Eyl
12
2011

Tokat’ta Füze Kalkanı Protestosu

 

Tokat’ta faaliyetlerini sürdüren TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği) gerçekleştirdiği eylemle Türkiye’ye kurulacak NATO füze kalkanını protesto etti.

Tokat Yer Altı Çarşısı üzerinde gerçekleştirilen eylemin açılışında konuşan Ahmet Örs, “Kurulduğu günden bu yana emperyalist batılıların çıkarları için jandarmalık yapan NATO ile girilen işbirliği büyük bir yanlıştır. Ortadoğu’daki bölge halklarına çevrilen bu silah kabul edilemez. İslam ümmetinin geleceğini vuracak, bölge ülkelerini küresel kapitalizmin yağmasına açacak bu uygulamaya karşı çıkmak her vicdanlı kişi için büyük bir sorumluluktur dedi.

Türkiye genelinde 10 noktada haftalık ve aylık eylemlerine devam eden Adalet ve Özgürlükler Platformu adına eylemde bir konuşma yapan Beytullah Emrah Önce de “Bugün burada NATO’nun füze kalkanına karşı çıkarak safımızın işgallerden, savaşlardan ve insanlığı felakete sürükleyecek politikalardan berî olduğunu göstermek istiyoruz. Türkiye’nin de bu süreçte safını küresel egemenlerden yana seçmesinin büyük bir hata olduğuna inanıyoruz. Dünya halkları, burada ve her yerde zulme karşı adaleti talep ederken, Hükümet’in, gittiği her yere acı ve gözyaşı götüren NATO ile birlikte coğrafyamıza Füze Kalkanı fitnesi sokmasına itirazımız var. ABD ve İsrail’in güvenlik siyasetine hizmet edecek bu proje için emeğimizden, ekmeğimizden, alınterimizden alınan tek bir kuruş verginin dahi harcanmasını istemiyoruz. Vicdan sahibi herkesi bu gaflete karşı ses vermeye davet ediyoruz.” diye konuştu.

Giriş konuşmalarından sonra topluluk adına basın açıklamasını Sümeyye Ek okudu. Okunan basın açıklamasında füze kalkanının öncelikle Amerika ve İsrail’in güvenliğini sağladığı, bu uygulamayla Ortadoğu ve Asya ülkelerine savaş ilan edildiği vurgulandı. 

“Afganistan’dan Libya’ya, Irak’a kadar geniş bir hatta sürdürülen işgal ve operasyonlar bu kanlı örgütün amaçlarını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Her gün Afganistan’da dağı taşı, sivil halkı bombalayan; Libya’daki petrolleri İngiltere, Fransa, Amerika arasında paylaştırmak için 30.000 kişiyi katleden bu kanlı işgal örgütüyle işbirliğine gitmek utanç vericidir.” denilen açıklamada hükümetin NATO işbirliği kınanırken NATO’nun küresel kapitalist çıkarların vurucu jandarma gücü olduğu belirtildi. “Bakir alanlar olarak batılı sömürüye açılmak istenen Ortadoğu ülkelerine istenen özgürlük öyle anlaşılıyor ki neoliberal politikalara uygun alanlar oluşturmayı hedefleyen özgürlüklerdir.” ifadeleriyle batı politikalardaki asıl niyetin sömürü olduğu dile getirildi.

Türkiye’nin NATO’dan ayrılması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada halkın küresel kapitalist politikalarla uyumlu adımları daha iyi değerlendirmesi gerektiği söylendi ve “Ortadoğu’da direnişi tasfiye edecek, İsrail’in şahin politikalarını tırpanlayarak göstermelik bir Filistin devletini tanıttıracak küresel oyunlar bozulmak zorundadır. Bu oyunlar karşısında biz her zaman karşı bir tavır geliştirmeye devam edeceğiz. Serbest piyasa şartlarının Ortadoğu’da oluşturulması için gösterilen çabaların farkındayız ve bu oyunu deşifre etmeye çalışacağız. Müslüman halkların nezdinde hiçbir meşruiyeti olmayan Siyonist İsrail’in varlığını asla kabul etmeyeceğiz ve bu perspektife sahip olmayan politikaları hiçbir şekilde onaylamayacağız.” İfadelerine yer verildi.

Eylem boyunca “Nato’nun Füzeleri Ümmetin Geleceğini Vuracak, Terrorist Nato Get Out Of Libya” pankartlarının yanı sıra “Ne Nato Ne Kalkan, İsrail’e Kalkan Olma, Katil Nato Afganistan’dan Defol, Katil Nato Libya’dan Defol, Nato’nun Füze Kalkanı İslam Halklarını Vuracak, Küresel 28 Şubata Küresel İntifada” gibi dövizler taşındı ve “Kahrolsun Emperyalist Zalimler, Katil Nato Ortadoğu’dan Defol, Katil Nato Libya’dan Defol, Katil Nato Afganistan’dan Defol, Nato’ya Kalkan Olmayacağız, Kahrolsun Küresel Kapitalizm” sloganları atıldı, NATO bayrakları yakılarak tekbirler getirildi.

Haber: Elif Aydın, Tokat

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

Türkiye, üyesi olduğu NATO ile yeni bir stratejik işbirliği gerçekleştiriyor. Geçen yıl Lizbon Zirvesi’nde kabul edilen yeni konsept çerçevesinde, Türkiye’ye füze savunma sistemi kurulacağı Dışişleri Bakanlığı tarafından resmen duyuruldu. Bu karar her yönüyle yanlıştır ve geleceğimizi ipotek altına almaktadır.

NATO’nun tehdit algısında artık Müslümanların yaşadığı Yakın ve Ortadoğu önemli bir yer tutuyor. Bu coğrafyadaki çatışmaların çoğunda ise Amerika Birleşik Devletleri’nin işgalleriyle ve İsrail’in Filistin’i işgali büyük bir pay sahibi. Füze Kalkanı Projesi de başta bu iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecektir.

Bilindiği gibi İsrail nükleer silahlara sahiptir. Buna rağmen İsrail’e karşı hiçbir yaptırım uygulanmamaktadır. Aksine Füze Kalkanı Projesi’yle İsrail’in etrafındaki güvenlik alanı biraz daha genişletilmiş olacaktır. Böylece İsrail işgal güçleri bölgemizde istediği ülkeyi vurabilecek ama kendisi füze savunma sistemiyle korunacaktır.

Sürecin diğer boyutunda ise NATO’nun küresel kapitalizmin vurucu gücü olduğu gerçeği yatıyor. ABD’nin ya da NATO’nun her işgaliyle birlikte savaş endüstrisi korkunç paralar kazanırken, peşinden kapitalizme yeni pazarlar açılıyor.

Afganistan’dan Libya’ya uzanan kuşakta NATO’nun hangi misyonu üstlendiği açık değil midir?

Diyarbakır’a NATO füze kalkanı sisteminin kurulması, NATO’nun ve batılı emperyalist ülkelerin Ortadoğu ve Asya ülkelerine, İslam ülkelerine açık savaş ilanından başka nedir?

Afganistan’dan Libya’ya, Irak’a kadar geniş bir hatta sürdürülen işgal ve operasyonlar bu kanlı örgütün amaçlarını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Her gün Afganistan’da dağı taşı, sivil halkı bombalayan; Libya’daki petrolleri İngiltere, Fransa, Amerika arasında paylaştırmak için 30.000 kişiyi katleden bu kanlı işgal örgütüyle işbirliğine gitmek utanç vericidir.

Küresel kapitalist çıkarların koruyucu jandarması olan NATO ile batı bloku temelinde yapılan bu pervasız işbirliğini asla kabul etmiyoruz. Radar üssüyle Ortadoğu ve İslam ülkelerine dönük alan daraltma siyasetini yaygınlaştırmaya çalışan NATO liderleri açık hedeflerinin İran olduğunu dile getirmişler, Türkiye ise karşı çıkarak metinden bu ibareyi çıkarmıştı. Şimdi soruyoruz: Metinden bir ülkenin adının çıkarılması gerçekleri değiştirdi mi? Büyük paralar harcanarak kurulan bir radar projesi belirsiz düşmanlara karşı mı konuşlandırılıyor?

Elbette ki hayır! NATO’nun düşmanının kim olduğu Afganistan’dan, Irak’tan, Libya’dan belli değil mi? Bütün zafiyetlerine rağmen kapitalist kuşatmaya, batılı yaşam tarzına muhalif dinamik bir yapı olarak duran İslam dünyasındaki direniş potansiyelini yatağında boğmaya çalışan projelerin bir parçasıdır NATO radar sistemi.

Bakir alanlar olarak batılı sömürüye açılmak istenen Ortadoğu ülkelerine istenen özgürlük öyle anlaşılıyor ki neoliberal politikalara uygun alanlar oluşturmayı hedefleyen özgürlüklerdir. Her vesileyle Ortadoğu’daki isyan eden halkların yanında olduğunu iddia eden AKP hükümetinin NATO politikalarını desteklemesi bazı şeylerin daha açık görülmesini sağlamalıdır. Bir yandan elçilerini geri gönderdiğimiz İsrail’e diğer yandan kalkan olmak tam bir çelişkidir. Ortadoğu’da direnişi tasfiye edecek, İsrail’in şahin politikalarını tırpanlayacak, göstermelik bir Filistin devletini tanıttıracak küresel oyunlar bozulmak zorundadır. Bu oyunlar karşısında biz her zaman karşı bir tavır geliştirmeye devam edeceğiz. Serbest piyasa şartlarının Ortadoğu’da oluşturulması için gösterilen çabaların farkındayız ve bu oyunu deşifre etmeye çalışacağız. Müslüman halkların nezdinde hiçbir meşruiyeti olmayan Siyonist İsrail’in varlığını asla kabul etmeyeceğiz ve bu perspektife sahip olmayan politikaları hiçbir şekilde onaylamayacağız.

Bütün tepkilere rağmen NATO füze savunma sisteminin Türkiye’ye yerleştirilmesi; kurucuları, liderleri ve üyeleri İslami çevrelerden geldiği için küresel kapitalizmle uyumlu politikaları halkımıza kabul ettirmede başarılı olan iktidarın yeni bir dönüştürme, halkı ve ülkeyi küresel hegemonyaya entegre etme hamlesinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla halkımız artık bu çerçevede geliştirilen politikaları daha iyi değerlendirmelidir.

Türkiye bir an önce NATO’dan ayrılmalıdır. Eğer hayırlı bir şey yapmak istiyorsa kendi ve bölge halklarının huzuru için tabiatı ve insanlığı yağmalayan bu politikalara karşı çıkmalıdır. Biz, çıkarların değil adaletin hakim olduğu bir dünya için çalışmaya devam edecek, sömürgeci politikaları uygulayanlara karşı her zaman sesimi yükselteceğiz.

TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği)

adına

Sümeyye EK                                                                                                                                                                

www.tokad.org

 

Leave a comment