Ağu
25
2011

Badiou ve Nancy “Arap Baharı”nı Tartışıyor

Libya’da savaş neredeyse sona erdi. Seyfülislam hâlâ Trablus sokaklarında görülse, Kaddafi tehditkâr ses kayıtları yayınlamayı sürdürse de savaşın sonunun geldiği ve kaybedenin kim olduğu aşikâr. Evet, sona ermesi muhtemel bir savaştan söz ediyoruz, başarıya ulaşan bir devrimden değil. Zira Tunus ve Mısır’dakinin aksine NATO’nun müdahalesiyle Libya’da yaşananlar diktatöre karşı bir devrim süreci olmaktan çıkarak açık bir iç savaşa dönüştü. Bir tarafta zalim olduğu ve def edilmesi gerektiği açık olan diktatör ama karşısında da küresel güçlerden maddi destek alan ve askeri operasyon gerçekleştiren NATO’yla paralel hareket eden isyancılar: Libya’da gerçekten rayından çıkmış bir ayaklanmayla ve sağlıklı tavır geliştirilmesi güç bir durumla karşı karşıya kaldık. Askeri müdahalenin henüz başladığı günlerde iki çağdaş Fransız filozofu insanları katleden Kaddafi’ye karşı Batılı güçlerin müdahalesinin yanında ya da karşısında durmanın ne anlama geldiği noktasında dikkat çekici bir tartışmaya giriştiler. Türkçede Özgürlük Deneyimi, Demokrasinin Hakikati ve son olarak Dört Küçük Konferans adlı kitapları ve Monokl dergisinin özel sayısıyla yeni yeni tanınan Jean-Luc Nancy, “Arap halkları bize neyi işaret ediyor?” başlıklı yazısında halkın namert katiline saldırılmasının gerekli bir şey olduğunu, dünyanın artık “Batı küstahlığının, özgüveninin ve emperyalizmin dünyası” olmadığını ve “birlikte yaşama eyleminin yeniden icat edilmesinin gerekli olduğu, her şeyden önce yaşama eyleminin kendisinin yeniden icat edilmesini gerektiren bir dünya” inşa etmek için mevcut durumun doğru anlaşılması gerektiğini söyleyerek bir bakıma NATO’nun müdahalesine onay vermiş oldu. Nancy’nin bu yaklaşımına karşı en ciddi tepki ise Alain Badiou’dan geldi. Jean-Luc Nancy’ye hitâben yazdığı açık mektupta şaşkınlık içinde olduğunu söyleyen Badiou akıntıya karşı durmaya çağırdığı muhatabına, Batılı bombacı ve askerlerin gerçek hedefinin “lanetli Kaddafi” değil Mısır’daki ve Tunus’daki devrim olduğunu söylüyordu: “Nasıl olur da sen bu tuzağa düşersin? Nasıl olur da eski durumun işlerine geldiği kişilere ‘kurtarma’ görevinin emanet edilmesini kabul edebilirsin? Bu kişiler mutlak bir biçimde, cebren, petrol ve hegemonya için oyuna geri dönmek istiyorlar. Mağdurların adına yapılan korkunç şantajı, ‘insani yardım’ (humanitarian) şemsiyesini basitçe kabul edebilir misin? Fakat bizim ordularımız yerel patron Kaddafi’nin kendi ülkesinde öldürebildiğinden daha çok insanı birçok ülkede öldürüyor. Çağdaş insanlığın büyük kasaplarına, aşina olduğumuz sakat bırakılmış dünyaya nezaret edenlere uzanan bu güven neyin nesi?”

Cogito dergisi yeni sayısında (sayı:67, yaz 2011) günümüz felsefesinin iki önemli ismi arasında yaşanan bu tartışmayı “gündem” bölümünde merceğe alıyor. Nancy’nin ve Badiou’nun metinlerinin yanı sıra “Arap Baharı” ve Libya olayları hakkında Gianni Vattimo’nun “Felsefeciler Savaşta”,  Donagh Brennan’ın “Alain Badiou, Jean-Luc Nancy, Fransa, Libya ve Ben” ve Immanuel Wallerstein’ın “Libya’nın Dikkatleri Dağıtması” başlıklı yazıları da okuyucuların dikkatine sunulmuş. “Arap Baharı” şeklinde adlandırılan ayaklanmalar sürecine küresel güçlerin dahlini ve kendisini Batılı mutabakatın dışına konumlayan muhalif kesimlerin yaşananlara karşı tavır alma noktasında dikkat etmesi gereken hususları, komplocu dış politika yazarlarının yüzeysel ve angaje bakışlarının ötesinde felsefi bir düzlemde değerlendirmek/tartışmak isteyenlerin bu dosyayı kaçırmaması gerektiğini belirtelim.

Söz konusu tartışma metinleri ilk olarak Dünya Bülteni tarafından çevrilmişti. Nancy’nin yazısı burada, Badiou’nun cevabı burada.

Leave a comment