Eki
8
2017

Senin Adın Çocuk – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Saatler ayarlanmadan ölüme, hafiften esen rüzgar getiriyor adını. Sancılı geçen nice gecelerde kimsenin görmediği o kayan yıldız gibisin. Bekliyorsun, bu aydınlık gecenin sabahına doğru dudaklarımızın aynı şarkıları söylemesini. Oysa akıllarımız şarkıların rengini yakalayamayacak kadar paslı ve kara. Onun intihar girişimleri ise sonu olmayan kelimelerle avutuyor kendini, yenik düşüyor kelimelerine. Ama biz nedenli küsmeliydik küskünlüklerimize, bizi senden alıkoyan hayranlıklarımızdan vazgeçerek… Ellerin ellerimizle barışık, gözlerin gözlerimizle yabancı… Nedir bu kavga bu denli zamanlı? Demir makinelere karşı […]

Eki
1
2017

Gururla Bakıyorsunuz Dünyaya – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

Gururla bakıyorsunuz dünyaya: hiçbir şey olmamış, yaşanmamış, kaybolmamış gibi… Ama bir şey demeden sussun yine de olmayan, yaşamayan, kaybolmayan! Kim bilir şu an hepimizin yaşamasıdır aslında garip ve dehşet verici olan? Doğru ama, bunları söylemenin hiçbir zaman yeri ve zamanı olmayacak belki de! Her şeye rağmen farkında olmadan silin gözlerinizi haritadan, hiç bilmeden kendi ateşinizi kendiniz karabilirsiniz.

Eyl
17
2017

Direniş Matbaası – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

Bir terazi yıkımı gerçekleşiyor altın çağda. Çağı alıp satmaya çalışanların hevesi terazinin bakırlığına kayıyor. Tanınmış kişiler terazinin ağır tarafı, kayıp gidiyor yerin dibine doğru. İsimler kalıplaşmış..

Eyl
5
2017

Bir Erken Dönem İdeolojik Devlet Deneyimi – Murat Muratoğlu

  Medine ve Hicret itikadî bir önem kadar taşıdığı siyasi anlamla da Müslümanlar için bir örnek ve mühim izlekler barındırmakta. Dr. Fethi Osman’ın bir kitapçığı “Düşünce Devleti: Bir Erken Dönem İdeolojik Devlet Deneyimi” (Fecr Yayınevi, 1. Baskı: 1992, Türkçesi: Salih Osman) bize Medine Devletinin (Hicret Devleti atfı ile anlatır) yapısal karakterini analiz etme ve belli bir düşüncenin inşasına katkı sunacak nitelikte rehber metin olma özelliğine haiz. Metinin kısalığına ve sıklıkla belli noktalarda döndürdüğü vurgulara rağmen […]

Tem
23
2017

‘BİR’BİRİMİZ… – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Ve kardeştik: çok sabahtı… Göz gözü görmeyecek kadar çok. Bir aydınlık, kör eden. Ve sığınıyorduk güneşin gölgesine. Adlarımız benziyordu, belki ruhlarımız: bir o kadar yabancı ve uzağız. Nerede, nasıl bir adım: belirsiz. Belki de hiç yok? Ve bu sefer uzaktan sesler: hayret ki duyuyoruz. Bir çocuk sevinci var hepimizde. Neden: ‘yabancılaşma’ heyecanı. Ama aynı değildik hiçbirimiz. Tamam: benziyordu adlarımız, benziyordu ruhlarımız. Ya adımlarımız? Ya susmalarımız? Yok, var: ikisi ortasında bir yol bulunacaksa bir tartışma… […]

Haz
4
2017

Dağların Çobanları… – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Dağların arasından çıkıyor çobanlar, kavalları yerlerde. Sürüleri önlerinde, koşturmacada. Bilirsiniz karlıydı da dağlar, erimezdi yaz-kış… –Çobanım, kavallarımı yerlere vura vura aranıyorum. Ve şimdi betonlar arasında kalmış dağlarım. Kafalarını elektrik demirlerine çarpa çarpa kaçışıyor sürülerim. Ve anlıyorum dünyaya yaşamak için geldiysek de daha çok yaşlanıyor insan… Ağaçların demir gövdeleri köküyle toprağı tutamıyor. Dağlar sellere tutulmuş, şehir yabancı duruyor ortalıkta. Bu kadar zor olmamalı yaşamak. Başka bir ipten tutunarak nefes almalıyız. Ve biz olmayan hayatlara vurgunuz. […]

Nis
17
2017

Olması Gerekenden Uzakta – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  İnsan olmanın temel esaslarının göz ardı edildiği hatta hiç ele alınmadığı bir dönemde yaşar hale geliyoruz. Söylediğimiz kelimeler, kullandığımız ifadeler ve ilgi duyduğumuz şeyler başkalaşıyor. Olması gerekenin ne olduğunu bilmeden onun etrafında dolaşıp duruyoruz. Bütün her şey anlam derinliğini kaybetmeye ve birer şekil haline gelmeye başlıyor. Olacaklardan habersiz bir anlamsızlığa doğru sürükleniyoruz ama farkında değiliz: farkında olmadığımızın da… Ve çevremizde anlamsızlığın derin belirtileri dolaşıp duruyor. Bu derin belirtileri kimi zaman görmüyoruz, kimi zaman görmezden […]

Nis
10
2017

Bir Kapı Aralığı: Yaşam ve Ölüm – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Her şey bilincinde güzel: neden yaşadığımız, neden büyüdüğümüz, neden sevinip üzüldüğümüz, neden yaratıldığımız, neden öldüğümüz… Neden öldüğümüz… Hep sakındığımız o kelime: ölüm. Sevinçlerimiz, heyecanlarımız, hüzünlerimiz ile süsleniyor yolculuğumuz. Nereden geldiğimizi unutarak bilmeden bastığımız toprak, nereye gideceğimizi anlamayarak bilmeden bastığımız toprak… Kan ve çamur… Beden ve ruh… İnsan ve beşer… Yaşam ve ölüm… Mesela bir çocuğun titrek dudaklarında seyretmiştirsiniz ölümü. Tütmesi gereken ocağın nerede olduğunu bilmeden onu arayan gözlerinde çok da belli oluyordur ölüm. Hem […]

Mar
26
2017

Kaygı artık ehlîleşmediğinde

  Isabell Lorey’in, (Türkçe çevirisi Otonom Yayıncılık – 2016) Kırılganların Yönetimi adlı kitabının farklı tarafı kendini tahlille sınırlandırmayıp egemenlerin kırılgan kıldığı kişiler-topluluklar için isyancı-kurucu bir geleceğin izini sürmeye çalışması, bunun işaretlerini göstermesidir.

Şub
19
2017

Yûsûf Peygamberin Tamamladığı Çerçeve

  Yûsûf Peygamberin hayatı, mücadelesi umumiyetle ya Dîvan Şiirinde de karşımıza çıktığı gibi “Yûsûf ile Züleyha” başlıklı bir aşk hikâyesine ya da sadece kişisel bir ahlâkî çerçeveye indirgenmiştir ki bu çok boyutlu mesajları iç içe geçen bir pratiğin başına gelebilecek en büyük talihsizliklerdendir. Yûsûf Peygamberin, Rabbine duyduğu sorumluluk bilinciyle hareket ederek zaaflarına karşı inşa ettiği eşsiz ahlâkı çarpıcı bir örnekliktedir. Yozlaşma ve çürümenin saldırılarına karşı kişiyi onaran, muttaki bir insan olarak ayakta tutan bu ahlâk […]

Sayfalar:1234567...89»
FELAH KİTAP

ÖYB Kısa Film Yarışması

mülteci yüreğim vv - Kopya

Tasfiye 50

Tasfiye 49

Tasfiye 48

Panel Notları

Yazar Girişi

Tasfiye Arşivi

istatistik

  • 35Bugün okunanlar:
  • 1298Aylık okunma:
  • 223322Toplam ziyaretçi:
  • 28Bugünkü ziyaretçiler:
  • 1157Aylık ziyaretçi:
  • 43Günlük ziyaretçi:
  • 0Şu anda online olan ziyatçiler: