May
22
2011

Halk, kendi siyasal örgütlenmelerini oluşturmalıdır!

Sakarya Başörtüsü Platformu,  Adapazarı kent merkezinde 297.basınaçıklamasını yaptı.
Başta iktidar olmak üzere mevcut siyaset tarzının içine düştüğü seviyesizlik yerilirken, açıklamada “başörtüsü”nü görmezden gelen, halka tepeden bakan anlayış da eleştirildi.
Kürt meselesine ve halkın içine düştüğü sefalet sarmalınada dikkat çekilen açıklama, “Ülkemiz ve Yakındoğu çok köklü bir değişimin arefesindedir, tüm taşlar yerinden oynamıştır ve bu aşamadan sonra kurallar yeniden yazılacaktır.
Bu tarihi süreçte halkın kendi siyasal örgütleri oluşturması, Adalet ve Dayanışma temelinde kenetlenmeleri hayati bir sorumluluktur.
SAGBP müslümanca tavrını muhafaza ederek bu sürece katkı yapmaya devam edecektir.
Yaşasın halkların kardeşliği
Yaşasın tevhid ve adalet mücadelemiz…”  ifadeleriyle sona erdi
SAGBP  adına Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadrican Mendi’nin yaptığı  açıklamanın tam metni şu şekilde:
SAGBP 297 . basın açıklaması
Seçimlere üç hafta kalmışken,siyasetin seviyesi irtifa kaybetmeye devam ediyor.
Temel meselelerde birbirlerinden anlamlı bir farkları olmayan düzen partileri, başta AKP olmak üzere tamamen seçmen kitlelerini ajite etmeye dönük bir tutum içindeler.
Bu Kayıkçı dövüşü devam ederken, bilinemeyen bazı ekiplerce  bir takım kasetlerin kamuoyuna servis edilerek  yapılmaya çalışılan böylesine ahlaksızca oyunlar ise tüm bu maskaralığın üstüne tuz biber oldu.
Devlet karşısında secde etmiş bir siyaset anlayışının rakipleriyle arasındaki fark anlaşılan halka ancak böylesi bir rezalet üzerinden gösterilmeye çalışılmakta!
Türkiye siyaseti açısından bu bile başlı başına utanılacak bir durumdur.
Tüm bu seviyesizlikler cereyan ederken hiç kimsenin ağzından Başörtüsü’ne ilişkin bir kelam çıkmaması ise oldukça manidar.
Başbakanın Edirne mitinginde Trakya Üniversitesine Başörtüleri yüzünden giremeyen öğrencilerin protestosuna karşı takındığı tutum,aslında hükümetin meseleye bakışını da çok net olarak gösteriyor.
Başbakan protestolar karşısında çok şaşırıp “yahu sizin meselenizi çözmedik mi? Üniversiteye giriyorsunuz işte…” gibi çok ilginç bir tepki verirken şunu mu söylemek istiyor.
Başörtüsü meselesi öğrencilerin üniversite kapısından girmelerinden ibarettir, bizde bu konuda üzerimize düşeni yaptık , artık kimse bundan ötesini beklemesin.
Bizde buradan bir kez daha hatırlatıyoruz.
Sayın başbakan Başörtüsü sorunu sizinde çok iyi bildiğiniz ancak anlamazlığa vurduğunuz üzere; okul kapısından girebilme meselesi değildir.
Ki halihazırda böyle bir iyileşme bile sağlanamamış, kısmi serbestlik tamamen hükümetin istikbaline bağlı hale getirilmiştir.
Yani hükümet başta olduğu sürece Başörtülüler mihnet altında kapıdan girecekler, ancak sonrasında herkes başının çaresine bakacak denilmektedir.
Sayın Başbakan bir kez daha hatırlatalım kimse sizden bir güzellik filan istemiyor.
Ancak  AKP’ nin  böylesine bir iktidar sarhoşluğu içinde olduğunu ve iktidarı kendilerine ait bir mülk gibi algıladıklarını görüyoruz.
Tıpkı görme özürlü bir vatandaşa asgari ücretten yakındığı için gazaba gelip “ görmediğin halde sana iş vermişiz daha ne istiyorsun” diye fırça atan bakanın haleti ruhiyesinde izlediğimiz gibi.
Bu yüzdendir ki bir kez daha hatırlatma ihtiyacı hissediyoruz; sayın bakan sayın hükümet sizler orada babanızın mülkünü dağıtmıyorsunuz.
Halka ait olan imkanları yönetiyorsunuz.
Ancak görünen o ki halen bunun farkında değilsiniz.
Bu yönetimi ne kadar başardığınızda ortadadır.
ekonomik iyileşme olarak verdiğiniz rakamların tamamı finans kapitalin durumundaki iyileşmeye işaret ediyor.
Vatandaşın ekonomik durumu ise tüm çıplaklığıyla ortada.
Bugün nüfusun %90 ı bugününü ve yarınını bir şekilde bankalar sistemine ipotek etmiş durumda. iş gücünün önemli bir kısmı asgari ücrete mahkum olmuş,iş güvenliği ise taşeron firmaların insafına terk edilmiş durumdadır.
Devletin ekonomik olarak vatandaşla kurduğu tek bağ ise dolaylı dolaysız sırtına yüklediği korkunç vergi yüküdür.
Vatandaşın tüm hayatı bankalara verdiği faiz ve devlete ödediği vergiler arasında öğütülmektedir.
Emek örgütsüzleştirilmiş, sermaye karşısında köle durumuna düşürülmüştür.
Hal bu kadar açıkken rakamlarla hokkabazlık yapmak, dahası utanmadan bir de halka sadaka teklif etmek ve bunu yoksullukla mücadele diye yutturmaya çalışmak düpedüz gaflettir ,halkı küçümsemektir.
Özgürlüklerle ilgili düzenlemelerinde önce referandum arkasından da seçim sonrasına bırakıldığına şahit olduk.
Buradan şunu belirtmek istiyoruz ki %10 barajının olduğu bir seçim sonrasında ortaya çıkacak meclis tablosu yeni bir anayasa yapmaya muktedir olamayacaktır.
Halkın gerçek siyasal temsilinin olmadığı bir meclis toplumun bütününün mutabakatına dayanan bir anayasa üretemez.
Yeni bir anayasa güdümlü STK’larla yada bürokratlar eliyle değil halkın siyasal örgütleri vasıtasıyla yapılabilir.
Ve bunun yolu ise öncelikli olarak seçim barajının kaldırılmasıdır.
Önümüzdeki süreçte Kürt meselesi tüm yakıcılığıyla gündemi belirleyecektir.
Artık bir “Kürt Ulusal Hareketi”ne dönüşmüş olan kürt siyasetine karşı hükümet, insiyatifi tamamen derin devlete, sivil/asker bürokrasiye bırakmış ve kafasını kuma gömmüştür.
Oysa durum son derece ciddidir; hamasi nutuklarla, askeri tedbirlerle bastırılabilme boyutunu çoktan aşmıştır.
Ancak ısrarla bunu görmezden gelen siyaset tam tersine Türk halkını yanlış yönlendirmekte ve ateşe benzinle gitmektedir.
Biran önce meclis ve meclis dışı tüm siyasal kanallar harekete geçirilmeli ve Türkiye kamuoyu bölgedeki gelişmeler konusunda doğru bilgilendirilmelidir.
Derin devletin elinden inisiyatif alınmalı halkın gerçek temsilcileri eliyle, alternatif,gerçekçi ve cesur adımlar atılmalıdır.
Bu minvalde türkiyenin Yakındoğu ve komşumuz suriyede olana olayları, halk hareketlerini de doğru değerlendirmesi gerekmektedir.
Toplumsal hareketlenmelerin dışarıdan yönlendirilmeye maruz kalmaması için içerde siyaset kanallarının açılması ve halkın siyasete reel biçimde dahil edilmesi gereği son olaylarda açıkça görülmüştür.
Ülkemiz ve Yakındoğu çok köklü bir değişimin arefesindedir,tüm taşlar yerinden oynamıştır, ve bu aşamadan sonra kurallar yeniden yazılacaktır.
Bu tarihi süreçte halkın kendi siyasal örgütleri oluşturması, Adalet ve Dayanışma temelinde kenetlenmeleri hayati bir sorumluluktur.
SAGBP müslümanca tavrını muhafaza ederek bu sürece katkı yapmaya devam edecektir.
Yaşasın halkların kardeşliği
Yaşasın tevhid ve adalet mücadelemiz…
SAGBP adına Sakarya Dayanışma Derneği
www.platformhaber.net

Leave a comment