Mar
22
2018

Çocukça Bir Pembe Heves – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Saat ikindi sonrası; kışa göre akşam, başka memleketlere göre gece, yüreğime göre hüzün. Ve bembeyaz bir sayfaya, mürekkebin ağırlığıyla yılın ilk gecikmiş yazısı. Yazacağım kelimeler de söylediğim sözler kadar kararsız olacak biliyorum ama yine de ufak bir yolculuğa çıkalım istiyorum: Bir gün. Her gün gidip geldiğim otobüsün koltuğunun altından gelen sıcak hava ayaklarımızdan şehrin soğukluğuyla buz tutmuş ellerimize kadar ulaşıp tüm vücudumuzu ısıtıyor ama yüreğimiz hiçbir fiziksel tedavi ile “karanlığın en koyusunun fecre en […]

Mar
20
2018

Tekerleğe Buğday Tanesi Ateşlemek – Banu Gün

  Af diliyorum. Kara parçalarına verdikleri insan sayısı umurumda değil. Her düşüncemizi tahakküm altında tutmaya çalışan yaptırımlar zincirinde olmaktan rahatsızız. Ses çıkarmak isteyenler ayaklar altına alınan bir fanusun içinde.  Karunlar ve Kabillerin piyasa hırsları, ortada ne Nuh’un gemisini ne Musa’nın asasını bırakacak… Sahnede bize hiçbir zaman mikrofon uzatılmayacak, biliyoruz.  Belki uzaktan bir bomba.. Çünkü bazen insanlar gerçeği gösterdikleri için kaybetmişlerdir. Sokrates yanlış demiştir, İsa yanlış demiştir. ‘Bu yaptığınız yanlış’, ‘bakın yavaş yavaş ölüyoruz’ demek sizi […]

Ara
26
2017

khk kelâmı şiiridir

Nerede ne kadar oturup konuşacağımızı söyleyecekler Biz biraz daha oyalanacağız

Eki
8
2017

Senin Adın Çocuk – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Saatler ayarlanmadan ölüme, hafiften esen rüzgar getiriyor adını. Sancılı geçen nice gecelerde kimsenin görmediği o kayan yıldız gibisin. Bekliyorsun, bu aydınlık gecenin sabahına doğru dudaklarımızın aynı şarkıları söylemesini. Oysa akıllarımız şarkıların rengini yakalayamayacak kadar paslı ve kara. Onun intihar girişimleri ise sonu olmayan kelimelerle avutuyor kendini, yenik düşüyor kelimelerine. Ama biz nedenli küsmeliydik küskünlüklerimize, bizi senden alıkoyan hayranlıklarımızdan vazgeçerek… Ellerin ellerimizle barışık, gözlerin gözlerimizle yabancı… Nedir bu kavga bu denli zamanlı? Demir makinelere karşı […]

Eki
1
2017

Gururla Bakıyorsunuz Dünyaya – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

Gururla bakıyorsunuz dünyaya: hiçbir şey olmamış, yaşanmamış, kaybolmamış gibi… Ama bir şey demeden sussun yine de olmayan, yaşamayan, kaybolmayan! Kim bilir şu an hepimizin yaşamasıdır aslında garip ve dehşet verici olan? Doğru ama, bunları söylemenin hiçbir zaman yeri ve zamanı olmayacak belki de! Her şeye rağmen farkında olmadan silin gözlerinizi haritadan, hiç bilmeden kendi ateşinizi kendiniz karabilirsiniz.

Eyl
17
2017

Direniş Matbaası – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

Bir terazi yıkımı gerçekleşiyor altın çağda. Çağı alıp satmaya çalışanların hevesi terazinin bakırlığına kayıyor. Tanınmış kişiler terazinin ağır tarafı, kayıp gidiyor yerin dibine doğru. İsimler kalıplaşmış..

Eyl
5
2017

Bir Erken Dönem İdeolojik Devlet Deneyimi – Murat Muratoğlu

  Medine ve Hicret itikadî bir önem kadar taşıdığı siyasi anlamla da Müslümanlar için bir örnek ve mühim izlekler barındırmakta. Dr. Fethi Osman’ın bir kitapçığı “Düşünce Devleti: Bir Erken Dönem İdeolojik Devlet Deneyimi” (Fecr Yayınevi, 1. Baskı: 1992, Türkçesi: Salih Osman) bize Medine Devletinin (Hicret Devleti atfı ile anlatır) yapısal karakterini analiz etme ve belli bir düşüncenin inşasına katkı sunacak nitelikte rehber metin olma özelliğine haiz. Metinin kısalığına ve sıklıkla belli noktalarda döndürdüğü vurgulara rağmen […]

Tem
23
2017

‘BİR’BİRİMİZ… – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Ve kardeştik: çok sabahtı… Göz gözü görmeyecek kadar çok. Bir aydınlık, kör eden. Ve sığınıyorduk güneşin gölgesine. Adlarımız benziyordu, belki ruhlarımız: bir o kadar yabancı ve uzağız. Nerede, nasıl bir adım: belirsiz. Belki de hiç yok? Ve bu sefer uzaktan sesler: hayret ki duyuyoruz. Bir çocuk sevinci var hepimizde. Neden: ‘yabancılaşma’ heyecanı. Ama aynı değildik hiçbirimiz. Tamam: benziyordu adlarımız, benziyordu ruhlarımız. Ya adımlarımız? Ya susmalarımız? Yok, var: ikisi ortasında bir yol bulunacaksa bir tartışma… […]

Haz
4
2017

Dağların Çobanları… – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Dağların arasından çıkıyor çobanlar, kavalları yerlerde. Sürüleri önlerinde, koşturmacada. Bilirsiniz karlıydı da dağlar, erimezdi yaz-kış… –Çobanım, kavallarımı yerlere vura vura aranıyorum. Ve şimdi betonlar arasında kalmış dağlarım. Kafalarını elektrik demirlerine çarpa çarpa kaçışıyor sürülerim. Ve anlıyorum dünyaya yaşamak için geldiysek de daha çok yaşlanıyor insan… Ağaçların demir gövdeleri köküyle toprağı tutamıyor. Dağlar sellere tutulmuş, şehir yabancı duruyor ortalıkta. Bu kadar zor olmamalı yaşamak. Başka bir ipten tutunarak nefes almalıyız. Ve biz olmayan hayatlara vurgunuz. […]

Nis
17
2017

Olması Gerekenden Uzakta – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  İnsan olmanın temel esaslarının göz ardı edildiği hatta hiç ele alınmadığı bir dönemde yaşar hale geliyoruz. Söylediğimiz kelimeler, kullandığımız ifadeler ve ilgi duyduğumuz şeyler başkalaşıyor. Olması gerekenin ne olduğunu bilmeden onun etrafında dolaşıp duruyoruz. Bütün her şey anlam derinliğini kaybetmeye ve birer şekil haline gelmeye başlıyor. Olacaklardan habersiz bir anlamsızlığa doğru sürükleniyoruz ama farkında değiliz: farkında olmadığımızın da… Ve çevremizde anlamsızlığın derin belirtileri dolaşıp duruyor. Bu derin belirtileri kimi zaman görmüyoruz, kimi zaman görmezden […]

Sayfalar:1234567...90»
FELAH KİTAP

ÖYB Kısa Film Yarışması

mülteci yüreğim vv - Kopya

Tasfiye 50

Tasfiye 49

Tasfiye 48

Panel Notları

Yazar Girişi

Tasfiye Arşivi

istatistik

  • 117Bugün okunanlar:
  • 1779Aylık okunma:
  • 230420Toplam ziyaretçi:
  • 35Bugünkü ziyaretçiler:
  • 996Aylık ziyaretçi:
  • 43Günlük ziyaretçi:
  • 0Şu anda online olan ziyatçiler: