmesi ya da şeriat gelmesi gibi birşey Gündeminde olan var mı ??????? düşünce özgürlüğü vb. hususlarda giderek liberal bir ağız kazanan son zamanlarda emek söylemiyle sola yaklaşan müslümanlar bir türlü İslamı talep edemediler nedense edemiyorlar.. !!!

    ikinci olarak da bu Tayyip amcanın hala Milli görüş çizgisinde olduğunu gösterir. biz biliyoruz kiii En iyi atatürkçü Refah partisidir. hatta Atatürk kalkıp gelse kesin refahlı faziletli olurdu. değil mi bu söylemi hatırlamayan var mı ? E tayyip ki de buna benziyor biraz :) …

Leave a comment